Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

84 - INŞİKAAK SÛRESİ - Index Web - 84. Sayfa

84 - INŞİKAAK SÛRESİ

 

Mekke'de nazil olmuştur, 25 âyettir.

Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adiyle[1]

 

1, 2, 3, 4, 5 (Gök yarüdığı, Rabbini dinleyip inkıyâd ettiği zaman ki, zâten gök buna lâyıktır, yer uzatılıp dümdüz olduğu, içinde ne varsa boşaldığı, Rabbini dinleyip inkıyâd ettiği zaman, ki yer zâten buna lâyıktır (insan sevâb ve ikaabını görecektir.) [2]

 

6 (Ey insan! Rabbin celle şânuhu'ye kavuşuncaya kadar var kuvvetinle  çalışıyorsun.  Nihayet, O'na kavuşacaksın.)[3]

 

7, 8, 9 (Kitab'ı sağ eline verilen  (mü'min)  in kolaylıkla he­sabı görülecek, sürûrla ehline dönecektir. )[4]

 

10, 11, 12, 13, 14, 15 ( Fakat Kitab'ı arkasından verilen, he­men ölümü temenni edecek. O, alevli ateşe atılacak. Zîrâ (dünyâ­da) ehli arasında mesrurdu. Zîrâ, (ölümünden sonra Rabbine) as­la rücû' etmiyeceğini sanmıştı. Halbuki zannettiği gibi değil! Rabbi, onu görüyordu. )[5]

 

16, 17, 18, 19 (Yemîn ederim o şafağa ve geceye ve gecenin bütün topladıklarına, ışığını tamamlıyan Ay'a, ki siz elbette hâl­den hâle değiştirileceksiniz. )[6]

 

20, 21 (Artık onlara ne oluyor ki, îmân etmiyorlar? Ve ken­dilerine Kur'ân okunduğu zaman huzû' ve sücûd etmiyorlar? ) Yirmi birinci âyet-i kerîme secde âyetlerindendir.

Rivayete göre, Peygamber (S.A.V.) Alak süresindeki secde âyetini okuyarak secde etmiş. Cemâat da secdeye varmışlar. Kureyş kâfirleri başları ucunda durup el çarpmışlar. Bu âyet, bu se-beble inmiştir.

Ebû Hanife'ye göre; bu âyette secde etmek vâcibdir. Zîrâ onu işidip, secde etmeyen zemmolunmuştur. Hz. Ebû Hüreyre, bu âyeti okuduktan  sonra  secde etmiş;  ve:

«Vallahi ben, Peygamber (S.A.V) bu âyette secde ederken görmeden secde etmemişimdir.»  demiştir. [7]

 

22, 23, 24 (Hayır! Kâfirler (Kur'ân'ı) tekzîb ederler. Halbuki Allah Teâlâ, onların kalblerinde ketmettikleri (küfür ve kinleri) ni pek iyi bilir. Artık onları elim bir azâbla müjdele!)[8]

 

25 (Fakat îmân edip de sâlih ameller işliyenler, müstesna! Onlar için kesilmez, tükenmez bir ecir vardır. )[9]



[1] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/430.

[2] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/430.

[3] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/430.

[4] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/430.

[5] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/431.

[6] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/431.

[7] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/431.

[8] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/432.

[9] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/432.