55 - RAHMAN SÛRESİ - Index Web - 55. Sayfa
55 - RAHMAN SÛRESİ
Mekke'de nazil olmuştur, 7Ş âyettir.
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adiyle[1]
1, 2 (Kur'ân'ı, o esirgeyen Allah öğretti.)
Müşrikler: «Rahman nedir? Biz, bu isimde Yemâme'nin rahmanından, yânı Müseylemetü'KKezzâb'dan başka kimse bilmeyiz.»
dedikleri vakit, bu âyet inmiştir. «Kur'ân'ı, Muhammed (S.A.V.)'e insan öğretir.» dedikleri vakit inmiş olması da caizdir.
Bu sûrede; dünyâ ve Âhiret ni'metleri sayıldığı için, ona «Rahman» sıfatı ile başlanmıştır. Dünyâ ni'metierinin en büyüğü ve aslı Kur'ân'ı indirmek ve öğretmek olduğundan evvelâ ondan bahsedilmiştir. [2]
3, 4 (însanı, O halk etti. O'na beyânı ta'lîm buyurdu.)[3]
5 (Güneş de, Ay da hesâblıdır. (Burçlarında, menzillerinde mukadder ve malûm olan bir hesâbla cereyan eder.)[4]
6 (Sakı olmayan nebatlar ve ağaçlar O'na secde ederler.)[5]
7 (Göğü, yükseklere O kaldırdı. Ve mîzânı va'zetti. (Adaleti te'sîs eyledi veya muvâzene-i âlemi kurdu.) [6]
8, 9 (Tâ ki, tartıda haksızlık etmeyin. Teraziyi, adille doğrultun. Eksik tartmayın.)[7]
10 (Yeri de, bütün mahlûkâtı (menfâati) için O yaydı.)[8]
11, 12 (Orada çeşîd çeşid meyvalar, kapçıklı hurma ağaçları, yapraklı dâneler ve güzel kokulu çiçekler vardır. )[9]
13 ( İmdi (Ey ins ve cin!) Rabbiniz celle şânühun hangi ni'-metlerini tekzîb edebilirsiniz? )
İbn-i Ömer ve Câbir (R. Anhümî'den rivayet edildiğine göre, Resûl-ü Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem, ashabına Rahman sûresini okumuşlardı. Sükût ettiler. Buyurdu ki: «Sebeb ne? Niçin, sizi sükût eder görüyorum? Ben, cinnîlerden sizinkinden daha güzel cevâb işittim. Leyle-i Çin'de bu sûreyi cinnîlere okumuştum. «Febieyyl âlâi rabMkümâ tükezzibân» kavl-i ilâhisine her geldiğimde: «Lâ bişey'in, min ni'metike rabbenâ nükezzibü felekel hamd (Ey Rabbimiz! Ni'metlerinden hiç bir şeyi tekzîb etmeyiz. Hamdi-miz Sanadır) dediler.»
Bu sebebledir ki, bu sûre-i celîle okunurken, dinliyenlerin her
«Febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân» denildikçe böyle söylemeleri mendûbdur.[10]
14, 15 (İnsanı fağfur gibi ses veren kuru çamurdan; cânnı da dumansız ateşten (hâlis alevden) yarattı.)[11]
16 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[12]
17 (İki meşrık'm da, iki mağrib'in de Rabbi O'dur.)[13]
18 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[14]
19, 20 (Biri tatlı, diğeri acı) iki denizi, birbirine kavuşmak üzere, bırakıverdi. Fakat, ikisi arasında hadlerini tecâvüz ve hususiyetlerini ifna etmeye mâni' bir berzah vardır. (Yine tatlısı tatlı, acısı acı olarak kain) [15]
21 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz. )[16]
22 (Bu iki denizden (büyük ve küçük) inci ve mercan çıkar. )[17]
23 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[18]
24 (Denizde, dağlar gibi yelkenleri yükselen gemiler de O'-nundur.) [19]
25 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[20]
26, 27 (Yeryüzünde, her şey fânidir. Ancak azamet ve ikram sahibi olan Rabbin celle şânuhun zât'ı Bâkî'dir.)
