70 - MEÂRİC SÛRESİ - Index Web - 70. Sayfa
70 - MEÂRİC SÛRESİ
Mekke'de nazil olmuştur, 44 .âyettir.
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adiyle[1]
1, 2, 3 (İsteyen biri, olacak bir azabı istedi. O kâfirlere mahsûsdur, ki onlardan onu defedecek yoktur. O azâb, onlara dereceler sahibi Allah Teâlâ'dandır.)
Meâric sûresi: «Se'ele Mevâkı isimleriyle de anılır. Rivayet edildiğine göre, azabı isteyen Nadr bin Haris'ti: «İlâhi! Eğer Muhammed hak ve söylediği senin tarafmdansa, başıma taş yağdır.» demişti. Yâhûd, Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem' den, elim bir azâb getirmesini istemişti.
Âyet-i kerime, bunun üzerine nazil olmuştur.[2]
4, 5 (Melekler de Rûh (Cebrail Aleyhisselâm, yâhûd ervâh-ı fevâzü) da oraya (Sidret'ül-Müntehâ veya Arş-ı Rahmân'a) bir günde ki ölçüsü elli bin yıldır yükselir, çıkar. İmdi (Yâ Muhammed! Onların azâb suâliyle istihza ve ezalarına üzülme de) güzel bir sabr ile sabret )
Ellibin sene, kâfire nisbetledir. Mü'mine nisbetle ise, dünyâda kıldığı bir farz namaz mikdârından bile hafiftir. Nitekim, hadîsde beyân olunmuştur. Ba'zılarma göre, bu müddetten murâd: O günde kulların hesabını Allah'dan başkası görmüş olsa, elli bin yılda ancak bitirebilirdi. Ama Allah Teâlâ, onu dünyâ günlerinden yarım günde bitirir; demektir.
Rivayet olunur ki, o gün Kıyamet Günü'dür. Kıyamet Gününde 50 durak vardır. Bunların her birinde, biner yıl durulacaktır.[3]
6, 7 (Onlar (ba'si inkâr ettikleri için) bunu (azabı veya Kıyamet Gününü, imkândan) uzak görürler ama, Biz onu (imkâna veya vukua) yakm görürüz. )[4]
8, 9 O gün, semâ zeytinyağı tortusu (veya erimiş gümüş) gibi, dağlar da atılmış (renkli) yün gibi (parça
parça) olur, [5]
10, 11, 12, 13, 14 (Ve hiçbir yakın, bir yakının birbirlerine gösterildikleri hâlde hâllerini soramaz olur. O günün azabından kurtulmak için günahkâr: Oğullarım, karısını, kardeşini, kendisini koruyan ve barındıran akrabasını, yeryüzünde bulunan bütün mahlûkâtı feda etmek ister. Buna karşılık tek kendisini kurtarsın. )
15, 16, 17, 18 (Fakat hayır (kurtulamazlar), Zira Cehennem ateşi alevlidir. Başın derisini kopanadır. (îmândan) yüz çeviren (tâatten) dönen, (servet) toplayıp da kâbına sakhyan kimseleri kendine cezbeder.)[6]
19, 20, 21 (Gerçek insan, çok haris ve tahammülsüz yaratılmıştır. Bir şerre uğrarsa feryâd eder, sızlanır; ve bir hayır isabet ederse pek hasisleşir (vermez, kıskanır). [7]
22, 23 (Ancak namaz kılanlar ve namazlarına devam edenler müstesna. )[8]
25, 26, 27, 28 (Dilenenler ve muhtaç olup da dilenmiyen fakirler için, mallarında ma'lûm bir hak tanıyanlarla, Ceza Gününün gerçekliğine inananlar, Rablerinin azabından korkanlar da müstesna. Zîrâ ştibhe yok ki, Rablerinin azabından kimse emîn olamaz.)[9]
29, 30, 31 (Utanacak yerlerini karılarından ve cariyelerinden başkalarına açmayanlar da müstesna! Zîrâ onlara karşı levm olunmazlar. Fakat ondan Ötesini arayanlar, yok mu, işte onlar aşırı derecede haddi aşanlardır.)[10]
32, 33, 34 (Emânetlerine ve ahidlerine riâyet ve şahadetlerini hakkıyle edâ edenler ve namazlarını (erkân ve âdabına riâyeti) muhafaza eyliyenler de müstesnadır. )[11]
35 (İşte bunlar, Cennetlerde (sonsuz ni'metlerle) ikram olu nanlardır. )[12]
36, 37 (O kâfirlere ne oluyor ki, sana doğru sür'atle gelij bölük bölük, sağını solunu sarıyorlar? )[13]
33 (Onlardan her biri (mü'minler gibi) Naîm Cennetine gireceğini mi ümîd ediyor? )[14]
39 (Hayır! (Hiç ummasınlar). Biz, onları, o bildikleri şeyden yarattık. )[15]
40, 41 (Doğuların, batıların Eabbine yemîn ederim ki: Biz, onlara bedel, kendilerinden daha hayırlısını halk etmeye de elbette kadiriz. Önümüze de kimse geçemez. )[16]
42 (Artık onları bırak! (Azâbla) va'dolunduklan günlerine kavuşuncaya kadar, bâtıllarında meşgul olsunlar, (dünyâlarında) oynasınlar. )[17]
43, 44 (Onlar, o gün, sanki , dikili hedeflere (putlarına) ko-şuşuyorlarmış gibi (nedamet ve hasretten) gözleri düşkün, ve kendilerini bir zillet ve hakaret kaplamış olarak, kabirlerinden fırli yarak çıkarlar. İşte bu, onların (dünyâda) va'dolunduklan gündür. (Kıyamet Günü). [18]
[1] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/366.
[2] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/366.
[3] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/366-367.
[4] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/367.
[5] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/367.
[6] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/367.
[7] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/368.
[8] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/368.
[9] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/368.
[10] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/368.
[11] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/369.
[12] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/369.
[13] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/369.
[14] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/370.
[15] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/370.
[16] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/370.
[17] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/370.
[18] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/370.
İslami Okul Okulların En Önemlisi