Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

96 - ALAK SÛRESİ - Index Web - 96. Sayfa

96 - ALAK  SÛRESİ

 

Mekke'de nazil olmuştur,  19 âyettir.

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adiyle[1]

 

1, 2 (Her şeyi) yaratan Rabbinin adiyle oku! O, insanı bir kan pıhtısından yarattı,

Kur'ân-ı Kerîm'den ilk nazil olan âyetlerin, bu sûre-i ceülenin ilk beş âyeti olduğu mervîdir.

Fahr-i Âlem Muhammed sallallahü aleyhi ve sellem Efendi­mize kırk yaşında iken nübüvvet, kırk üç yaşında iken risâlet geldi.

Nübüvveti rü'yâ-î sâdıka ile başladı. Altı ay kadar rü'yasmda ne görürse ayniyle zuhur ederdi. Bu esnada, uzlet ve halveti pek sevmekteydi. Hıra Dağına gider, oradaki bir mağarada yalnızca ibâdet ederdi.

Bir gün Hırâ'da yine ibâdet etmekteyken bir Melek, Cibril Aleyhisselâm kendisine göründü ve âyet-i kerîmelerini getirdi; Birden bire vahy-i ilâhinin mehabeti Fahr-i Âlem'e korku ve dehşet verdi. Hemen titriyerek Hazret-i Hadîce Anhâ.nın ya­nına gitti. «Beni örtün.» buyurdu. Ve bir müddet teneffüs ve isti­rahat ettikten sonra, hâdiseyi zevcesine anlattı.

Fahr-i Kâinat'ı Hazret-i Hadîce, amcazadesi meşhur Varaka "bin Nevfel'e götürdü.

Varaka,  kendilerini dikkatle  dinledi.  Ve  sonra. Müjde yâ Muhammet!! Sen Meryem oğlu îsâ'nın haber ver­diği Son Peygambersin. Sana görünen Melek, Hazret-i Musa'ya da nazil olan Nâmûs-iSEkber'dir. Keski genç olup da, da'vet edece­ğin zamana erişseydim. Ve 'kavmin seni Mekke'den çıkaracağı za­man sana yardım etseydim.» dedi.

Nebiy-yi Mükerrem sallaîlahü aleyhi ve sellem: «Ya! Kavmim beni Mekke'den çıkaracak mı?» diye sordu.

Varaka: «Evet! Nübüvvet her kime ihsan buyuruldu ise, kavmi içinden O'na düşmanlar peyda olagelmiştir. Seni de kavmin Mek­ke'den çıkarsalar gerektir.» dedi.

Sonra vahyin arkası kesildi ve Cibril Aleyhisselâm görünmez oldu. Fahr-i Kâinat buna pek -üzüldü.

Aradan üç yıl geçti. Bir gün, hafiften bir ses işitti. Yine ken­disine korku ve dehşet geldi. Ve Hadîce (R. AnhâJ'nın yanma git­ti. Elbisesine büründü. O vakit yine Cibril Aleyhisselâm göründü. Ve: «Yâ eyyühelmüddessir»  sûresini getirdi.

îşte Kisâlet-i Muhammedîye'nin başlangıcı budur. Ondan son­ra Kur'ân âyetleri peygamber nâzü olmaya başladı. Ve bu hâl yıl­larca devam etti.

Elhâsıl1 Fahr-i Âlem sallaîlahü aleyhi ve sellem yeni bir şerîatle bütün ins ve cinne meb'ûs, ve onun şerîatiyle şâir şerîatler men-sûh oldu. Ve bir daha Peygamber gelmek ihtimâli kalmadı.

Varaka bin Nevfel, evvelce vefat etmiş olduğundan Resûl-ü Ekrem'in da'vetine yetişemedi. Bu da'vete ilkin icabet ederek İs­lâm ile müşerref olan ve Aleyhissalâtü vesselamla birlikte namaz kılan Hazret-i Hadîce  CR. Anhâ'dır.[2]

 

3, 4, 5 (Oku, O keremine nihayet olmayan Rabbindir, ki kalemle yazı yazmayı öğretmiştir. İnsana, bilmediği şeyleri O öğ­retti.)[3]

 

6, 7, 8 (Hakkaâ ki insan kendini ihtiyâçtan vareste gördü­ğü zaman haddini aşar, tuğyan eder. (Ey insan!) Akıbet rücûun Rabbinedirî ) Ebû Cehil hakkında nazil olmuştur.[4]

 

9, 10  (Bir  kulu,   namaz kılarken nehyedeni  gördün  mü? )

Âyet-i kerîme Ebû Cehil hakkında nazil olmuştur: «Eğer Mu hammed'i namaz kılarken görürsem, boynunu çiğniyeceğim.» de­mişti. Filhakika bir gün., o azimle Cenâb-ı Peygamberin yanma gitmiş, fakat dönmek zorunda kalmıştı. Sebebini sordukları zaman: «Zîrâ benimle O'nun arasında ateşten bir hendek vardı. Tehlike­ler, kanadlar vardı.» demişti. Aleyhissalâtü vesselam, bu niyyetle geldiğini kendisine haber verdikleri zaman: «Şâyed bana yaklaşmış olsaydı, Melekler kendi­sini param parça ederdi.» buyurdu. Kuldan murâd: Resûlüllah sallaîlahü aleyhi ve sellemdir.[5]

 

11, 12 (Haber ver bana! Ya o Cnamaz kılan) hak din üzerin­deyse, veya takvayı emrettiyse.)[6]

 

13   (Bana haber ver! Ya öbürü, dîni tekzîb etti, îmândan yüz çevirdi ise.)[7]

 

14 ( O   (nehyeden)   Allah Teâlâ'nın muhakkak her şeyi gö­rür olduğunu bilmiyor mu? )[8]

 

15, 16, 17, 18 (Hakkaâ ki eza etmekten (fârîğ olsun. Şâyed bundan) vaz geçmezse, celâlim hakkı için, onu alnından (perçe­minden), yalancı, günahkâr alnından tutar, (Cehennem' sürük­leriz. O vakit [9]o, kavim ve kabilesini çağırsın. (Onlardan yar­dım istesjn), Biz de, zebanileri çağırırız. )[10]

 

19 (Sakın ona itaat etme! (Tâatinde sebat eyle) secde (ye devam)   et!   (Allah Teâlâ'ya)  yaklaş! )

Bir hadîs-i şerîfde:

«Kulun Rabbine en yakın olabileceği hâl, secde ederkendir.» buyurulmuştur.

Bir hadîs-i kudsîde de:

«Kul Bana fazla ibâdetlerle mütemadiyen yaklaşır. O derece ki, nihayet Ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, duyduğu kalbi olurum. Benimle işitir, Benimle görür, Benimle duyar.» buyurulmuştur.

Âyet-i kerîme secde âyetlerindendir.[11]



[1] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/463.

[2] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/463-464.

[3] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/464.

[4] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/465.

[5] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/465.

[6] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/465.

[7] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/465

[8] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/466.

[9] Ebû Cehil, Peygamberimiz (S.A.V.Î'in namazına mâm  olunca; O da, onu bu yaptığından men'  etti. Ebû Cehil:

«Vallahi şu vadiyi senin üzerine koşu atları ile ve yalabık delikan­lılarla doldururum!»  dedi. Bunun üzerine, müteâkib  âyet indi.

[10] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/466.

[11] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/466.