105 - FİYİ SÛRESİ - Index Web - 105. Sayfa
105 - FİYİ SÛRESİ
Mekke'de nazil olmuştur, 5 âyettir.
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adiyle[1]
1, 2, 3, 4, 5 (Rabbinin Fî ashabına ne ettiğini görmedin mi? O, onların düzenlerini boşa çıkarmadı mı? Ve üzerlerine sürü sürü kuşlar (Ebâbü) göndermedi mi? Ki her biri onlara çamurdan (ateşte pişirilmiş) taşlar atmışlardı. Allah Teâlâ, onları kurt yeniği yaprağa çeviriverdi. )
Bu vak'a, Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem Efendimizin doğumlarından elli gün. önce, Milâdın 570 inci yılında vuku' bulmuştu.
Hâdise, kısaca şöyle cereyan etmişti: Habeşistan hükümdarı Necâşî Ashame'nin Yemen valisi Abraha bin Sabbâh-el-Eşrem, Arabistan'ı Hıristiyanlaştırmak hevesine düşmüştü. Bu maksadla, San'a'da Kuleyş adlı büyük ve muhteşem bir kilise yaptırmış ve bütün Arapların yalnız burayı ziyaret etmelerini istemişti.
Fakat Araplar öteden beri senede bir defa Mekke'ye gelir, Kâ'be'yi ziyaret ederlerdi. Âdetlerinden vazgeçmek istememişler, ve binâenaleyh, San'a'daki kiliseye bir meyil ve teveccüh göstermemişlerdi. Hattâ bir gün Kinâne kabilesinden bir adam, kiliseye girmek fırsatını bularak kirletmiş, hakarette bulunmuştu.
Abraha bundan münfail oldu. Ve durumu inceden inceye tedkîk etti. Neticede Arapların en çok ziyaret ettikleri yerin Mekke'de Kâ'be olduğunu öğrendi. Yaptırdığı kilisenin umûmi bir ziyaret yeri ve bütün Arabistan'ın dîn merkezi olmasını te'mîn için, burayı yıkmaya karar verdi. Ve fillerle takviye edilen ordusunu harekete geçirdi.
Fiili ordu uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra Mekke'ye yaklaştı. Yolda birçok Araplar da kendisine katılmışlardı. Nihayet Mekke yakınında bir yerde konakladılar. Ve sağa sola sarkıntılık etmeye başladılar. Bu arada Abdülmuttalib'in de iki yüz kadar devesini alıp götürdüler.
Bunun üzerine Abdülmuttalib, tereddüd etmeksizin Abraha'-nın karargâhına gitti. Abraha'ya Kureyş'in reisi geldiğini ve kendisinin kerîm bir kimse olduğunu haber verdiler.
Abraha, misafirini çok iyi karşıladı. Ve isteğini sordu.
Abdülmuttalib: «Askerin, develerimden iki yüzünü gasbetti. Onların iadesini istiyorum.» dedi.
Abraha: «Taaccüb ediyorum. Ben, dîninizin rüknü olan Kâ'be'yi yıkmaya geldim. Bunu düşünmüyor, benden onun afvını rica etmiyorsun da, develerini istiyorsun.» dedi.
Abdülmuttalib: «Ben, develerin sahibiyim. Develerimi istiyorum. Kâ'be'nin sahibi ise başka. O dilerse, Kâ'be'sini korur, sizi ondan meneder.» diye cevâb verdi.
Abraha emretti. Abdülmuttalib'e develerini iade ettiler. Alıp Mekke'ye döndü ve Kureyş'i de: «Korkmayınız, bu Beyt'in sahibi onu muhafaza eder.» diye tesliye etti.
Abraha daha önce harbetmek için gelmediğini, maksadının yalnız Kâ'be'yi yıkmaktan ibaret olduğunu ilân etmiş olduğu için, Ku-reyş dağlara çekildi. Ve buradan hâdisenin cereyanını- seyretmeye başladı.
Ertesi gün Abraha, şehre girmeye hazırlandı. Ve ordusuna hareket emri verdi Görünüşe göre büyük ve mükemmel ordu yürüyecek ve bir mukavemet de görmiyeceği için muhakkak muvaffak olacaktı. Fakat muvaffak olamadı.
Abraha'nm Mahmûd adlı bir fili vardı. Onu dâima askerinin önünde yürütürdü. Onunla nereye gitse muzaffer olacağına inanırdı. Bu sefer de fili ordusunun önüne kattı. Ancak fili Kâ'be'ye doğru yürütmek mümkün olmadı. Hayvan başını ne tarafa çevirseler yürümüş, fakat Mekke'ye çevirdikleri zaman çökmüş, yere yatmıştı.
Bu esnada Hak tarafından birçok kuşlar (Ebabil) geldi. Her birinin ağzında ve ayaklarında birer ufak taş vardı. Bunları Abraha'nm askerleri üzerine salıverdiler. Ve Abraha ölümden kurtulan askerleriyle perişan bir hâlde geri dönmek mecburiyetinde kaldı.
Bu suretle Cenâb-ı Hak, Beyt'ini korudu. Kureyş de büyük bir düşmanın şerrinden kurtuldu. Ve zahmetsizce bir hayli ganimete de nail oldular.[2]
İslami Okul Okulların En Önemlisi