Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

65 - TALÂK SÛRESİ - Index Web - 65. Sayfa

65 - TALÂK SÛRESİ

 

Medine'de nazil olmuştur,  12 âyettir.

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adiyle[1]

 

1 (Yâ Nebîyyallah! (Ümmetine de ki): Kadınlarınızı boşa­mak istediğiniz zaman iddetlerini gözeterek (temizlendikten sonra ve kendileriyle temas etmeksizin)  boşayın! İddeti de sayın! )

îddetlerini gözeterek boşamakdan murad: Hayzdan temizlen­dikten sonra cinsî münâsebette bulunmadan boşamaktır. Buna sünni talâk denir. Hayz ve nifâs hâlinde boşamaya ise bid'i talâk adı verilir. Peygamber (S.A.V.) Ömer b. Hattâb (R.A.)'a: «Oğlun Abdullah'a emret! Karısına dönsün! Kadın temizlenip tekrar hayız gördükten ve temizlendikten sonra isterse boşasm, isterse nikâhı altında tutsun! îşte Allah'ın emrettiği iddet budur.» buyurmuştur.

Karısına dönmesini emir buyurması gösteriyor ki bid'i talâk da geçerlidir. Ancak haramdır.

Ve Rabbiniz Allah Teâlâ'dan korkun! (îddeti uzatmayın. On­lara zarar vermekten ictinâb edin. Ve iddetleri bitinceye kadar) onları evlerinden çıkarmayın! Onlar da çıkmasmlar! Meğer ki (ev halkına ezâ, fuhuş ve sefâhet gibi) aşikâr bir hayâsızlık etmiş ol­sunlar.

Bu hükümler, Allah Teâlâ'nuı hadleridir. Kim O'nun had­lerini tecâvüz ederse, nefsine zulmeder. Cİkaaba müstahak olur). Bilmezsin, olur ki Allah Teâlâ, bundan sonra başka bir şey ihdas eder." (Aralarındaki kırgınlığı sevgiye tebdil ve pişmanlığa sevk eyler. Tekrar barışır, birleşirler.)

Onun için talâkları ayrı ayrı zamanlarda yapmak müstehabdır. Zîrâ üç talâkı birden yaparsa, bir daha o kadına müracaata (dönmeye)   imkân kalmaz.[2]

 

2, 3, (Boşanan) kadınları, iddetlerinûı bitimine yakın (mu­hayyersiniz) ya (tekrar nikahlamak suretiyle) güzellikle tutun, yâhûd (kendilerine bir zarar vermeksizin) güzellikle ayrılın! Ve içinizden âdil iki kişiyi işhâd eyleyin. Şehâdetinizi de Allah için (doğrulukla)  eda edin!)

[ İşte bununla Allah Teâlâ'ya ve Âhiîet Gününe îmân eden kimselere Öğüt verilir. Kim Allah Teâlâ'dan sakınırsa, Allah Teâ­lâ, ona bir mahreç müyesser kılar.   (Onu dünyâ ve Âhiret mihnetinden selâmete çıkarır). Ve hiç ummadığı bir yerden rızık ih­san eder.

Allah'dan korkarak günâhlardan, hayz hâlinde karı boşamak-dan, iddet bekleyen Kadını evinden çıkarmakdan, şâhidliği gizle-mekden ve Allah'ın hadlerini tecâvüzden sakınan kimseye Cenâb-ı Hak ummadığı yerden bir rızk kapısı açar.  Peygamber   (S.A.y.):

«Ben, bir âyet bilirim ki, insanlar onu ele alsalar, onlara ye­terdi.» buyurmuş; ve bu âyet-i celîleyi okumuştur.                 