28 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[21]
29 (Göklerde ve yerde ne varsa hepsi CO'na muhtaçtır. Hacetlerini) O'ndan isterler. O, her an bir iştedir. )
Diriltir, öldürür, bir kavmi aziz, bir kavmi zelil eder. Kimini hasta eder, kimine sağlık verir. Dua edene icabet eder. Ve isteyene .verir. Günahkârlara mağfiret, tâat ehline rahmet, eyler. Her şeyi, her işi dilediği gibi halk ve tahvil eder.[22]
30 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[23]
31 (Ey (ağır bir yük altında bulunan) ins ve cin! Yakında (hesâb ve cezanız için) size teveccüh edeceğiz. )[24]
32 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[25]
33 (Ey cin ve ins cemâati! Şâyed (kaza ve ölümden halâs olmak için) göklerin ve yerin kenarından çıkıp gitmeye gücünüz yeterse, haydi çıkın, gidin! Fakat, asla çıkamazsınız. Ancak bir kuvvetle çıkabilirsiniz (ki, bu da bir emr-i muhaldir. Böyle bir kuvvetiniz yoktur.)
Cin ve ins, filhakika kadir ve i'tibârı hâizdir. Fakat arz ve semâ kuvvetlerinin üstüne çıkacak derecede bir kuvvet ve saltanata sâhib değildirler. Onun için çıkamazsınız. Daha doğrusu, Allah Teâlâ tarafından bahşedilecek bir kuvvet veya bir ferman olmadıkça çıkamaz ve kaçamazsınız. Bu söz, onlara Âhiret'de söylenecek diyenler de vardır.[26]
34 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[27]
35 (Kıyamet Günü) üzerinize alevli ateş ve erimiş bakır dökülür. Siz, o azâbtan kurtulamazsınız. )[28]
36 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[29]
37 (Gök yarılıp da gül renginde kırmızı sahtiyan gibi, kızıllaştığı zaman. )[30]
38 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[31]
39 (O gün, ne ins ve ne cinne günâhlarından sorulmaz.)[32]
40 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[33]
41 (Günahkârlar (siyah yüzleri ve mavi gözleriyle) simalarından bilinir de, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanır (Ce-hennem'e sürülür, baş aşağı ateşe atılırlar.) [34]
42 ( İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[35]
43, 44 (İşte bu, günahkârların tekzîb ettikleri Cehennem'dir» (denilir). Onlar, o Cehennem ateşiyle, kaynar su arasında dönüp dolaşırlar. )[36]
45 ( İmdi, Rabbiniz celle şânûhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[37]
46 (Hesâb için) Rabbinin huzurunda durmaktan korkanlar için iki Cennet vardır. (Biri Adn ve diğeri Naîm Cenneti.)
Yâhûd iki Cennet'den biri insan, diğeri cin taifesinin Allah'dan korkanları içindir.
îki fırkadan herkese ikişer Cennet vardır, diye tefsir olunduğuna göre; Cennetlerin biri i'tikadı, biri de ameli için verilecektir. Yâhûd biri tâat işlediği, diğeri muhalefetten kaçındığı içindir. Cennetlerin biri ruhani, biri cismânidir ma'nâsına da gelebilir.[38]
47 ( İmdi, Rabbiniz celle şânuh'un hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[39]
48 (Bu Cennetler, çeşid çeşid ağaçlarla doludur. )[40]
49 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[41]
50 (Bu iki Cennette (Tesnîm ve Selsebîl adlı) iki pınar akar.)[42]
51 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz?)[43]
52 (Bu iki Cennette, her meyvadan çifter çifter vardır.)
