Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

78 - NEBE' SÛRESİ - Index Web - 78. Sayfa

78 - NEBE' SÛRESİ

 

Mekke'de nâzü olmuştur, 40 âyettir.

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adiyle[1]

 

1,2,3  (Birbirlerine ne soruyorlar? İhtilâfa düştükleri o bü­yük haberi (dirilmeyi) mi?

Mekkeler, birbirlerine, yâhûd alay yolu ile Peygamberimiz (S.A.V.)'e ve mü'minlere öldükden sonra dirilmeyi sorarlardı. Yâhüd bu büyük haberi hem mü'minler hem kâfirler sorarlar; müminler bilgilerini arttırmak, kâfirlerse alay etmek için sorarlardı.[2]

 

4, 5 (Hayır! (ihtilâfa ve soruşturmaya ne hacet) yakında bi­lecekler (ki ihtilâf ettikleri şey haktır) muhakkak ve muhakkak yakında  (her şeyi, sözlerinin butlanını)  anlayacak ve bilecekler. ) şek yer size karargâh olmak için)   yayılmış bir dağları  (yeri tutan)  birer destek yapmadık mı? [3]

 

8 9 10 11 (Sizi çift yarattık. Uykunuzu (yorgunluğunuzu gidermek için) bir dinleniş, geceyi (her şeyi örten bir) örtü ve gün­düzü geçim vakti kıldık. )[4]

 

12, 13, 14, 15, 16 (Üzerinizde muhkem yedi gök bina ettik. Ve orada pek parlak bir çırağ halk eyledik. Sıkıcı bulutlardan bol bol sular indirdik. Tâ ki, onunla dâneler, nebatlar, ağaçları birbi­rine çatılmış bahçeler yetiştirelim. )[5]

 

17, 18, 19, 20 (Şübhe yok ki o fasl günü (sevâb ve ikaabla cezaya) bir inikattır ki o gün, sûr'a üfürülecek ve takım takım (kabirlerinizden kalkıp Mahşer'e) geleceksiniz. Ve o gün gök ya­rılmış, kapı kapı olmuş, ve dağlar, havada zerreler gibi uçurul­muş, bir serâb hâline gelmiş olacak.)

Rivayete göre Muâz (R.A) takım takım Mahşer'e gelmenin tefsirini Peygamber  (S.A.V.)'e sormuş ve şu cevâbı almıştır:

«Kıyamet Gününde ümmetim on iki sınıf olarak haşredilecek-tir. Birinci sınıf: Kabirlerinden karınları yılanlar ve akreblerle do­lu hasredilir. Bunlar zekâtlarını vermeyenlerdir, ki tevbe etmeden ölmüşlerdir. İkinci sınıf: Domuz suretinde hasredilir. Bunlar, na­mazlarında gevşeklik gösterip tevbe etmeden ölenlerdir. Üçüncü sınıf: Ağızlarından kan gelerek haşrolunuv. Bunlar, alış verişlerin­de yalan söyleyip tevbe etmeden Ölenlerdir. Dördüncü sınıf: El ve ayakları kesik haşrolur. Bunlar komşularına ezâ edip tevbekâr ol­madan ölenlerdir. Beşinci sınıf: Lâşeden daha pis kokar hâlde haşrolunur. Bunlar, Allah Teâlâ'dan korkmayip gizlice günâh işleyen ve tevbe etmeden ölenlerdir. Altıncı sınıfı Dilleri kesik haşrolu-nurlar. Bunlar, yalan söyleyen ve yalancı şâhidliği yapanlardır, ki tevbe etmeden ölmüşlerdir. Yedinci sınıfı Dilsiz haşrolunur. Bun­lar, şâhidliği gizleyen ve tevbe etmeden ölenlerdir. Sekizinci sınıf: Avret yerlerinden irin ve san su akarak haşrolunur. Bunlar zina edip, tevbekâr olmadan ölenlerdir. - Dokuzuncu sınıf: Karınları ateşle dolu olarak hasredilir. Bunlar, haksız yere yetîm malı yiye­rek tevbe etmeden ölenlerdir. Onuncu sınıf: Yüzleri kızarmış; göz­leri uğramış; dişleri öküz boynuzu gibi sivrilmiş; dudakları karın­larına, karınları da uyluklarına sarkmış haşrolunur. Bunlar, içki içip tevbe etmeden ölenlerdir. Onbirinei sınıf: Cüzzâmlı, baraslı haşrolunur. Bunlar, ana-babalarma âsî olup tevbe etmeden Ölen Onikinci sınıf: Yüzleri Ay'ın ondördü gibi haşrolunur. Si-rat'ı şimşek gibi geçerler. Bunlar, hayırlı işler yapıp, namazlarını cemâatle kılan ve günâhlarına tevbekâr olarak ölenlerdir.»[6]