Kim Allah Teâlâ'ya tevekkül ederse, o O'na kifayet eder. (Başkasına muhtaç olmaz). Her hâlde Allah Teâlâ, emrini yerme getirir. AHah-ü azîmüşşân, her şey için bir zaman takdir buyur­muştur.  (Ne tekaddüm ve ne teahhur eder).[3]

 

4 (Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla henüz hiç hayz görmemiş olanların iddetlermtfe şübhe ederseniz, iddetleri üç aydır. )

Gebe kadınların da   (gerek boşanmış, gerek zevci vefat etmiş olsun)  iddetleri doğurunca son    bulur. Kim Allah Teâlâ'dan korkarsa, O, onun  (dünyevî, uhrevi)  her işini kolaylaştırır.[4]

 

5 (İşte bu (zikrolunan hükümler) Allah Teâlâ'nın size (Lev-h-i Mahfûz'dan) inzal edilen emridir. Kim Allah Teâlâ'dan kor­karsa, (emirleri ve hükümleriyle amel eylerse) Allah Teâlâ, onun seyyielerini örter   (afveder). Ve ecrini büyütür. )[5]

 

6 (Boşadığınız)   o  kadınları,   (iddetleri  müddetince)   gücü­nüzün yettiği kadar, oturduğunuz yerin bir kısmında, iskân edin! (Çıkmaya, mecbur etmek için) onlara tazyik ederek eza etmeyin!

Ve şâyed gebe iseler, doğuruncaya değin, nafakalarını ve­rin.

Sonra çocuklarınızı sizin hesabınıza emzirirlerse, emzirme ücretini' ödeyin! Ve (emzirme ücreti hakkında) birbirinize güzel­likle emredin. Aranızda (ihtilâf olur) anlaşmakta güçlük çıkarsa, (Baba, emzirme ücretini vermekten, kadın çocuğunu emzirmekten imtina eylerse) bu takdirde çocuğu, baba hesabına, başka bir ka­dın emzirir.

"Kadın, i çocuğu emzirmesi için icbar edilemez.[6]

 

7 (Zenginler varlığına göre nafaka versin! Eli dar olan kim­se de, Allah'ın kendisine verdiği nisbette infâk etsin! Allah Teâlâ, hiçbir nefse verdiğinden başkasını teklif etmez. Allah Teâlâ, güç­lük arkasından kolaylık ihsan eder.) [7]

 

8 (Nice memleketler vardır ki,  ahâlîsi, Allah Teâlâ ve Re­sullerinin emrinden  (mahzâ cehil ve inâdlarmdan)  yüz çevirdiler. Biz de, onları şiddetli bir hesaba çektik. Ve müdhiş  (görülmedik) bir azaba uğrattık.)[8]

 

9 (Bu suretle yaptıklarının (küfür ve isyanlarının) ukube­tini tattılar. İşlerinin akıbeti hüsran oldu.   (Helak oldular.) [9]

 

10, 11 (Allah Teâlâ, onlar için şiddetli bir azâb hazırladı. İmdi, ey imân eden kâmil akıl sâhibleri! Allah Teâlâ'dan korkun! (Emirlerine ve nehiylerine itaat edin.) İşte Allah Teâlâ, size zikri (Kur'ân'ı)  inzal ve Peygamberini irsal etti.)

Ki size, Allah Teâlâ'nm açık âyetlerini tilâvet etmektedir. Tâ ki îmân edip de sâlih ameller işleyenleri karanlıklardan nura (dalâletten hidâyete, küfürden imâna, veya cehilden ilme, yâhûd sekten yakîne)  çıkarsın.

Kim Ailah Teâlâ'ya îmân eder ve sâlih amel işlerse, Allah Teâlâ O'nu, (ağaçları) altından ırmaklar akan Cennetlere koyar. Ebediyyen orada kalırlar. Allah Teâlâ, orada O'na gerçekten güzel bir rızık (ve sevâb) ihsan etmiştir. [10]

 

12 (O Allah Teâlâ ki, yedi göğü ve arzdan da onun mislini halk etmiştir. O'nun emir ve kazası, her gök ve arz arasında na­zil ve câri', ve hükmü nafizdir. Şunu bilmeniz için ki, Allah Te­âlâ, her şeye kaadirdir ve ilmi her şeyi Hatâ etmiştir. )[11]



[1] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/331.

[2] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/331-332.

[3] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/332-333.

[4] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/333.

[5] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/333.

[6] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/334.

[7] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/334.

[8] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/334.

[9] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/335.

[10] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/335.

[11] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/335.