Kuran - 72. Sayfa - Index Web
72 -CÎN SÛRESİ
Mekke'de nazil olmuştur, 28 âyettir.
Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adiyle[1]
1, 2, (De ki: «Bana şu hakikat vahyolundu. Cinlerden bir taife (ben Kur'ân okurken) dinlemiş, ve (kavimlerine döndükleri zaman) demişler ki: Biz, gerçekten hakka ve doğruya hidâyet eder
(nazmı güzel, ma'nâsı ince ve derin, bedii' insan sözüne benzemi-yen) harikulade bîr Kur'ân dinledik. Ona îmân ettik. Bundan böyle Rabbimize, asla bir şeyi şerik etmeyiz.» )
Bunlar, Nusaybin cinlerinden yedi veya dokuz kişi imişler. Re-sûlüllah (S.A.V.) Mekke ile Tâif arasındaki Batn- Nahle'de eshâbı ile sabah namazım kılarken gelip onun okuduğu Kur'ân'ı dinlemişler. Ve:
«İşte bizimle semâ haberinin araşma sed çeken budur.» demişler. Evvelce semâya çıkıp haber dinlemek kendilerine yasak değilmiş. Bunu dinleyince hemen kavimlerinin yanına dönerek keyfiyeti haber vermişler.[2]
3 (Rabbimizin büyüklüğü çok yüce. (Küffârm zu'mettiği gibi) O, ne bir zevce ve ne bir oğul edinmemiştir.)[3]
4 (Halbuki bizim sefihimiz (îblîs vfeyâ içimizdeki serkeşler) Allah Teâlâ'ya (zevce ve evlâd isnâdiyle) kizb ve iftira ediyordu.)[4]
5 (Biz zannetmiştik ki, ne ins ve ne cinden, Allah Teâlâ ya kimse kizb ve iftira etmez.)[5]
6 (Korkulu yerlerde) insanlardan ba'zı kimseler, cinler-.den ba'zılarına sığmıyorlardı. Bu sebeble onların kibirlerini, cür'et ve tasallutlarım artırıyorlardı.
Rivayet edildiğine göre, zamân-ı câhiliyyette Araplardan bir kimse, ıssız ve tehlikeli bir yerde kalsa: «Buradaki cinlerin sefihlerinden büyüklerine sığınırım» der ve kendisini emniyette addederdi. Halbuki, bu sözleri işiten cinler kibirlenir ve öğünürler ve kendilerine sığmıldığı için algınlıklarını artırırlardı.[6]
7 (Cinnîler de, sizin gibi, Allah Teâlâ, ölümünden sonra kimseyi ba'setmez zannetmişlerdi.)
Yâhûd: «Ey cinler! Sizin zanmnız gibi, insanların kâfirleri de, Allah Teâlâ, ölümünden sonra kimseyi ba'setmez, zannetmişlerdi.»[7]
8 (Kulak hırsızlığı yapmak için) biz göğe erişmek istedik. Fakat onu Meleklerden kuvvetli muhafızlar, şihâblarla doldurulmuş bulduk.[8]
9 (Evvelce (Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellemin bi'se-tinden önce, Meleklerin sözlerini) dinlemek için, orada oturacak ba'zı yerler buluyorduk. Fakat şimdi, kim dinlemek isterse, kendisini gözetliyen bir şihâb buluyor.)[9]
10 (Ve biz bilmiyoruz, (göğün muhafaza edilmiş olmasiyle yerdeki insanlara) şer mi irâde olunmuştur, yoksa Allah Teâlâ, onlar için bir hayır mı irâde etti?)[10]
11 (İçimizde sâlih olanlar da, olmayanlar da var. (Muhtelif fırkalara ayrılmış) ayrı ayrı yollar tutmuşuz.)[11]
12 (Ve yüzde yüz anladık ki, yeryüzünde olsak da, (göğe) kaçsak da Allah Teâlâ'nın emrinin nüfuzunu âciz kılmaya kaadir değiliz.)[12]
13 (Biz o hidâyeti (Kur'ân'ı) dinleyince ona îmân ettik. Kim Rabbinin vahdâniyyetine îmân ederse, o ne ecrinin eksilece-ğinden, ve ne gadre uğrayacağından korkmaz.)[13]
14 (İçimizden kimi muslini ve muvahhidlerdir. Kimi de Ctev-hîdden) yüz çevirenlerdir. Müslim ve muvahhid olanlar yok mu! İşte onlar, rüşd ve sevabı arıyanlardır.)[14]
15 (Fakat tevhîd ve doğru yoldan yüz çevirenler, Cehen-nem'e yakıt olacaklardır.)[15]
16 (Ve yine bana vahyolundu ki: şâyad cin ve ins, hak yolda (ve îmânda] istikâmet etselerdi, muhakkak ki Biz onlara, bol su içirir (bolluk verir, maişetlerini genişletir) dik.)[16]
