Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

69 - HÂAKKA SÛRESİ - Index Web - 69. Sayfa

69 - HÂAKKA SÛRESİ

 

Mekke'de  nazil olmuştur,  52  âyettir.

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adiyle[1]

 

1, 2, 3  (Hâakka (bir halet ki vukuu haktır.) O, nasıl hâlettir? Ve, onun mâhiyetini sana hangi şey bildirdi?

Zira hiç kimsenin dirayeti ona erişemez. Elhâakka: Elvâkı'a, Essâ'a gibi Kıyamet Gününün isimlerin-dendir.[2]

 

4 (Semûd ve Âd  (kavimleri)  Kıyameti tekzîb ettiler.)

Kaâri'a da keza Kıyamet Gününün isimlerindendir.[3]

 

5 (Seniûd, haddi aşan bir vakıa ile  (korkunç bir sayhayla, yâhûd tuğyanları yüzünden)  ihlak olundu.)[4]

 

6  (Âd da uğultulu, azgın bir kasırga ile helak edildi.)[5]

 

7 (Allah Teâlâ onu, yedi gece, sekiz gün fasılasız üzerlerine taslît etti. Öyle bir hâle geldiler ki  (o vakit    orada bulunsaydır) onların  (bu müddet zarfında)  köklerinden kopup, yere serilen kof hurma  kütükleri gibi,  nasıl  ölüp,  yıkılakaldıklarını  görürdün.)[6]

 

8  (Hiç onlardan bir kalan görebiliyor musun? )

O günlere Arablar: «Eyyâm-i acûz» derler. Kışın sonuna doğ­ru olup, soğuk ve rüzgârı şiddetlidir. (Acûz: Kocakarı, demektir. Türkçe'de dahî, bu günler kocakarı fırtınası ve soğukları diye ma1-ruf dur.)

Bu ismin verilmesine sebeb; Âd kavminden bir kocakarıdır. Kadın, o günlerde, bir yeraltı kanalına gizlenmiş. Fakat rüzgâr sekizinci gün onu da bularak helak etmiş. Ondan sonra azâb ke­silmiş.[7]

 

9, 10 (Fir'avn da, ondan Önce geçen ümmetler de, mÜ'tefiker (yâni Lût kavmi) de hep o hatâ ile (şirkle) geldiler. Rableri-nin Peygamberine  isyan  ettiler.   O da,   şiddetle   yakalayıverdi. (Ağır bir azaba uğrattı.) [8]

 

11, 12 (Biz, (Tûfân'da) su tuğyan ettiği zaman sizi (babala­rınızı)  bir öğüt, bir ibret olsun, kulağınıza küpe olsun diye  gemide taşıdık.)[9]

 

13, 14, 15 (Sûr'a birinci defa üfürüldüğü zaman, yer ve dağ­lar (üzerlerindeki şeylerle) yerlerinden kaldırılır. Arkasından da bir defa, bir çarpılış çarpıldı mı (paralanır heba olur. İşte o gün olacak olur.) O vakıa  (Kıyamet)  vuku' bulur.)[10]

 

16, 17 ( Ve gök yarılır, O da, o -gün kuvvetten düşer. Öyle ki Melekler göğün etrafında (emri ilâhiye muntazır) olurlar ve üstlerinde o gün Rabbinin arşını sekiz Melek yüklenir.)[11]

 

18  (6 gün   (hesâb için Allah Teâlâ'ya)   arzolunursunuz ve hiçbir sırrınız gizli kalmaz.)[12]

 

19, 20 (İşte o vakit, Kitabı sağ eline verilen (sevincinden): «Alın Kitabımı okuyun, ben (esasen) hesabıma kavuşacağımı te-yakkun etmiştim.»  der.)[13]

 

21, 22, 23  (Artık o, razı olduğu bir hayât ve safa içinde, ele­tilecek meyvaları  yakın, yüksek  bir  Cennettedir.) [14]

 

24 (Ve onlara): «Geçmiş günlerde takdim ettiklerinize (dünyâda işlediğiniz sâlih amellere, ve sıcak günlerde tuttuğunuz oruca)  karşılık afiyetle yiyin, için.»   (denilir.).[15]

25, 26, 27, 28, 29 (Fakat Kitabı sol eline verilmiş olan: «Keş­ke, Kitabım verilmeseydi; hesabımın ne olduğunu bilmeseydım; ölüm hayâtıma nihayet verseydi (tekrar dirilmeseydim). Malım bana faydalı olmadı. Kudret ve saltanatım zail oldu.»  der.)[16]

 

30, 31, 32 (Allah Teâlâ, Cehennem bekçilerine şöyle buyu­rur): «Onu tutun! Ellerini boynuna bağlayın! Sonra alevli ateşe atın!  Sonra da yetmiş zira' uzunluğunda bir zincire sarın!» [17]

 

33, 34 (Zîrâ o, Allah-ü azîmüşşân'a inanmazdı. Yoksula  (ye­mek vermez ve başkalarını da) yemek vermeye teşvik etmezdi.» )[18]

 

35, 36, 37 (Bugün, burada onun bir yakım yoktur. (Ki azâb-tan himaye etsin.) Yiyecek bir yemeği de yoktur. Ancak gıslîn (Ce­hennem ehlinin vücûdlafmdan akan irinleri) vardır ki onu le) hatâ eden  (kâfir) lerden başkası yemez.»)[19]

 

38, 39, 40, 41, 42, 43 ( Gördüklerinize ve görmediklerinize ye-ihîn ederim ki, o, hiç şübhesiz, (Allah indinde) kerîm bir Resulün, getirdiği sözdür. O bir şâir sözü değildir. Ne kadar az inanıyorsu­nuz! Bir kâhin sözü de değildir. Ne kadar az düşünüyorsunuz! O, Rabbil'âlemîn'den bir tenzildir. )[20]

 

44, 45, 46, 47 ( O, (Aleyhissalâtü vesselam) eğer ba'zı sözler uydurup da Bize isnâd etmiş olaydı, elbette Biz, onu kudretimizle yakalar, şahdamarını keser (helak eder) dik. Ve o zaman, içiniz­den  hiçbiriniz  (ukubetimize)  mâni' de olamazdınız. )[21]

 

48  (Hiç şübhesiz o Kur'ân, müttekiler için bir Öğüttür.)[22]

 

49  (Biz pekâlâ biliyoruz ki, içinizden Kur'ân'ı tekzib eden-er Vardır.)[23]

 

50,51 (Ve her hâlde o, kâfirlere bir hasrettir. (Kıyamet Gü­nü, onu tasdik edenlerin ecir ve derecelerini gördükleri zamanı tahassür  edeceklerdir.)   Ve  o, hiç  şübhesiz hakk'ul-yakindir.)[24]

 

52 ( O hâlde Rabbin Teâlâ'yı ismiyle, tesbîh ve tenzîh eti )[25]



[1] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/360.

[2] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/360.

[3] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/360.

[4] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/360.

[5] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/361.

[6] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/361.

[7] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/361.

[8] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/361.

[9] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/361.

[10] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/362.

[11] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/362.

[12] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/362.

[13] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/362.

[14] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/362.

[15] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/363.

[16] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/363.

[17] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/363.

[18] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/363.

[19] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/364.

[20] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/364.

[21] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/364.

[22] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/364.

[23] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/364.

[24] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/365.

[25] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/365.