Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

62 - CUM'A SURESİ - Index Web - 62. Sayfa

62 - CUM'A SURESİ

 

Medine'de nazil olmuştur, 11 âyettir.

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adiyle[1]

 

1 (Allah Teâlâ'yı göklerde ve yerde her varlık tesbîh ve ten-zîh eder. O, bir Melîk'dir, ki (her şeyin Mâliki'dir. Mülkünden zail olmaz. Oğul, şerîk ve) her aybdan münezzehtir. (Mülkünde) Aziz, (emrinde) Hakîm'dir.)[2]

 

2 (Ümmilere (Araplara, ki çoğu okuyup yazmak bilmezler­di) kendilerinden (ümmî) bir Peygamber gönderen O'dur. O Pey­gamber, onlara Allah Teâlâ'nın âyetlerini tilâvet eder. Onları (fe­na akîde ve fena ahlâkın kötülüklerinden) temizler. Ve onlara Kitab'ı ve hikmeti (Kur'ân ve şeriat hükümlerini) ta'lîm eder ki ondan başka mu'cizesi olmasa O'na bu yeterdi. Gerçi bundan Önce onlar (cehillerinden)   apaçık   (şirk ve)   dalâlet içindeydiler. )[3]

 

3 (Ve onu, onlardan başkalarına da (ashaba yetişemiyenlere ve sonradan dünyâya geleceklere de) göndermiştir, ki henüz onlara îâhık olmadılar. O, yegâne Gaalibdir, Hakîm'dir.)[4]

 

4 (Bu,  (ba's ve nübüvvet)  Allah'ın bir fazlıdır, ki onu dile­diğine verir. Allah-ü azîmüşşân, pek büyük fazl sahibidir.)[5]

 

5 (Kendilerine   Tevrat   yükletilip   (öğretilerek,   hükümleriyle amel etmeleri teklif edilip)   de, sonra onu taşımayanlar   (hüküm­leriyle  âmil  olmayanlar,  ondan  faydalanmıyanlar)   büyük  büyük Kitablar taşıyan merkeplere benzer.   (Merkep, o kitabları yüklen­mekle yorgunluk ve meşakkat görür ama, kendisine bir faydası yoktur.)

Allah Teâlâ'nın âyetlerini tekzîb eden kavmin meseli ne çir­kin! Allah-ü azîmüşşân (âyetlerini ve Peygamberlerini tekzîb eden) zâlimlere hidâyet etmez.[6]

 

6 (Yahudilere  de  ki:   «Kendinizin  şâir bütün  ümmetlerden mümtaz,   Allah  Teâlâ'nm  dostları   bulunduğunuzu   zu'mediyorsa-nız, ölümü temenni edin!  Şâyed zu'munuzda sâdıklardansanız.)[7]

 

7 (Halbuki  elleriyle  takdim  ettikleri  küfür  ve  ısyân  sebe­biyle onlar, ebediyyen ölümü temenni etmezler. Allah Teâlâ, zâ­limlerin hâllerini çok iyi bilendir.)[8]

 

8 (De ki: «O kaçtığınız ölüm, muhakkak size erişecek.  (On­dan kurtuluşunuza imkân yoktur.)   Sonra hepiniz gizliyi de,  aşi­kârı da bilen Allah Teâlâ'ya döndürüleceksiniz. O, size bütün yap­tıklarınızı haber verecek.)[9]

 

9 (Ey îmân edenler! Cum'a günü namaz için nida olunduğu zaman, hemen Allah Teâlâ'nm zikrine koşun! Alım-satımı bırakın! Şâyed   (hayır ve şerri)   bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.)

Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem, Cum'a Namazında hut­be için minbere oturdukları zaman, Mescid-i Nebevî'nin kapısı üze­rinde ezan okunurdu. Minberden indikleri vakit de, müezzin, na­maz için ikâmet getirirdi. Ebû Bekrissıddîk ve Ömer (R. Anhüm.) zamanlarında da böyle idi. Fakat Hazret-i Osman (R.A.) devrinde, halkın çoğalışını dikkate alan Emîrülmü'minin, Cum'a Namazı vaktini mü'minlere duyurmak için, Zevrâ denilen evinin üzerin­de bir ezan daha okunmasını emretti Bu hiçbir i'tirâza uğrama­dığı için, o tarihten beri, Cum'a Namazı için, iki ezan bir ikamet üzerinde icnıâ' vâki' olmuştur.

Zikirden murâd: Cum'a hutbesini dinlemek ve Cum'a Nama­zını edâ eylemektir. Koşmaktan maksâd dâ: Ezanı işitir işitmez, meşgul olduğu işi hemen bırakmak, vakit geçirmeksizin hutbeye yetişmeye çalışmaktır. Fakat bu, telâşla koşarak gitmek demek değildir. Bil'akis sekînet ve vekârla yürüyerek gitmektir.[10]

 

10 (Namaz edâ edildikten sonra yeryüzüne dağüın. Ve Al­lah Teâlâ'nm fazlından (nasibinizi) isteyin! Allah Teâlâ'yı çok zik­redin, ki (dünyâda ve Âhirette) felah bulaşınız. )[11]

 

11 (Onlar bir ticâret, yâhûd oyun, bir eğlence gördükleri za­man, seni ayakta  (hutbede)  bırakır o ticâret veya oyuna yönelir, dağılırlar. De kit «Allah Teâlâ indindeki  (sevâb)  oyun ve ticâret­ten  hayırlıdır.  Allah Teâlâ,  rizık  verenlerin en  hayırlısıdır.)

Rivayet olunduğuna göre; Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellen, bir Cum'a hutbesini îrâd ederken, bu sırada Medine'de kıtlık hüküm sürmekteydi bir yiyecek kervanı geldi. Dışarıda âdet veçhile, kervanın geldiğini haber vermek için, davul çalınma­ya başladı. Cemâat, hutbeyi bırakarak, davul sesine koştu, dağı-lıverdi. Mescidde oniki kişi kaldı. Âyet-i kerîme bunun üzerine na­zil olmuştur.[12]



[1] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/317.

[2] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/317.

[3] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/317.

[4] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/318.

[5] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/318.

[6] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/318.

[7] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/318.

[8] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/319.

[9] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/319.

[10] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/319.

[11] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/320.

[12] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/320.