 

21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28 (Muhakkak ki Cehennem, bir uğraktır. Azgınların dönüp dolaşıp gidecekleri bir yerdir. Devirlerce içinde kalacaklar. Orada ne bir serinlik ve ne içilecek bir şey tadamıyacaklar. Ancak amellerine uygun bir ceza olarak, kay­nar su ve Cehennemliklerin vücûdlarmdan akan kan ve irin içe­ceklerdir. Zîrâ onlar (ba'se îmânları olmadığı için) hesâb oluna­caklarını ummuyor (korkmuyor) lardı. Ve âyetlerimizi tekzîb edi­yorlardı. )[7]

 

29, 30 ( Biz ise, her şeyi tesbît etmiş, bir Kitab'a (Levh-i Mah-fûz'a) yazmışızdır. Onlara: «İşte (azabınızı) tadın. Artık, size aza­bınızı artırmaktan başka bir şey yapacak değiliz.»   (denilecek.) [8]

 

31, 32, 33, 34, 35, 36 (Fakat takva sâhibîeri için bir mahalli fevz (Cennet veya ateşten kurtuluş) vardır. (Meyvalı ağaçlarla do­lu) bahçeler, üzüm bağları, memeleri yumru yumru hepsi aynı yaşta kızlar ve (içi şarab) dolu kadehler vardır. Orada ne bîyhude bir söz ve ne yalan işitmezler. (Bu ni'metler) Rabbinden bir mü­kâfat,  (fazl-u kereminden)  yeterli bir bahşiştir. )[9]

 

37, 38, 39 ( O göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi Eahmân'dan. Bütün mahlûkat O'na hitâbta bulunmaya kaadir olamazlar. O gün Rûh ve Melekler saff olup duracaklar. Tek ke­lime söyleyemezler. Ancak o Rahmân'ın izin verdiği doğru söyle­yen müstesna. O gün ki, haktır, vukuu sabittir. Artık kim dilerse, Rabbine (îmân ve tâatle) bir dönecek yer edinsin! )[10]

 

40 ( Biz, sizi yakın bir azâbla korkuttuk. O gün, herkes el­lerinin ne takdim ettiğine (ondan önce hayır ve şer ne yapmış ol­duğuna) bakacak ve kâfiri «Keşke,  (dünyâda) toprak olaydım  (da halk olunmayaydım ve bu hesabı görmeyeydün)» diyecek. )

Mukaatü demiştir ki: «Kıyamet Gününde, Allah Teâlâ vahşî hayvanları, böcekleri ve kuşları toplayıp da'vâlarına bakacak; boynuzsuzun hakkını boynuzludan alacak. Sonra, O'nun emri ile hepsi toprak olacak. Kâfir bunu görünce: Ne olaydı dünyâda do­muz suretinde bulunup bu gün toprak olaydım! diyecek.»[11]



[1] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/406.

[2] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/406.

[3] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/406.

[4] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/406.

[5] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/407.

[6] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/407.

[7] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/407-408.

[8] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/408.

[9] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/409.

[10] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/409.

[11] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/410.