Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

64 - TEĞAÂBÜN SÛRESİ - Index Web - 64. Sayfa

64 - TEĞAÂBÜN SÛRESİ

 

Medine'de nazil olmuştur, 18 âyettir.

Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adiyle[1]

 

1 (Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah Teâlâ'yı testaîh ve tenzih eder. Mülk, O'nun, hamd, O'nundur. Ve O, her şeye hak-kiyle Kaadir'dir.)[2]

 

2 ( Sizi halk eden O'dur. Böyle iken kiminiz kâfir, kiminiz mü'mindir. Allah Teâlâ, bütün yaptıklarınızı görür.)[3]

 

3 (Gökleri ve yeri hak ile O, yarattı. Ve sizi tasvir etti. Ve suretlerinizi güzel kıldı. Nihayet rücûunuz O'nadır.)[4]

 

4 (Göklerde ve yerde ne varsa O, hepsini bilir. Gizledikle­rinizi de, aşikâr kıldıklarınızı da bilir. Allah-ü azîmüşşân bütün1 kalblerdekilerin künhünü de bilendir. )[5]

 

5 (Bundan  Önce  geçen  kâfirlerin  haberi  size  gelmedi  mi? Ki tdünyâda kötü)   amellerinin ukubetini tattılar.  Bununla bera­ber, (Âhirette) onlar için elîm bir azâb da vardır.)[6]

 

6 (Bu  (ikaab ve azâb)  şu sebebledir ki: Peygamberleri, on­lara apaçık mu'cizeler getirdikleri hâlde, onlar:  «İnsanlar mı bizi (babalarımızın dîninden gayri dine)   irşâd    edecekler, diye kâfir olmuşlar,   (îmândan)   yüz çevirmişlerdi. Allah Teâlâ da,  her şey­den  (ve onların îmân ve tâatinden)  müstağni olduğunu izhâr ey­ledi. O,  (bütün   mahlûklarının   ibâdetlerinden)   Ganî'dir,   ve,  (her fiilinde)   hamdolunmaya şayandır.)[7]

 

7 (O  kâfirler   (Kıyamette)   asla  diriltilmeyeceklerini  sandı­lar. De ki: «Hayır! Rabbim hakkı için, muhakkak diriltileceksiniz. Sonra da işlediğiniz ameller size haber verilecek.   (Cezanızı göre­ceksiniz.) Bu (ba's ve ceza) Allah Teâlâ'ya göre kolaydır, )[8]

 

8 (O hâlde, Allah Teâlâ'ya, Resulüne ve O'na inzal ettiğimiz Kur'ân'a îmân edin  (ki o sizi zulmetten nura çıkarır.)  Allah Teâ-lâ, bütün amellerinizden haberdârdır. )[9]

 

9 ( Allah Teâlâ o gün, o toplanma  günü için hepinizi bir araya getirecek. O gün, aldatma günüdür.  (Kâfirlerin imâm terk­le, mü'minin ihsanda taksîriyle aklandığı gündür.)

Bir hadîs-i şerifde şöyle buyurulmuştur:

«Cennet'e giren her kula Cehennem'deki yeri gösterilir. Ve kötülük işleye idin yerin burası olacaktı, denilir. Tâ ki şükrü zi­yâde etsin. Ve Cehennem'e giren her kula Cennet'teki yeri gös­terilir. Ve: İyi amellerde bulunsa idin, yerin burası olacaktiı de­nilir. Tâ ki bununla aldandığını bir kat daha anlasın.»

