Üstadları - İslami Bilgiler - Ahmetbhanbel - 8. Sayfa
ÜSTADLARI
97- ustadlarından Tanımamız Gerekenler:
İmam Ahmed'in üstadları kimlerdir? Kendisinden fıkıh dersi aldığı, Hadis okuduğu veya Hadis rivayet ettiği kimseler, onun üstadı sayılırlar. Bunlar ister Bağdad'da olsunlar, ister başka yerde bulunup ta Ahmed onların ayağına gidip orada buluşmuş olsun, farketmez. İbni Cevzi, Menâkıb-ı Ahmed kitabında onun üstâdiartnı saymış, bunların sayısı yüzü aşmıştır. Üstâdlarının sayısı bu kadar çok olduğundan, bunların hepisinin onun üzerinde tesiri olduğunu söylememize imkân yoktur. Bunların arasında kendisinden bir Hadîs-ı Şerif rivayet ettiği kimseler bulunmaktadır. Bunların içinde öyleleri de var ki, kendisiyle defalarca görüşmüştür, fakat onun üzerinde bir tesir bırakıp onu, ilmi bir gayeye yöneltmemiştir. Ona daha önce bilmediği bir Hadis, bir sünnet için başka bir sened vermiştir. Onların işi bundan ibarettir.
Biz burada onun üzerinde tesiri olan üstâdlarını tanıtmak istediğimizden, kendisinden ilim aldığı kimselerin hepsini bilmeye gerek görmüyoruz. Bizim için önemli olan, ilim aldığı kimseler içinde onun üzerinde tesir yapıp onu bir yöne tevcih eden, tv mlnrdn onun kendi kabiliyet ve arzusuna uygun olup ta sonraları onun çalışmalarında eseri görülen, gücü verenlerdir. Bu hususta bize, her sahada bir iki kişiyi tanımak yeterlidir. Meselâ Ebû Hanife'yi tanımak için üstadı Hammad'ı ve Hammad'ın ilmini nakletmiş olan ibrahim NahaVyi bilmek yeter. Nasıl ki İmam Şafii'yi incelerken de ona fıkıh hocalığı yapan İmam Maliki, Mekke'de kendisinden Hadis okuduğu Süfyan b. Uyeyne'yi öğrenmek kâfi gelir.
98- Onda İlim Merakını Uyandıranlar:
İmam Ahmed'i etüd ederken de, onda Hadis ve Sünnet ilmine bu meyli uyandıranları, sonra da Sünnetle birlikte fıkha yönelmesini sağlayanları tanımamız yeterli olur sanırım. Bu hususta önümüze iki kişi çıkıyor ki, bunlardan biri onu Sünnete, diğeri de fıkha yöneltmiştir. Bu hususta bu ikisinin de büyük tesiri olmuştur. Hattâ birincisinin tesiri çok derindir, ikinci olarakda fıkha doğru istikamet vermiştir. O olmasa, insanlar onun ilmi sade Sünnettir, fıkhı yok sanırlardı.
Onu Hadis tahsiline yönelten birinci şahsiyet ki, onda ilim aşkı uyandıran, onu kabiliyetine ve eğilimine göre yönelten o olmuştur. Onun tesiriyle Ahmed, Hadise sarılmış, Hadisleri toplamak için ıssız belleri, susuz çölleri aşarak diyar diyar dolaşmış, ilim toplamıştır. Bu da üstadı Huşeym b. Beşir b. Ebû Hazımdır. Bildiğimiz gibi o ilk defa Hadis ilmine merak edip bu hususta istihare yaptı. 16 yaşında iken Huseym'i kendine üstâd olarak seçti, onun dersine devama başladı. 4 veya 5 yıl onda okudu. Böylece tamamiyle Hadis ilmine dönmüş oldu. Huşeym'den ve Bağdad'daki diğer Hadis âlimlerinden, büyük bir yekun tutan Hadis rivayet etti. Fakat bu 4. diğer bir rivayete göre 5 yıl süren derslerinde onun üzerinde en çok tesir eden üstadı Huşeym olmuştur. İşte bu gençlik yılları. Hadis ilminin çekirdeğinin oluştuğu yıllardır.
99- Ahmed'in Üstadı Huşeym ve ilmi Kudreti:
Ahmed'in üstadı Huşeym Hicri 104./M.722 yılında doğdu, H. 183/M799 yılında öldü. Amr b. Dinar, İbni Şahab Zührî gibi
tabiinden bazı âlimlerden ders aldı. Abdullah İbni Ömer ve Abdullah İbni Abbas gibi ashabın âlimlerinin asarını öğrenmeye çok önem verirdi. Bağdad'da Ehli Hadis ders halkası ona aitti. Ahmed, Hadis okumaya başlayınca onu bu ders halkasının baş üstadı buldu. İslâmda güzel nam bırakmış bir zattı. Ahmed'in üzerinde iyi tesir bıraktı, heybet uyandırdı. O derece ki, onun heybeti endişesiyle ona birşey soramazdı, ondan ders aldığı yıllar ona ancak bir, iki defa soru sorabiimiştir. Hadisleri rivayet ederken bir Hadis rivayetiyle diğer Hadis rivayeti arasında Allah'ı teşbih eder, sesini yükselterek: Lâilâhe illallah, derdi. Böylece Allah'ın zikriyle kalbi dolsun, takva ile hisler uyansın da, Peygamberin Hadislerini rivayet, dinin usulünü naklederken uyanık ve dikkatli olsun isterdi.
