Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

55 - RAHMAN SÛRESİ - Index Web - 55. Sayfa

55 - RAHMAN SÛRESİ

 

Mekke'de nazil olmuştur,  7Ş  âyettir.

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adiyle[1]

 

1, 2 (Kur'ân'ı, o esirgeyen Allah öğretti.)

Müşrikler: «Rahman nedir? Biz, bu isimde Yemâme'nin rah­manından, yânı Müseylemetü'KKezzâb'dan başka kimse bilmeyiz.»

dedikleri vakit, bu âyet inmiştir.  «Kur'ân'ı, Muhammed  (S.A.V.)'e insan öğretir.» dedikleri vakit inmiş olması da caizdir.

Bu sûrede; dünyâ ve Âhiret ni'metleri sayıldığı için, ona «Rah­man» sıfatı ile başlanmıştır. Dünyâ ni'metierinin en büyüğü ve as­lı Kur'ân'ı indirmek ve öğretmek olduğundan evvelâ ondan bah­sedilmiştir. [2]

 

3, 4 (însanı, O halk etti. O'na beyânı ta'lîm buyurdu.)[3]

 

5  (Güneş de, Ay da hesâblıdır.   (Burçlarında,  menzillerinde mukadder ve malûm olan bir hesâbla cereyan eder.)[4]

 

6 (Sakı olmayan nebatlar ve  ağaçlar O'na secde  ederler.)[5]

 

7  (Göğü, yükseklere O kaldırdı. Ve mîzânı va'zetti.  (Adaleti te'sîs eyledi veya muvâzene-i âlemi kurdu.) [6]

 

8, 9  (Tâ ki, tartıda haksızlık etmeyin. Teraziyi, adille doğrultun. Eksik tartmayın.)[7]

 

10 (Yeri de, bütün mahlûkâtı   (menfâati)   için O yaydı.)[8]

 

11, 12 (Orada  çeşîd  çeşid  meyvalar,  kapçıklı  hurma  ağaç­ları, yapraklı dâneler ve güzel kokulu çiçekler vardır. )[9]

 

13 ( İmdi  (Ey ins ve cin!)  Rabbiniz celle şânühun hangi ni'-metlerini tekzîb edebilirsiniz? )

İbn-i Ömer ve Câbir (R. Anhümî'den rivayet edildiğine göre, Resûl-ü Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem, ashabına Rahman sû­resini okumuşlardı. Sükût ettiler. Buyurdu ki: «Sebeb ne? Niçin, sizi sükût eder görüyorum? Ben, cinnîlerden sizinkinden daha gü­zel cevâb işittim. Leyle-i Çin'de bu sûreyi cinnîlere okumuştum. «Febieyyl âlâi rabMkümâ tükezzibân» kavl-i ilâhisine her geldi­ğimde: «Lâ bişey'in, min ni'metike rabbenâ nükezzibü felekel hamd (Ey Rabbimiz! Ni'metlerinden hiç bir şeyi tekzîb etmeyiz. Hamdi-miz Sanadır)  dediler.»

Bu sebebledir ki, bu sûre-i celîle okunurken, dinliyenlerin her

«Febieyyi  âlâi  rabbikümâ  tükezzibân»   denildikçe   böyle   söyleme­leri mendûbdur.[10]

 

14, 15 (İnsanı fağfur gibi ses veren kuru çamurdan; cânnı da dumansız ateşten  (hâlis alevden)  yarattı.)[11]

 

16 (İmdi,  Rabbiniz celle  şânuhun  hangi  ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[12]

 

17 (İki meşrık'm da, iki mağrib'in de Rabbi O'dur.)[13]

 

18 (İmdi, Rabbiniz celle  şânuhun  hangi  ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[14]

 

19, 20 (Biri tatlı, diğeri acı) iki denizi, birbirine kavuşmak üzere, bırakıverdi. Fakat, ikisi arasında hadlerini tecâvüz ve hu­susiyetlerini ifna etmeye mâni' bir berzah vardır. (Yine tatlısı tatlı, acısı acı olarak kain) [15]

 

21 (İmdi,  Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz. )[16]

 

22 (Bu iki denizden   (büyük ve küçük)   inci ve mercan çı­kar. )[17]

 

23 (İmdi,  Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[18]

 

24 (Denizde, dağlar gibi yelkenleri yükselen gemiler de O'-nundur.)   [19]                                                                             

 

25 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[20]

 

26, 27 (Yeryüzünde,  her şey fânidir.  Ancak  azamet ve  ik­ram sahibi olan Rabbin celle şânuhun zât'ı Bâkî'dir.)

