50 - KAAF SÛRESİ - Index Web - 50. Sayfa
50 - KAAF SÛRESİ
Mekke'de nazil olmuştur, 45 âyettir.
Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adiyle[1]
1 (Kaaf. (Murâdını, Allah Teâlâ bilir.) O şanlı, şerefli Kur'-ân hakkı için (onlar, sana inanmadılar).
Kaaf: Benzerleri gibi, müteşâbihattandır. Te'vîlini ancak Allah Teâlâ bilir. Maamâfih, sûrenin adıdır. Yâhûd Kadir, Kaadir, Ka-âhir, Karib, Kaâbız isimlerinin miftahıdir, diyenler vardır. Hattâ eskilere göre, küre-i arzı muhît olduğu mefrûz, Kaf Dağının ismi olduğunu bile söyleyenler olmuştur.[2]
2 (Belki o kâfirler, kendilerine içlerinden inzâr edici bir peygamber geldiğine taaccüb ettüer de: «Bu ne garib seyN dediler.)[3]
3 (Biz ölüp de (bir yığın) toprak olduktan sonra mı Ctefcj irileceğiz?). Bu rücû' (âdet ve imkândan) uzaktır)[4]
4 (Biz yerin onlardan (cesedlerinden) ne eksilteceğini bili her şeyi hıfzeder (her türlü tağyir ve tebdilde bir Kitab vardır.)[5]
5 (Belki hak (mu'cizelerle sabit olan nübüvvet veya kendüele geldiği zaman tekzîb ettüer. Şimdi, onlar cırmık
asalâtü vesselam için kimi sâhir, kimi şâir, kimi med-nûn, Rımı öğretilmiş-, Kur'ân hakkında da-, kimi sihir, kimi bir yalan ve iftiradır dediler.)[6]
6 (Kâfirler) üzerlerindeki semâya bakmadılar mı, onu nasıl (kudretle) bina ettik ve (yıldızlarla) nasıl tezyin eyledik. Onda hiçbir yarık, gedik de yoktur. (Her ayıbtan salimdir.) [7]
7 (Yeri de biz döşedik. Ona sabit dağlar koyduk. Ve i rinde, her çeşidinden, güzellikleri iç açan nebatlar bitirdik)[8]
8 (Bütün bunları, bize (tevhîd ve tâatle) rücû' eden her kulun basiretini açmak, O'na öğüt vermek için yaptık.)[9]
9, 10 (Ve semâdan bereketli yağmur yağdırdık. Onunla bahçeler, biçilecek dâneler, tomurcukları birbiri üzerine kat kat yığılmış, uzun ve yüksek hurma ağaçları bitirdik. )[10]
11 (Bunlar, kullara nzık olmak içindir. Biz, o su ile ölü bir beldeye hayât verdik. İşte, kabirden çıkış da bunun gibidir.)[11]
12, 13, 14 (Onlardan önce Nûh kavmi, Ashâb-ı Ress, Se-mûd ve Ad kavimleri. Fir'avn ile Lût kavmi (Sedûmlular), Ashâb-ı Eyke, Tübba kavmi, her biri (veya hepsi) Peygamberlerini tek-zîb etmeleri yüzünden azabım kendilerine hak oldu. (Helak ve münkariz oldular.)