Huşeym, ömrü boyunca kendini tamamiyle ilme vermişti. İlim uğrunda çalıştı, kendine mahsus bir yol açtı. Ahmed ondan yalnız Hadis ilmi almadı, belki de ilim yolunda çalışmayı, meşakkate göğüs gererek uğraşıp didinmeyi de öğrendi.
Huşeym asıl Buharalı'dır. Babası Vâsıt kasabasında otururdu. Babasının zalim Haccac b. Yusuf'un aşçısı olduğu söylenir. Aile Bağdad'a gelip yerleşince, babası bu san'atı yapardı, bazı balık yemeklerini çok nefis yapmakla meşhurdu. Oğlu okuma çağına gelince, ilme merak etti. Aile buna alışık değildi, onlara ilim yabancıydı. Hattâ babası, oğlunu okumaktan meneder, onu azarlardı. Fakat oğlu bu azara aldırmadı, Hadis tahsiline devam etti. Kadı Ebû Şeybe'nin derslerine gitti. Fıkıhta onunla münazara yapardı. Bir kez hastalandı, derse gelemedi. Ebû $eybe onu göremeyince sordu. Hastalanmış , dediler. Öyleyse kalkın, gidip ziyaret edelim, dedi. Üstadın sözüne uyarak derstekilerin hepsi kalkıp onu ziyarete gittiler. Aşçı Beşir'in evine gelip hasta talebeyi ziyaret ettiler. Onlar dönüp gittikten sonra Beşir, oğlu Huşeym'e şöyle dedi:
— Oğlum, şimdiye kadar seni Hadis tahsilinden menederdim. Fakat bugünden sonra, asla. Bak, Kadı benim kapıma gelir oldu! Ben buna ne zaman erebildim, ummadığım birşey!»[1]
Bundan sonra Huşeym, Hadis tahsiline hevesle sarıldı. Hadis talebi için muhtelif yerlere gitti. Mekke-i Mükerreme'ye gitti. Orada İbni Şahab Zühri ile görüştü, Ondan 100 kadar Hadis aldı, 300 diyenler de var. Sonra Basra'ya, Kûf e'ye ve diğer şehirlere giderek Hadis tahsil etti. Oralardaki Hadis âlimlerinden Hadis topladı. Yorulmadan bu yolda devam etti, ilimde bir mevki kazandı, Bağdad'da baş âlimler sırasına geçti. Hadis dersi okutmaya başladı. Onun Vekî' gibi rakibleri vardı. VekV onun Hadiste baş halkası olmasına rakip çıktı. Onu okutmaktan düşürmeye çalıştı, hattâ onu kötüledi bile. Fakat, Huşeym'in ilimdeki şöhreti ve emaneti öyle yükseldi ki, ona eremediler. Sunu bilmek yeter, onun ravileri arasında Mâlik ibni Enes gibileri var. Hammad b. Zeyd onun için şöyle der: «Hadis âlimleri arasında Huşeym'den daha şerefli olanı görmedim. Hadis İlminde kuvvetli olan bazı Hadisciler, onu Hadis imamı olan Süfyan Sevri'den daha üstün tutarlardı. İmam Mâlik İbni Enes (Allah ondan razı olsun) onu övmüş ve Irak'ta Hadis okutmayı beceren, güzel Hadis bilen biri var m: sanki, ancak o Vâsıtlı (yani Huşeym) başka»[2] demiştir.
100- Üstadının Ahmed Üzerindeki Tesirleri:
Ahmed'in gençliğinde Huşeym'in Hadis ilminde derecesi, Cum-huri Muhaddis'in arasında mevkii böyleydi. Böylece İmam Ahmed, çağında Hadis imamı olan bir üstâddan ders almak için, onun önüne oturdu ve onun dersine devam etti. Yukarıda dediğimiz gibi, Ahmed'in üzerinde büyük tesir bıraktı. Onun dersine o kadar sarılmıştı ki, onun her söylediğini belliyor, ezberliyordu. Kendisinin şöyle dediği rivayet olunur: «Huşeym'den her şeyi ezberledim, Huşeym sağken, ölmeden önce ezberledim.»