28  (İmdi,  Rabbiniz celle  şânuhun  hangi  ni'metlerini  tekzîb edebilirsiniz? )[21]

 

29 (Göklerde ve yerde ne varsa hepsi  CO'na muhtaçtır. Ha­cetlerini)   O'ndan isterler. O, her an bir iştedir. )

Diriltir, öldürür, bir kavmi aziz, bir kavmi zelil eder. Kimini hasta eder, kimine sağlık verir. Dua edene icabet eder. Ve isteyene .verir. Günahkârlara mağfiret,  tâat  ehline rahmet,  eyler.  Her şeyi, her işi dilediği gibi halk ve tahvil eder.[22]

 

30 (İmdi, Rabbiniz celle  şânuhun  hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[23]

 

31 (Ey  (ağır bir yük altında bulunan)   ins ve cin! Yakında (hesâb ve cezanız için) size teveccüh edeceğiz. )[24]

 

32 (İmdi,  Rabbiniz celle  şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[25]

 

33 (Ey cin ve ins cemâati!  Şâyed   (kaza ve ölümden halâs olmak için)  göklerin ve yerin kenarından çıkıp gitmeye gücünüz yeterse,  haydi  çıkın,  gidin!  Fakat,  asla  çıkamazsınız.  Ancak  bir kuvvetle  çıkabilirsiniz   (ki,  bu  da bir  emr-i  muhaldir.  Böyle  bir kuvvetiniz yoktur.) 

Cin ve ins, filhakika kadir ve i'tibârı hâizdir. Fakat arz ve se­mâ kuvvetlerinin üstüne çıkacak derecede bir kuvvet ve saltana­ta sâhib değildirler. Onun için çıkamazsınız. Daha doğrusu, Allah Teâlâ tarafından bahşedilecek bir kuvvet veya bir ferman olma­dıkça çıkamaz ve kaçamazsınız. Bu söz, onlara Âhiret'de söylene­cek diyenler de vardır.[26]

 

34 (İmdi, Rabbiniz celle  şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[27]

 

35 (Kıyamet Günü)   üzerinize   alevli  ateş  ve   erimiş  bakır dökülür. Siz, o azâbtan kurtulamazsınız. )[28]

 

36 (İmdi, Rabbiniz  celle  şânuhun  hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[29]

 

37 (Gök yarılıp da gül renginde kırmızı sahtiyan gibi, kızıllaştığı zaman. )[30]

 

38  (İmdi, Rabbiniz celle  şânuhun  hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[31]

 

39 (O gün, ne ins ve ne cinne günâhlarından sorulmaz.)[32]

 

40 (İmdi,  Rabbiniz  celle  şânuhun hangi  ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[33]

 

41 (Günahkârlar  (siyah yüzleri ve mavi gözleriyle)  simala­rından bilinir de, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanır   (Ce-hennem'e sürülür, baş aşağı ateşe atılırlar.) [34]

 

42 ( İmdi, Rabbiniz celle  şânuhun hangi  ni'metlerini  tekzîb edebilirsiniz? )[35]

 

43, 44 (İşte bu, günahkârların tekzîb ettikleri Cehennem'dir» (denilir). Onlar, o Cehennem ateşiyle, kaynar su arasında dönüp dolaşırlar. )[36]

 

45 ( İmdi, Rabbiniz celle şânûhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[37]

 

46 (Hesâb  için)   Rabbinin   huzurunda   durmaktan  korkan­lar için iki Cennet vardır. (Biri Adn ve diğeri Naîm Cenneti.) 

Yâhûd iki Cennet'den biri insan, diğeri cin taifesinin Allah'dan korkanları içindir.

îki fırkadan herkese ikişer Cennet vardır, diye tefsir olundu­ğuna göre; Cennetlerin biri i'tikadı, biri de ameli için verilecektir. Yâhûd biri tâat işlediği, diğeri muhalefetten kaçındığı içindir. Cen­netlerin biri ruhani, biri cismânidir ma'nâsına da gelebilir.[38]

 

47 ( İmdi, Rabbiniz celle şânuh'un hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[39]

 

48 (Bu Cennetler, çeşid çeşid ağaçlarla doludur. )[40]

 

49 (İmdi, Rabbiniz celle  şânuhun  hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[41]

 

50 (Bu iki Cennette (Tesnîm ve Selsebîl     adlı)   iki pınar akar.)[42]

 

51 (İmdi,  Rabbiniz celle  şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz?)[43]

 

52 (Bu iki Cennette, her meyvadan çifter çifter vardır.)