Ress, bir kuyunun adıdır. Yanında bir cemâat yaşarmış.[12]
15 (Biz, ilk halkta aciz mi gösterdik (ki tekrar diriltmekten âciz kalalım?) Hayır, (böyle olmadığını bilirler). Onlar, bu yeni yaratıştan şübhe içindedirler. )[13]
16 (Yemin ederim. Biz, insanı yarattık. Ve kalbine hutur eden vesveseyi biliriz. Biz, insana şahdamarından daha yakınız.)[14]
17 (Hatırla ki, insanın sağında, solunda oturan iki Melek bütün amellerini (sözlerini ve hareketlerini) tesbît ederler. )[15]
18 (O, her ne söz söylerse, mutlaka yanında hazır bir gözcü vardır. )[16]
19 (Ölüm baygınlığı doğrulukla gelince ona: «İşte, senin (korkup) kaçtığın ölüm budur.» (denilir.) [17]
20 (Ve Sûr (ikinci defa) üfürülür. «İşte bu, mev'ûd olan azâb günü.» denir.)[18]
21 (O gün her nefis, beraberinde (biri) onu (Mahşer'e) sevk ve (diğeri) ameline şehâdet eden iki Melekle gelir.)[19]
22 (Celâlim hakkı için, sen (dünyâda) bugünden gaafildin. (Allah Teâlâ'yı ve Resulünü tasdik etmezdin.) Şimdi, gözünden gaflet perdesini açtık. Artık bu gün, gözün keskindir. (Bugün dünyâda inkâr ettiğini görebilirsin denir.) [20]
23 (Ve (her insana müvekkel) yakını olan (Melek): «Onun a'mali yanımda (yazılı ve) hazırdır.» (der.) [21]
24, 25,26 (Allah Teâlâ; sevk ve şehâdet eden Meleklere, yâ-hûd Cehennem bekçilerinden iki Meleğe buyurur): (Küfüründe) inâd eden (haktan yüz çeviren), hayra mâni' olan (malının zekatını vermiyen ve halkı İslâm Dininden alıkoyan) gayre teaddı ve zulmeyliyen, (Allah'ın vahdâniyyetinde ve islâm Dîninde) şekke-den her kâfiri Cehennem'e atın, İd o, Allah Teâlâ ile beraber başka bir ilâhı şerîk edinmiştin İmdi ikiniz onu, o şiddetli azaba bırak!»[22]
27 (O zaman kariyni Şeytan hakkında: «Beni, bu.idlâl etmişti.» der. Bahane arar). Arkadaşı. «Ey Rabbimizl Onu ben idlal etmedim. (Benim, onu cebre kudretim yoktu). Belki, kendisi (hak ve îmândan) uzak bir dalâl içindeydi.» der.[23]
28 (Allah Teâlâ) buyurun Benim yanımda çekişmeyin. Ben size evvelce (Kitablarım ve Peygamberlerimle) tuğyan edenlere vaîdimi göndermiştim.» [24]
29 (Benim nezdunde söz (va'd ve vaid) değiştirilmez. Ben, kullarıma zulmedicilerden de değilim. (Günahsız kimseye azâb etmeni.)[25]
30 (O gün Biz, Cehennem'e: «Doldun mu?» diyeceğiz. O da: «Daha var mı?» diyecek.)[26]
31 (Cennet, müttekîlere yakinlaştınlacak, onlardan uzak kalmıyacak.)[27]
32 (Onlara şöyle denilecek): «İşte (ma'siyetten, tâate; şirkten, tevhide rücû' ve nefsini havasından muhafaza ederek, sera riâyet eden) sizlere va'dolunan Cennet budur ki, Allah'a yönelip, kendini koruyan herkes içindir.)[28]
33, 34 (Görmediği hâlde Rahmân'dan korkan ve O'na yönelmiş bir kalble gelen her ferde; «Buraya emn-ü selâmetle girin, işte bu, ebedîlik günüdür.» denilecek.)[29]
35 (Onlara, orada her istedikleri vardır. Bizim nezdimizde ise, ziyâdesi de var. )
Gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve kimsenin hatırlayamıyacağı ni'metler:
Ziyâdeden murad; Rü'yetullah'tir, denilmiştir.[30]
36 (Bunlardan Önce Biz, birçok nesiller helak ettik, ki kuvvetçe kendilerinden daha üstündüler. Ölümden kurtulmak için, şehirleri delik deşik etmişlerdi. (Fakat Allah Teâlâ'dan veya ölümden) kaçıp, sığınacak bir yer var mıydı? )[31]
37 (Şübhesiz ki, bu sûrede zikrolunanlarda (temiz bir) kalbi olan, yâhûd can kulağı ile dinliyen kimseler için bir tezkîr ve mevıza vardır.)[32]
38 (Celâlim lîakkı için gökleri, yeri ve aralarmdakini Biz, hiçbir yorgunluk duymaksızın, altı günde yarattık.)
