80 - ABESE SÛRESİ - Index Web - 80. Sayfa
80 - ABESE SÛRESİ
Mekke'de nazil olmuştur, 42 âyettir.
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adiyle[1]
1, 2, 3, 4 (Kendisine o a'mâ geldi diye) yüzünü ekşitti ve çevirdi. Ne bilirsin? O belki (senden öğreneceği şeylerle günâhlarından) temizlenecek, veya öğütlenecek de ondan istifâde edecekti. )
Sûre-i celîleye «Sâhha» veya «Sefere Sûresi» de denilir. Rivayet edildiğine göre, Abdullah bin Ümm-ü Mektûm (R.A.) hakkında nazil olmuştur. Bir gün Utbe ibn-i Rebîa, Ebû Cehil ibn-i Hişam, Ümeyye ibn-i Half, Abbâs ibn-i Abdülmuttalib, Velîd ibn-i Mugîre gibi Kureyş'in ileri gelenleri nezd-i Nebevi'de toplanmışlardı. Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz kendilerine dîni telkinlerde bulunuyor ve İslâm'ı kabul etmeleri için gayret sarfediyordu. Bu sırada Hazret-i İbn-i Ümm-ü Mektûm içeriye girdi. Gözleri görmediği için, Fahr-i Kâinat'm meşguliyetinin farkında değildi. Tekrar tekrar: «Yâ Resûlallah! Allah'ın sana öğrettiklerinden bana da öğret» diye hitabetti. Resûl-ü Ekrem, sözünün bu suretle kesilmesine canı sıkıldı. Yüzünü ekşitip çevirdi, cevâb vermedi. Ve yanındakilere dönerek telkinlerine devam buyurdu. Fakat tam sözlerini bitirmişti ki, vahiy hâli geldi. Gözlerini kapayıp daldı. Ve bu sûre-i celile nazil oldu. Bundan sonra her gelişinde Cenâb-ı Peygamber, İbn-i Ümm-u Mektûm'u tatyibeder, «Ey hakkında Rabbimin bana itâbettigi zât, merhaba! buyurur ve ridâsını altına yayardı. Müşarünileyh, Hazret-i Hadîce (R Anhâ) nin dayısının oğlu ve Muhâcirîn-i evvelindendir.[2]
5, 6, 7 (Ama tîmândan) istiğna eden kimseye gelince sen ona dönüyor (onu dinliyor) sun. (Senin vazifen ancak tebliğdir). Onun (îmânla) temizlenmemesinden sana bir vebal yoktur.
Rivayete göre; bu âyet indikten sonra Peygamber (S.A.V.) hiç bir fakirin yüzüne asık suratla bakmamış; hiç bir zengine de fazla yüz göstermemiştir.[3]
8 ,9 ,10 (Ve fakat (hayır isteğiyle) koşarak sana gelen, Allah'tan korkarak gelmişken, ondan tegaafül ediyorsun.)[4]
11, 12, 13, 14, 15, 16 ( Sakın bir daha böyle yapma! Zîrâ Kur'ân âyetleri bir öğüttür. Kim dilerse bunu hıfzeder, (öğütlenir). O tertemiz sahîfelerde sabit, (indallah) mükerrem ve kadri pek yüksektir. Kerîm, Allah Teâlâ'nın emirlerine muti kâtiblerin elleriyle (Levh-i Mahfûz'dan) istinsah edilmiştir. )[5]
17, 18, 19, 20, 21, 22 ( Kahrolası kâfir insan! O ne nankördür! (Düşünmez ki) Allah Teâlâ, onu hangi şeyden halk etti? Bir nutfeden halk etti de (ana rahminde) tavırdan tavra getirdi (hayât takdir etti). Sonra ona yolu kolaylaştırdı. Dünyâya getirdi. Sonra, onu öldürdü, kabire soktu. Sonra da dilediği zaman tekrar diriltecek.)
Bazı arına göre: «Kâfir insan»dan 'murâd: Utbe b. Ebî Leheb'dir. [6]
23 (Hakkaâ ki o, Allah Teâlâ'nm emrettiğini (kaza ve farz eylediğini) edâ etmedi. )[7]
24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32 (O insan, bir defa yediğine baksın! (Allah Teâlâ, onu nasıl takdir ve tedbir buyurmuş, hayâtına sebeb kılmıştır.) Biz, yağmuru bol bol dökmekteyiz. Sonra (inbat için) toprağı yarmaktayız. Bu suretle, onda (buğday, arpa ve benzerleri gibi) hububat, üzüm ve yoncalar, zeytinlikler, hurmalıklar, sık ve yüksek ağaçlı bahçeler, (çeşid çeşid) meyvalar. ve çayırlıklar yetiştirmekteyiz, ki bütün bunlar sizin ve hayvann larmızın geçimi, İntifâı içindir. )[8]
33, 34, 35, 36, 37 (Fakat kulakları sağır eden o ses (ikinci nefha) geldiği zaman, o gün, insan kardeşinden, ana, ve babasından, zevce ve evlâdından firar eder. O gün bunlardan her birinin, kendisini meşgul eden bir işi, bir derdi vardır. )[9]
38, 39, 40, 41, 42 (Nice yüzler o gün, aydındır, güler ve sevinir. Nice yüzleri de o gün, toz toprak (ıstırab) bürümüştür. Her yanını bir karalık ve karanlık sarmıştır. İşte bunlar, kâfir olanlar, fâcir olanlardır) [10]
[1] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/416.
[2] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/416-417.
[3] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/417.
[4] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/417.
[5] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/417.
[6] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/418.
[7] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/418.
[8] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/418-419.
[9] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/419.
[10] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/419.
İslami Okul Okulların En Önemlisi