Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

83 - MUTAFFİFÎN SÛRESİ - Index Web - 83. Sayfa

83 - MUTAFFİFÎN   SÛRESİ

 

Mekke'de nazil olmuştur, 36 âyettir.

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adiyle[1]

 

1, 2, 3 (Veyl o, (hileye sapan) eksik Ölçen ve tartanlaral Onlar ki halktan aldıkları zaman, dikkatle ölçer, tam alırlar. Fa­kat halka verecek oldukları zaman, ölçülerini ve tartılarını eksil­tirler.)

Sûre-i celîleye, «Tatfif Sûresi» de denir. Mekke'de son nâzü olan sûredir. Medînelilerin tam alıp, noksan vermek âdetleriydi. Burum ıslâhı için, Hicret esnasında, Medine'de ilk nazil olan sûre olduğu da mervidir.

Bir hadis-i şerifde:

«Şu beş kötü haslete, beş türlü ceza vardır:

a) Ahdini bozan kavme    Allah Teâlâ düşmanlarını musallat eder.

b) Allah Teâlâ'nm inzal ettiğinin gayriyle hükmedenlerin ara­larında fakirlik yayılır.

c) İçlerinde hayâsızlık zahir olan kavim arasında ölüm yayılır.

d) Eksik ölçen ve tartanları kıtlık yakalar.

e) Zekât vermiyenlerin ve halkı zekât vermekten menedenle-rin de yağmurları kesilir.» buyurulmuştur.  (Taberâni, İbn-i Abbâs R. Anhümâ),[2]                                                           .           .

 

4,5,6 ( Onlar, büyük bir gün için ba'solunacaklarıni yakî-nen bilmiyorlar mı? O gün halk, (emri, _ hesabı ve cezası için) Rabbirâlemîn'in huzurunda duracaklar. )

Rivayete göre, o günün uzunluğu 500 yıl kadardır. Ancak mü'-müıin durması Güneş'in zevali kadar olacak, kâfirin ise: «Cehen-nem'e gönderilsem de razı oldum.» deyinceye kadar uzun sürecek­tir. Mikdâd  (R.A.)  demiştir ki;

«Peygamber (S.A.V.)'i şöyle buyururken işittim: Kıyamet Gü­nünde Güneş, insanlara bir veya iki mil yaklaşacak, onun sıcağın­dan terleyecekler. Kiminin ter ökçesine, kiminin dizlerine, kimi­nin daha yukarı erişir. Hattâ ba'zılarınm ağzına ulaşır da gem vu­rulmuş gibi olur.»[3]

 

7,8,9,10,11,12,13 (Hakkaâ ki fâcirlerin Kitabı (amel defterleri) siccîndedir. Siccîn nedir bilir misin? O, yazılmış bir Ki-tabtır [4]Veyl o gün tekzîb edenlere! (Ki azâb ikaab, şiddet ve mihnet onlar içindir). Onlar hesâb ve ceza gününü tekzîb edenler­dir. Halbuki o günü ancak,  haddi aşan, günâhlarında ısrar eden kimse tekzîb eder. Ne zaman ona âyetlerimiz tilâvet olunsa: «Bu evvelkilerin esatiridir.» der.)[5]

 

14  (Hayır, dedikleri gibi değil!  Belki    onların kazandıkları (kötü ameller) kalblerini yenmiş (kör etmiş) tir. (Hakla bâtılı tem­yiz edemez olmuşlardır.)

Bir hadis-i  şerîfde  şöyle  buyurulmuştur:

«Kul bir günâh işlediği vakit kalbinde siyah bir nokta hâsıl olur. Günâhı arttıkça, o siyahlık da artar. Nihayet, siyahlığı bü­tün kalbini kaplar.»[6]

 

15 (Hakkaâ   ki,   o gün onlar, Rablerinden   hicabta   kalacak­lardır.   (O'nu  görmekten,   veya  rahmetinden,   yâhûd  kurtuluşdan memnu ve mahrumdurlar.)

İmâm Şafii: «Bu âyet-i celîle, mü'minlerin cemâM ilâhiyi mü­şahede edeceklerine bir delildir. Zîrâ böyle olmamış olsaydı, tah­sisi bir şey ifâde etmezdi.» demiştir.[7]

 

16, 17 (Sonra onlar, muhakkak ki alevli ateşe vurulacaklar. Sonra da: «İşte, tekzîb ettiğiniz azâb budur.» denilecek. )[8]

 

18, 19, 20, 21 ( Hakkaâ ki sâlihlerin Kitab'ı (amel defterleri) illiyyûndadır. îlliyyûn nedir, bilir misin? O, yazılmış bir Kitabtır. Ona mukarrebler şâhidolurlar.)

İlliyyûn: Yedinci semâda Arşın altındadır. Rivayete göre yeşil zebercedden bir levhadır. Arşın altında asılıdır. Salih kimselerin amelleri onda yazılıdır. İlliyyûn, Arş'm sağ köşesidir veya Cen­nettir; yâhûd Sidre-i Müntehâ'dır, diyenler de vardır.[9]

 

22, 23, 24, 25, 26, 27, 28 (Sâlihler muhakkak ki (Cennette) ni'metlerdedirler. Şerirler üzerine oturur (kendilerine ihsan buyu-rulan ni'metlere, kâfirlere erişen azaba) nazar ederler. Yüzlerinde o ni'metlerin güzelliğini (görür) tanırsın. Onlara, (kabı) mühürlü, sâf ve hâlis şarabtan içirilir. (Mührünü onlardan başkası aça­maz). Kesimi misk'tir (içilince sonu misk kokar). O hâlde rağbet edenler buna (bu ni'mete nail olmaya) rağbet etsinler. Katkısı da tesnîm'dendir. Tesnîm, bir pınardır, ki ondan sırf mukarrebler içer. )[10]

 

29, 30, 31, 32 (O günâh işleyen (müşrik) ler mü'minlere (fukarasiyle istihza ederek) gülerlerdi. Onlara uğradıkları zaman (tabeder) birbirleriyle göz kaş işaretleri ederlerdi. Ailelerine (ve evlerine bu hareketlerinden) neşelenerek dönerlerdi. îmân edenle­ri görünce (Muhammed saDallahü aleyhi ve selleme tebâiyet et­tikleri için)   işte dalâlete düşenler bunlardır!»   derlerdir)[11]

 

33 (Halbuki  üzerlerine  bir  murâkıb   olarak  gönderilmemişi lerdi (ki imân edenlerin dalâlet ve hidâyetine şehâdet etsinler.) [12]

 

34, 35 (Bugün de  imân  edenler,  kâfirlere  gülecekler,  süs] şerirler üzerinde   (azâblannı)   seyredecekler.)[13]

 

36  (Nasıl, o kâfirlere işlediklerinin cezası verildi mi (Evet!) Kâ'b demiştir ki:

«Cennette, Çehennem'e bakan pencereler vardır. Cennette Mr mü'min Cehennemdeki düşmanını görmek istese, pencerelerden birinden bakar; ve onun azâb olunduğunu görerek sevinir.)[14]



[1] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/425.

[2] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/425.

[3] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/426.

[4] Ba'zılanna göre siccîn: Şeytanlarla kâfirlerin amellerini topla­yan kitabtır.. Bir...takımları yedi kat yerin'dibi olduğunu söylemişlerdir ki, burası İblis ile ordusunun yeridir.                               

[5] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/426-427.

[6] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/427.

[7] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/427.

[8] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/427.

[9] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/427-428.

[10] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/428.

[11] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/428.

[12] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/429.

[13] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/429.

[14] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/429.