Bu âyet-i celîle, Yahudilerin: «Allah, hilkati altı günde tamam-hyarak yedinci Cumartesi günü istirahat etti. Arş üzerinde bağdaş kurup oturdu. Bu sebebten, o günü mübarek ve mukaddes kıldı.» iddiasını reddetmektedir.[33]
39 (İmdi (Yâ Muhammedi) Onların söyledikleri sözlere karşı sabreyle. Rabbin celle şânuhu, Güneş'in doğuşundan Önce, gurubundan Önce hamd ile teşbih ve tenzih et! )
Sabah, Öğle, İkindi Namazlarını kıl.[34]
40 (Ve gecenin bir kısmında ve secdelerin arkasında da O nu teşbih eyle! )
«Ve minelleyl» den murâd: Akşam, Yatsı ve Teheccüd Namazlarıdır.
«Edbâressücud» ile murâd da: Farz Namazların ardında mesnûn olan Nafile Namazları, veya Vitir Namazı, yâhûd- Akşam Namazının sünneti, veyâhûd salâvat-i mektûbenin ardınca tesbîh edilmesidir, denilmiştir.
Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz:
«Kim, salâvat-i mektûbe ardınca otuzüç kere (Sübhânallah), otuzüç kere (Elhamdülillah), otuzüç kere (Allahü ekber) dedikten sonra, bir kere de (La ilahe illâllahü vahdehû la şeriyke leh, le-hülmülkü ve lehülhamdü ve hüve ala külli şey'in kadiyr) derse," deniz.köpüğü kadar da olsa, Allah Teâlâ, bütün hatâlarını yar-hgar.» buyurmuştur.
Ebû Hüreyre (R.A.)'den şu hadîs rivayet olunmuştur: «Eshâbın fakirleri Peygamber (S.A.VJ'e dediler kij Yâ Resû-lâllah, zenginler zenginlikleri sebebi ile yüksek derecelere, daimî ni'metlere nail oldular. Zîrâ bizim gibi namaz kılıyor; bizim gibi cihâd ediyorlar. Bununla beraber, mallarının fazlasını infâk ediyorlar. Biz, buna muktedir değiliz! Cevaben şöyle buyurdular:
«Size bir amel haber vereyim mi? Ki onunla sizi geçenlere ereri sonra gelenleri geçersiniz! Sizin amelinizin sevabına ancak o ameli işlemekle nail olurlar. îmdi, her farz namazdan sonra otuz üç kere Sübhânallah, otuz Üç kere Elhamdülillah ve otuz üç kere Allahü ekber, deyin!»[35]
41, 42 (Yâkm bir yerden, o münâdinin nida edeceği güne kulak ver! O gün, o hak olan sayhayı (ikinci nefhâyı) işiteceklerdir. Bu, kabirlerden çıkış günüdür.)[36]
43 (Şübhe yok ki, (dünyâda insanları) Biz diriltir ve öldürürüz. Ve (Âhirette ceza için) mercileri ancak Bizedir. )[37]
44 ( O gün, yeryüzü yarılacak (halk kabirlerinden) sür'atle çıkacaklardır. Bu ba's ve haşir Biz'e göre kolaydır. )[38]
45 (Biz, onların neler dediklerini çok iyi bileniz. Sen, onları la islâm'a 'getirecek değilsin. (Ancak davet edersin). Şimdi sen, Benim vaîdimden korkacak kimselere, bu Kur'ânla va'z ve nasihat et! ) O gün için korunsunlar, kalb-i münib ile, emn-ü selâmetle Cennet'e girmeye çalışsınlar.
Câbir ibn-i Semûre (R.A.)'den rivayet olunduğuna göre, Hazret-i Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz, bu sûre-i celîleyi çok kere Sabah Namazında okurlardı.[39]
[1] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/210.
[2] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/211.
[3] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/211.
[4] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/211.
[5] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/211.
[6] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/211.
[7] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/211.
[8] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/212.
[9] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/212.
[10] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/212.
[11] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/212.
[12] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/212.
[13] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/212.
[14] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/212.
[15] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/212.
[16] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/212.
[17] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/213.
[18] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/213.
[19] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/213.
[20] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/213.
[21] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/213.
[22] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/213.
[23] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/213-214.
[24] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/214.
[25] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/214.
[26] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/214.
[27] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/214.
[28] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/214.
[29] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/214.
[30] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/214.
[31] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/215.
[32] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/215.
[33] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/215.
[34] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/215.
[35] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/215-216.
[36] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/216.
[37] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/217.
[38] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/217.
[39] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/217.
İslami Okul Okulların En Önemlisi