Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

70 - MEÂRİC SÛRESİ - Index Web - 70. Sayfa

70 - MEÂRİC  SÛRESİ

 

Mekke'de nazil  olmuştur,  44 .âyettir.

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adiyle[1]

 

1, 2, 3 (İsteyen biri, olacak bir azabı istedi. O kâfirlere mahsûsdur, ki onlardan onu defedecek yoktur. O azâb, onlara dere­celer sahibi Allah Teâlâ'dandır.)

Meâric sûresi: «Se'ele Mevâkı  isimleriyle de  anılır. Rivayet edildiğine göre, azabı isteyen Nadr bin Haris'ti: «İlâhi! Eğer Muhammed hak ve söylediği senin tarafmdansa, başıma taş yağdır.» demişti. Yâhûd, Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem' den, elim bir azâb getirmesini istemişti.

Âyet-i kerime, bunun üzerine nazil olmuştur.[2]

 

4, 5 (Melekler de Rûh (Cebrail Aleyhisselâm, yâhûd ervâh-ı fevâzü) da oraya (Sidret'ül-Müntehâ veya Arş-ı Rahmân'a) bir günde ki ölçüsü elli bin yıldır yükselir, çıkar. İmdi  (Yâ Muhammed!  Onların azâb suâliyle    istihza ve ezalarına üzülme de) güzel bir sabr ile sabret )

Ellibin sene, kâfire nisbetledir. Mü'mine nisbetle ise, dünyâda kıldığı bir farz namaz mikdârından bile hafiftir. Nitekim, hadîsde beyân olunmuştur. Ba'zılarma göre, bu müddetten murâd: O gün­de kulların hesabını Allah'dan başkası görmüş olsa, elli bin yılda ancak bitirebilirdi. Ama Allah Teâlâ, onu dünyâ günlerinden ya­rım günde bitirir; demektir.

Rivayet olunur ki, o gün Kıyamet Günü'dür. Kıyamet Günün­de 50 durak vardır. Bunların her birinde, biner yıl durulacaktır.[3]

 

6, 7 (Onlar (ba'si inkâr ettikleri için) bunu (azabı veya Kı­yamet Gününü, imkândan) uzak görürler ama, Biz onu (imkâna veya vukua)  yakm görürüz. )[4]

 

8, 9  O gün, semâ zeytinyağı tortusu   (veya erimiş gümüş) gibi, dağlar da atılmış  (renkli)  yün gibi  (parça

parça)  olur, [5]

 

10, 11, 12, 13, 14 (Ve hiçbir yakın, bir yakının birbirleri­ne gösterildikleri hâlde hâllerini soramaz olur. O günün azabın­dan kurtulmak için günahkâr: Oğullarım, karısını, kardeşini, ken­disini koruyan ve barındıran akrabasını, yeryüzünde bulunan bü­tün mahlûkâtı feda etmek ister. Buna karşılık tek kendisini kur­tarsın. )

 

15, 16, 17, 18 (Fakat hayır (kurtulamazlar), Zira Cehennem ateşi alevlidir. Başın derisini kopanadır. (îmândan) yüz çeviren (tâatten) dönen, (servet) toplayıp da kâbına sakhyan kimseleri kendine cezbeder.)[6]

 

19, 20, 21 (Gerçek insan, çok haris ve tahammülsüz yara­tılmıştır. Bir şerre uğrarsa feryâd eder, sızlanır; ve bir hayır isa­bet ederse pek hasisleşir  (vermez, kıskanır). [7]

 

22, 23 (Ancak namaz kılanlar ve namazlarına devam eden­ler müstesna. )[8]

 

25, 26, 27, 28 (Dilenenler ve muhtaç olup da dilenmiyen fakirler için, mallarında ma'lûm bir hak tanıyanlarla, Ceza Günü­nün gerçekliğine inananlar, Rablerinin azabından korkanlar da müstesna. Zîrâ ştibhe yok ki, Rablerinin azabından kimse emîn olamaz.)[9]

 

29, 30, 31 (Utanacak yerlerini karılarından ve cariyelerin­den başkalarına açmayanlar da müstesna! Zîrâ onlara karşı levm olunmazlar. Fakat ondan Ötesini arayanlar, yok mu, işte onlar aşırı derecede  haddi aşanlardır.)[10]

 

32, 33, 34 (Emânetlerine ve ahidlerine riâyet ve şahadetle­rini hakkıyle edâ edenler ve namazlarını (erkân ve âdabına riâ­yeti) muhafaza eyliyenler de müstesnadır. )[11]

 

35 (İşte bunlar, Cennetlerde  (sonsuz ni'metlerle)  ikram olu nanlardır. )[12]

 

36, 37 (O kâfirlere ne  oluyor ki, sana doğru sür'atle gelij bölük bölük, sağını solunu sarıyorlar? )[13]

 

33 (Onlardan her biri (mü'minler gibi) Naîm Cennetine gi­receğini mi ümîd ediyor? )[14]

 

39 (Hayır! (Hiç ummasınlar). Biz, onları, o bildikleri şeyden yarattık. )[15]

 

40, 41 (Doğuların, batıların Eabbine yemîn ederim ki: Biz, onlara bedel, kendilerinden daha hayırlısını halk etmeye de elbet­te kadiriz. Önümüze de kimse geçemez. )[16]

 

42 (Artık onları bırak! (Azâbla) va'dolunduklan günlerine kavuşuncaya kadar, bâtıllarında meşgul olsunlar, (dünyâlarında) oynasınlar. )[17]

 

43, 44 (Onlar, o gün, sanki , dikili hedeflere (putlarına) ko-şuşuyorlarmış gibi (nedamet ve hasretten) gözleri düşkün, ve ken­dilerini bir zillet ve hakaret kaplamış olarak, kabirlerinden fırli yarak çıkarlar. İşte bu, onların (dünyâda) va'dolunduklan gün­dür.  (Kıyamet Günü). [18]



[1] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/366.

[2] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/366.

[3] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/366-367.

[4] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/367.

[5] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/367.

[6] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/367.

[7] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/368.

[8] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/368.

[9] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/368.

[10] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/368.

[11] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/369.

[12] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/369.

[13] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/369.

[14] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/370.

[15] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/370.

[16] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/370.

[17] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/370.

[18] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/370.