Biri, dünyâda bilinen, diğeri bilinmeyen; veya biri yaş, biri ku­ru; yâhûd biri acı, diğeri tatlı iki çeşid.[44]

 

53 (İmdi, Rabbiniz celle şânuh'un hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[45]

 

54 (Onlar (O Allah Teâlâ'dan     korkanlar)   orada astarlan (yeşil)   dîbâdan  döşekler  üzerinde  yaslanırlar.  Her  iki  Cennet'in devşirilecek meyvaîarı onlara yakındır. (Onları ayakta iken, otu­rurken,  yatarken  zahmetsizce  alıverir,  yerler.) [46]

 

55 (İmdi, Rabbiniz celle  şânuhun  hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[47]

 

56 (Oralarda  (o iki Cennefin köşk ve saraylarında)  gözle­rini yalnız zevçlerine hasretmiş, onlardan evvel kendilerine ne ins ve ne cin dokunmamış  hûrîler vardır. )[48]

 

57 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[49]

 

58  (O hurilerin) Sanki her biri yâkût ve mercandır. )[50]

 

59  (İmdi,  Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[51]

 

60  (Amelde)  ihsanın mükâfatı, ancak  (sevâbla)  ihsandır.)[52]

 

61  (İmdi,  Rabbiniz celle  şânuhun  hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[53]

 

62  (Bu iki Cennetten başka iki Cennet daha vardır. )[54]

 

63 (İmdi,  Rabbiniz celle şânuhun  hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[55]

 

64  (Bu iki Cennet,  siyaha mail)  koyu yeşil renklidir. )[56]

 

65 (İmdi,  Rabbiniz celle  şânuhun  hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[57]

 

66  (İçlerinde, sulan feveran eden  iki pınar vardır. )[58]

 

67  (İmdi, Rabbiniz celle  şânuhun  hangi nî'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[59]

 

68 (Yine  bu  iki Cennette  çeşid çeşid meyvalar,  hurma  ve nar vardır, )[60]

 

69  (İmdi, Rabbiniz  celle  şânuhun hangi  ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[61]

 

70  (Bu  Cennetlerin  içlerinde;  güzel  huylu,  güzel  yüzlü hû-rîler  vardır. )[62]

 

71  (İmdi,  Rabbiniz celle şânuhun  hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[63]

 

72  (Çadırlar   içinde,   gözlerini   yalnız   zevçlerine   hasretmiş hûrîler vardır. )[64]

 

73  (İmdi,  Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[65]

 

74  (Bunlara, onlardan evvel, ne ins ve ne cin dokunmamıştır. )[66]

 

75  ( İmdi,  Rabbiniz celle  şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb (edebilirsiniz? )[67]

 

76  (Onlar   (şerirler üzerine konulmuş)   ye$il yastıklara yas­lanır. Güzel   (nefis)  döşeklere otururlar. )[68]

 

77 (İmdi,  Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[69]

 

78 (Azamet, saltanat ve ikram sahibi Rabbinin adı çok yü­cedir, münezzehtir. )

Bir hâdîs-i şerîfde: «Yâ zelcelâli vel'ikrâm'a devam edin. Dua­nızda çok söyleyin.» buyurulmuştur.

Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz; bir gün, bir adamın, namaz kıldıktan sonra, duasında: «Allahümme inniy es'elüke biene lekelhamd lâ ilahe illâ entelmennân bedikessemâvâtü vel'ard zülcelâli vel'ikrâm yâ hayyü yâ kayyûm» dediğini işit­mişler ve ashabına şöyle buyurmuşlardır:

«Biliyor musunuz? Ne ile duâ etti?»

«Allah ve Resulü daha iyi bilir.»

«Nefsim elinde olan Zâtı Ecell'e yemîn ederim ki, Allah'a en büyük ismiyle duâ etti. O ismi A'zam ki, onunla ça­ğırıldığı vakit icabet buyurur ve onunla istenildiği vakit verir.»

Hazret-i Âişe Radiyallahü Anhâ'dan; Aleyhissalâtü vesselam Efendimizin namazdan çıktıktan sonra: «Allahümme entesselâmü ve minkesselâm tebârekte yâ zelcelâli vel'ikrâm» diyecek kadar oturdukları mervîdir.[70]

 



[1] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/252.

[2] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/252.

[3] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/252.

[4] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/253.

[5] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/253.

[6] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/253.

[7] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/253.

[8] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/253.

[9] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/253.

[10] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/253-254.

[11] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/254.

[12] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/254.

[13] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/254.

[14] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/254.

[15] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/255.

[16] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/255.

[17] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/255.

[18] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/255.

[19] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/255.

[20] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/255.

[21] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/255.

[22] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/256.

[23] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/256-257.

[24] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/257.

[25] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/257.

[26] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/257.

[27] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/257.

[28] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/257.

[29] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/257.

[30] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/257.

[31] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/257.

[32] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/257.

[33] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/257.

[34] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/257.

[35] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/257.

[36] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/257.

[37] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/258.

[38] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/258.

[39] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/258.

[40] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/258.

[41] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/258.

[42] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/258.

[43] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/259.

[44] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/259.

[45] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/259.

[46] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/259.

[47] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/259.

[48] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/259.

[49] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/259.

[50] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/259.260.

[51] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/260.

[52] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/260.

[53] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/260.

[54] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/260.

[55] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/260.

[56] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/260.

[57] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/260.

[58] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/260.

[59] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/260.

[60] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/260.

[61] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/260.

[62] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/261.

[63] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/261.

[64] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/261.

[65] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/261.

[66] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/261.

[67] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/261.

[68] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/261.

[69] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/261.

[70] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/261.