Kim îmân eder de sâlih amel işlerse, Allah Teâlâ, onun gü­nâhlarını afiv ve (ağaçları) altından ırmaklar akan Cennetlere idhâl eder. Orada ebediyyen kalırlar. İşte, en büyük fevz budur. [10]

 

10 (Kâfir  olup  âyetlerimizi tekzîb  edenler  ise,  ateşliktirler. Ve dâim orada kalırlar. O, ne kötü bir karargâhtır.)[11]

 

11 (İsabet eden her musibet,  ancak Allah Teâlâ'nm takdir ve irâdesiyledir. Kim Allah Teâlâ'ya îmân ederse, Allah, onun kal­bine hidâyet verir.  (Sabır ve sebat ihsan eder. Bir musibete uğra­dığı zaman «înnâ liliâhi ve innâ

ileyhi râci'ûn» demeye muvaffak kılar.) Allah-ü azimüşşân, her şeyi hakkıyle bilendir.)[12]

 

12 (Allah Teâlâ'ya ve Resulüne itaat edin!  Şâyed yüz çevi­rirseniz, Resulümüze vâcib olan, ancak aşikâr bir tebliğdir. (O da bunu edâ etmiştir.) [13]

 

13 (Allah Teâlâ'dan gayri ibâdete müstahak ilâh yoktur. İm­di, îmân edenler bütün işlerini ona tefviz ve tevekkül etsinler.)[14]

 

14 (Ey îmân edenler! Zevceleriniz ve çocuklarınız içinde si­ze düşman olanlar vardır.  (Sizi tâatten akkorlar.)  O hâlde, onlar­dan sakının! Maamâfîh, şâyed onları, afveder, kusurlarını bağış­lar, örterseniz, şübhe yok ki, Allah-ü azîmüşşân,    Gafûr'dur, Rahîm'dir.)

Rivayete göre Mekke'de bir cemâat Müslüman olarak Medi­ne'ye gitmek istemişler. Bunun üzerine karıları ve çocukları on­lara sarılıp:

«Bizi burada zayi' etmeye razı mısınız?» diye ağlamışlar. On­lar da acıyarak kalmışlar. Bir müddet sonra Medine'ye vardıkla­rında bakmışlar ki, eskiden gelenler dînde fakîh ve âlim olmuş­lar. Bu sebeble aileleri efradına danlıp tekdir etmek istediklerinde, bu âyet inerek afv-u safhm daha iyi olduğu bildirilmiştir.[15]

 

15 (Herhalde mallarınız ve evlâdlanmz, sizin için bir imti­handır. (Bir mihnettir. Sizi Allah Teâlâ'nm zikir ve tâatinden men-edebilirler).  Halbuki Allah var ya,  en büyük ecir  O'nun  nezdindedi)

Bir hadis-i şerîfde Peygamber (S.A.V.): «Kıyamet Günü'nde bazi kimseler getirilecek ve: Bunun iyiliklerini çoluk çocuğu ye­miştir, denilecektir.»  buyurmuştur.[16]

 

16 (O  hâlde  gücünüzün  yettiği kadar  Allah  Teâlâ'dan  ko­runun ve   (emirlerini, nehiylerini, öğütlerini)  dinleyin! İtaat edin! (Malınızdan)   infâk eyleyin!    Nefisleriniz için hayır işleyin! Kim, nefsinin hırs ve buhlünden korunursa, işte onlar, felah bulanlar­dır. )[17]

 

17 (Şâyed Allah'a karz-ı  hasen  verirseniz   (mallarınızı emrolunduğunuz yere ihlâsla, gönül hoşluğu ile sarf ederseniz)   Al­lah Teâlâ, onun ecrini size kat kat ihsan eder.  (Bire karşı on, ye­di yüz veya ziyâdesini verir).  Ve  günâhlarınıza da mağfiret ey­ler. Allah Teâlâ, Şekûr'dur, Halîm'dir.)[18]

 

18 (Gizliye de, aşikâra da Alîm, Aziz, Hakîm'dir.)[19]



[1] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/326.

[2] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/326.

[3] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/326.

[4] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/327.

[5] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/327.

[6] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/327.

[7] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/327.

[8] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/327.

[9] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/328.

[10] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/328.

[11] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/328.

[12] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/328.

[13] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/329..

[14] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/329.

[15] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/329-330.

[16] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/330.

[17] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/330.

[18] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/330.

[19] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/330.