17 (Tâ ki onları (şükrü nasıl eda edeceklerini) sınayalım diye. Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, Rabbi, onu takat ge-tiremiyeceği çok ağır bir azaba uğratır.)[17]
18 (Mescidler, Allah Teâlâ'ya mahsûsdur. O hâlde, Allah Teâlâ'dan gayriye ibâdet etmeyin.)[18]
19 (Allah'ın kulu (Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem Batn-ı Nahle'de) Allah Teâlâ'ya ibâdete kalktığı zaman onun etrafında kesif bir izdiham teşkil ediyorlardı.)
Ve nerde ise, keçe gibi biribirleri üzerine yığılmışlardı.[19]
20 (De ki: «Ben. ancak Habbime ibâdet ederim. Ve hiç kimseyi O'na şerik koşmam.)[20]
21 (De ki: «Ben, size kendiliğimden ne zarar eriştirmeye ve ne de irşâd etmeye muktedir değilim. (O kudrete ancak Allah Te-âlâ mâlikdir.) [21]
22 (De ki: «Şâyed ben, Allah Teâlâ'ya ısyân edersem, beni O'nun azabından kimse kurtaramaz. Ve ben, O'ndan gayri bir sığınak bulamam.)[22]
23 (Benim vus'umda olan ancak Allah Teâlâ tarafından me'mûr olduğum risâlâtı tebliğdir. Kim (Kur'ân ve tevhîd emrinde) Allah Teâlâ ve Resulüne ısyân ederse, onun için Cehennem ateşi vardır. Dâim orada kalır, (ebediyyen çıkmaz.) [23]
24 (Nihayet o va'dolundukları azabı gördükleri zaman bileceklerdir. Yardımcısı daha zayıf ve adetçe az olan onlar mı, yoksa mü'minler mi? )[24]
25, 26, 27, 28 (De ki: «Size va'dolunan azâb yakın mı, yoksa Rabbim celle şânuh, onu te'hîr mi eder? Bilemem. Gaybı bilen, ancak Allah Teâîâ'dır. (İlmi ona mahsûs olan) o gaybına kimseyi muttali kılmaz. Meğer ki, ihtiyar ettiği bir Resul olsun. Zîrâ O, Resulün Önünde ve arkasında dizilmiş gözetleyici Melekler bulundurur. Şunun için ki: O, Rablerinin risâletlerini hakkıyle tebliğ ettiklerini bilsin. Allah Teâlâ, onların nezdindekini, (ilmi ile) ihâtâ etmiştir. Ve halk ettikleri şeyleri zabt ve ihsâ eylemiştir. (Adedini bilir.) [25]
[1] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/375.
[2] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/375.
[3] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/376.
[4] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/376.
[5] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/376.
[6] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/376.
[7] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/376.
[8] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/377.
[9] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/377.
[10] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/377.
[11] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/377.
[12] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/377.
[13] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/377.
[14] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/377.
[15] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/378.
[16] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/378.
[17] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/378.
[18] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/378.
[19] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/378.
[20] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/378.
[21] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/378.
[22] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/378.
[23] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/379.
[24] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/379.
[25] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/379.
İslami Okul Okulların En Önemlisi