Ahmed'in hafızası her ne kadar çok kuvvetli de olsa, bu ezberlemenin esası, Huşeym'in onun üzerindeki büyük tesiridir, Ona olan itibarıdır. Ahmed'in üzerindeki bu büyük etki, onu bütün gücüyle Hadîs, Sünnet ve fıkıh ilimlerine sarılmaya teşvik etmiştir.
101- İmam Şafiî'den Öğrendikleri:
İmam Ahmed, üstadı Huşeym'den çok Hadis aldı, fakat fıkhı az öğrendi. Onun için fıkıh bilgisi çok kuvvetli olan başka bir âlimden fıkıh dersi alarak bu noksanlığı tamamlamak gerekti. Bu âlim de, İmam Şafiî'den başkası olamazdı. Huşeym'in ölümünden sonra İmam Ahmed, Beyti Şerifi ziyaret etmek, Hac yapmak için Mekke-i Mükerre-me'ye gittiği zaman, İmam Şafîî ile buluştu. Şafiî'yi çok takdir edip beğendi. Şafiî'nin fıkıh bilgisi, hükmü istinbatta kuvveti, istinbât usulünde kullandığı kaide ve ölçülerin sağlamlığı, Ahmed'in dikkatinden kaçmadı, çok beğendi. Bu gövrüşme, Şafiî'nin Mescid-i Haram'da derslerini verdiği zamana rastlar. İmam Şafiî, Bağdad'da Hanefî âlimi Muhammet! b. Hasan'dan Rey - Hanefi fıkhını öğrendikten sonra, Mekke'ye dönmüş, istinbât usullerini kurmayı usul fıkhını yazmayı düşünüyordu. İmam Ahmed, onu dinleyince, onun Hadis rivayetini değil, fıkıhtaki tutumunu, mes'eleleri işleyişini,fikr-i fıkhısını beğendiğini açıklamıştır. Yukarıda geçtiği üzere, bunu arkadaşı İshak b. Rahu'ya söylemiş, ona:
— Ey Ebû Yakup, bu adamdan ifim almaya bak, gözlerim onun gibisini görmüş değil, dedi.
Ahmed, Şafiî'nin aklını ve onun fıkıhtaki düşünce tarzını beğendi. Önceden dediğimiz gibi onun için şunu söylemiştir: Hz. Peygam-ber'den şu Hadîsi şerif rivayet olunur, o buyurmuştur ki: «Allah Teâlâ her yüz yıl başında bu ümmetin dinî işlerini doğrultacak birini gönderir. Bundan önce 100 yıl başında Ömer b. Abdulaziz geldi. Umarım ki, içinde bulunduğumuz bu 100 yılın adamı Şafiî olur.»
Onun, Şafiî'de en beğendiği husus, Şafiî'nin en seçkin olduğu fıkıh dpşüncesi, aklının işleyişi ve istinbât usulünü hazırlamış olmasıdır, Onun için Ahmed, Şafiî'nin bu kuvvetinden faydalanmak istemiş ve Ahmed'in fıkha yönelten de o olmuştur. Hayatrnın başında, üstadı Hu-şeym onu Hadis ve Sünnet istikametine yöneltmiş, Hadis ası! gaye olmak şartiyle fetva mes'elelerini de öğrenmişti. Şimdi de İmam Şafii onu istinbât usulüne, nasslardan hüküm alma yoluna yöneltiyordu. Böylece Ahmed b. Hanbel iki kaynağa kavuşmuş oldu. Sünnet talebi daha çok, ona nisbetle fıkıh için çalışmak daha az, fakat haddizatında o da az sayılmaz, ondan da nasibi bol.
102- Neden İkisini Seçtik?
İmam Ahmed'in üstadlan arasında, yalnız ikisini seçipte diğerlerinden söz etmeksizin geçmemiz, onların hizmetini küçümsediğimiz, den değil, O diğer üstâdlanndan da bir çok Hadis ve âsâr almıştır. Muhtelif zamanlarda onlardan bir kısmına giderek onlardan ilim almış Ahmed'in elde ettiği bu zengin ilim hazinesinde, onların her birinin payı vardır. Miktarları az çok farklı olmakla beraber, hepsi katkıda bulunmuştur. Biz burada bu iki değerli âlimi seçip kısaca onları tanıttık. Çüriki bize göre ona yön vermede bu ikisinin hizmeti çoktur. Onun ilm] oluşmasında her birinin katkısı vardır. O ilim hazinesini, şuraya buraya giderek, muhtelif alimlerden ilim devşirerek toplamıştır. Bu onun kendi eğilimi, ilme olan merakı sayesinde olmuştur. O, sayılmayacak kadar alimlerden ders okudu, iiim aldı. Yukarıda onun hayatını, diyar diyar dolaşıp muhtelif âlimlerden ders aldığını nakletmiş bulunuyoruz. Orada anlattıklarımızdan öğrendiklerimiz yeter, burada hepsini anlatmaya gerek yok.
İslami Okul Okulların En Önemlisi