Biri, dünyâda bilinen, diğeri bilinmeyen; veya biri yaş, biri kuru; yâhûd biri acı, diğeri tatlı iki çeşid.[44]
53 (İmdi, Rabbiniz celle şânuh'un hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[45]
54 (Onlar (O Allah Teâlâ'dan korkanlar) orada astarlan (yeşil) dîbâdan döşekler üzerinde yaslanırlar. Her iki Cennet'in devşirilecek meyvaîarı onlara yakındır. (Onları ayakta iken, otururken, yatarken zahmetsizce alıverir, yerler.) [46]
55 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[47]
56 (Oralarda (o iki Cennefin köşk ve saraylarında) gözlerini yalnız zevçlerine hasretmiş, onlardan evvel kendilerine ne ins ve ne cin dokunmamış hûrîler vardır. )[48]
57 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[49]
58 (O hurilerin) Sanki her biri yâkût ve mercandır. )[50]
59 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[51]
60 (Amelde) ihsanın mükâfatı, ancak (sevâbla) ihsandır.)[52]
61 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[53]
62 (Bu iki Cennetten başka iki Cennet daha vardır. )[54]
63 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[55]
64 (Bu iki Cennet, siyaha mail) koyu yeşil renklidir. )[56]
65 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[57]
66 (İçlerinde, sulan feveran eden iki pınar vardır. )[58]
67 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi nî'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[59]
68 (Yine bu iki Cennette çeşid çeşid meyvalar, hurma ve nar vardır, )[60]
69 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[61]
70 (Bu Cennetlerin içlerinde; güzel huylu, güzel yüzlü hû-rîler vardır. )[62]
71 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[63]
72 (Çadırlar içinde, gözlerini yalnız zevçlerine hasretmiş hûrîler vardır. )[64]
73 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[65]
74 (Bunlara, onlardan evvel, ne ins ve ne cin dokunmamıştır. )[66]
75 ( İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb (edebilirsiniz? )[67]
76 (Onlar (şerirler üzerine konulmuş) ye$il yastıklara yaslanır. Güzel (nefis) döşeklere otururlar. )[68]
77 (İmdi, Rabbiniz celle şânuhun hangi ni'metlerini tekzîb edebilirsiniz? )[69]
78 (Azamet, saltanat ve ikram sahibi Rabbinin adı çok yücedir, münezzehtir. )
Bir hâdîs-i şerîfde: «Yâ zelcelâli vel'ikrâm'a devam edin. Duanızda çok söyleyin.» buyurulmuştur.
Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz; bir gün, bir adamın, namaz kıldıktan sonra, duasında: «Allahümme inniy es'elüke biene lekelhamd lâ ilahe illâ entelmennân bedikessemâvâtü vel'ard zülcelâli vel'ikrâm yâ hayyü yâ kayyûm» dediğini işitmişler ve ashabına şöyle buyurmuşlardır:
«Biliyor musunuz? Ne ile duâ etti?»
«Allah ve Resulü daha iyi bilir.»
«Nefsim elinde olan Zâtı Ecell'e yemîn ederim ki, Allah'a en büyük ismiyle duâ etti. O ismi A'zam ki, onunla çağırıldığı vakit icabet buyurur ve onunla istenildiği vakit verir.»
Hazret-i Âişe Radiyallahü Anhâ'dan; Aleyhissalâtü vesselam Efendimizin namazdan çıktıktan sonra: «Allahümme entesselâmü ve minkesselâm tebârekte yâ zelcelâli vel'ikrâm» diyecek kadar oturdukları mervîdir.[70]
[1] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/252.
[2] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/252.
[3] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/252.
[4] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/253.
[5] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/253.
[6] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/253.
[7] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/253.
[8] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/253.
[9] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/253.
[10] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/253-254.
[11] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/254.
[12] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/254.
[13] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/254.
[14] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/254.
[15] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/255.
[16] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/255.
[17] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/255.
[18] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/255.
[19] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/255.
[20] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/255.
[21] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/255.
[22] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/256.
[23] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/256-257.
[24] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/257.
[25] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/257.
[26] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/257.
[27] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/257.
[28] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/257.
[29] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/257.
[30] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/257.
[31] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/257.
[32] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/257.
[33] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/257.
[34] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/257.
[35] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/257.
[36] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/257.
[37] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/258.
[38] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/258.
[39] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/258.
[40] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/258.
[41] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/258.
[42] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/258.
[43] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/259.
[44] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/259.
[45] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/259.
[46] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/259.
[47] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/259.
[48] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/259.
[49] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/259.
[50] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/259.260.
[51] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/260.
[52] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/260.
[53] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/260.
[54] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/260.
[55] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/260.
[56] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/260.
[57] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/260.
[58] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/260.
[59] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/260.
[60] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/260.
[61] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/260.
[62] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/261.
[63] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/261.
[64] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/261.
[65] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/261.
[66] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/261.
[67] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/261.
[68] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/261.
[69] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/261.
[70] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/261.
İslami Okul Okulların En Önemlisi