Diğer Talebeleri - Imammalik - 27. Sayfa
54- Abdüsselâm b. Sâid Sahnun:
57- İbni Haldun'a Göre Mâliki Kitapları:
58- Bunlar, Mâliki Mezhebi Kitaplarının Çok Güzel Bir Özetidir:
59- Müdevvene En Muteber Kaynaktır:
60- Dördüncü Kaynak Kitap : Mevvâziyye:
61- Kaynak: Üç Kitabın Dereceleri:
63- İbni Kasım'ın Cevaplarından Esediye Oluştu:
64- Sahnûn'un Müdevvene Üzerinde Çalışmaları:
65- Mâlik ve Hanefi Fıkhının Birbirine Tesiri:
66 - Müdevvene'yi Şerh ve İhtisar Edenler:
DİĞER TALEBELERİ
53- Abdullah b. Abdulhakem.
İmam Mâlik'ten ilim alanları saymak ve onların biyografisini yazmak zor bir işdir. Onun için biz, mezhebde temel olan kitaplarla ilgili olanları anlatmakla yetiniyoruz ki, onlar da bu yazdıklarımızdır. Onlara
şunları da ilâve edelim:
Abdullah b. Abdulhakem b. A'yün, Osman b. Affan'ın azadlıları soyundandır. 150 yılında Mısır'da doğdu, 216 H./831 M. de öldü. İmam Mâlik'ten Muvatta'ı dinledi. Sonra İbni Vehb'den, İbni Kasım'dan ve Eşheb'den rivayet etti. Bu dinlediklerini toplayarak bir kitap yazdı, sonra onu ihtisar ederek küçük bir kitap haline getirdi. Bağdad'daki Malikiler derslerinde bu ikisine itimad ederler. Ebû Bekir Ebheri onları şerh etmiştir.
54- Abdüsselâm b. Sâid Sahnun:
Biz burada Mâliki Mezhebinde asıl sayılan, kitap bırakan talebelerini kısaca zikretmekteyiz. Onun için mezhebin kavillerini toplayıp eser bırakanlardan daha bir kaçını anlatalım, sözü kısaca kesmek için üç tanesinin zikriyle yetineceğiz, onlar da: Sahnun, İbni Habib ve Utbi.
Abdüsselâm b. Saki Sahnun Araptır. Mâiik'in ölümünden önce 9 yaşma basmıştı, bu yaşta ondan ders alabilirdi, fakat o zaman Mâlik ile 9örüşmek üzere gelecek yol parası yoktu. Onun için talebesi İbni Ka-sım'dan ders almakla yetindi. İbni Kasım'dan ders aldığı gibi, İbni Vehb'den, Eşheb'den, Abdullah b. Abdüihakem Macişun'dan ve diğerlerinden de ders okudu. Mısır'da ve diğer yerlerde ilim öğrenip yetiştikten sonra Mağrib'e gitti. Orada baş âlim oldu, onun sözüne itimad olunurdu. Müdevvene yi yazdı. Okadar çok talebesi vardı ki, Mâlik'in talebelerinden hiç birinin bu kadar talebesi olmamıştır. 234 H7848 M. de kadı oldu, o zaman 74 yaşlarındaydı. 240 yılında ölümüne kadar 6 yıl kadılık yaptı. Kadılığı müddetinde ne maaş aldı, ne de sultandan hediye. Yardımcıları, kâtipleri ve arkadaşları için ehli kitaptan alınan cizyeden alırdı. Bir defa Emlre şöyle dedi: «Yardımcılarımın rızkını kesin, onlar senin ecirlerindir, memurlarındır, işlerini tam yapıyorlar, bu sana yakışmaz. Hz. Peygamber Aleyhisselâm şöyle buyurmuştur: «Ecrin hakkını, teri kurumadan verin.»
Davacılar birbirlerine laf atıp sözle ezâ yaparlar ve şahidlere ta'rizde bulunurlarsa, onları döğerdi ve şöyle derdi: Şahidlere saldırır-larsa, onlar nasıl şahidîik yapacaklar? «Allah'tan başkasına yemin etmesinler diye talak ve Atâka yemin edenleri te'dib ve ta'zir ederdi.[1]
55- Abdülmelik b. Habib:
Endülüslü olup orada tahsil gördükten sonra 208'de oradan ayrıldı. İmam Mâlik'in talebelerinin çoğundan ders aldı. İbni Macişun'dan, Abdullah İbni Abdülhakem ve başkalarından okudu. 216'da Endülüs'e döndü. Her nevi' İlmi tahsil etmişti. Şöhreti yayıldı, Endülüs Emîri onu sarayına aldı, Muvatta'ın nâklini Yahya b. Yahya ile onu müşavir yaptı. İkisi arasında rekabet vardı. Yahya'nın ölümünden sonra o tek müşavir kaldı. O fıkıh âlimidir, hadis âlimi değil. Bazılarınca Müdevvene'den sonra Mâliki fıkhının ikinci asiı sayılan Vadıha'yı yazdı, bu iki eserin değerlerini beyan edeceğiz.[2] 238 H./852 M. öldü.
56- Muhammed Utbî:
Muhammed b. Ahmed b. Abdülaziz Utbi, Endülüs'de Kurtube'de doğdu. Sahnun'dan ve başkalarından ders aidi. Meseleleri iyi bilirdi, olaylara vakıftı. MüstehracaveyaUtbiyye denen kitabı yazdı. Bunu Abdülmelik b. Habib'in Vâziha'sından almıştır. Bir vakitler Endülüslülerin ve Afrikalıların en itimad ettikleri âlim sayılırdı. İbni Hazm, onun hakkında şöyle der: «Onun Afrika'da ilim ehli nezdinde yüksek değeri, uçan şöhreti vardır.»[3]
Ütbiyye kitabını Mâliki fakihlerinden çoğu kusurlu bulur. Çağdaşı Muhammed b. Abdülhakem: Onun çoğunu yalan buldum, meselelerinin aslı yok, dedi. İbni Lübabe de: Onda bırakılmış rivayetler, şaz meseleler pek çok, demiştir. Diğerleri de onda hatalar çok, demişlerdir.[4]
Maliki fıkhının nâkilleri arasında seçkin şahıslar işte bunlardır. Öyleyse şimdi de ana kitablar üzerine konuşalım:
Ana kitaplar: Müdevvene, Vâdıha, Utbiyye ve Mevvâzîyye.
57- İbni Haldun'a Göre Mâliki Kitapları:
İbni Haldun Mâliki Mezhebi kitaplarını beyan ederken şöyle der: «Endülüs'den Abdülmelik b. Habib gitti. İbni KasınVdan ve onun taba-kasındakilerden ilim tahsil etti. Sonra Mâliki Mezhebini Endülüs'de yaydı. Bu mezhebde Vâdıha kitabını yazdı. Sonra onun talebesi Utebi, Utbiyye yi yazdı. Afrika'dan Esed b. Fırat Şark'a gitti, önce Ebû Hanife'nin talebelerinden meseleleri yazdı. Sonra Maliki Mezhebine geçti. İbni Kasım'dan fıkıh bahislerini yazdı. Bu kitabiyle Kayravan'a geldi. Yazarı Esed'e nisbetle Esediyye denildi. Sahnun bunu Esed'den okudu. Sonra Şarka gitti. İbni Kasım ile görüştü. Ondan ders aldı. Onları Esediyyedeki meselelerle karşılaştırdı. Onların çoğundan, döndü. Sahnun onun meselelerini yazdı, döndükleri tesbit etti. Esed'e yazarak Sahnun'un kitabını almasını istedi. İnsanlar onun kitabını ter-kettiler. Sahnun'un Müdevvene'sine tâbi oldular. Buna Müdevvene denildiği gibi Muhtelîta'da denilmektedir. Kayravan halkı bu Müdevvene'ye sarıldı, Endülüshalkıise Vâdıha ve Utbiyye'ye sarıldı. Sonra İbni Ebû Zeyd Müdevvene'yi ve muhtaliteyi ihtisar etti ve ona Muhtasar adı verildi. Onu Kayravan fukahasından Ebu Sald de ihtisar etti ve Tehzıb adını verdi. Afrika uleması ona itimad etti ve onu aldı, diğerlerini bıraktılar. Endülüs halkı Utbiyye'ye itimad edip Vâdıhayı ve diğerlerini bıraktılar. Asırlardır mezhebin uleması, bu ana kitapları şerh, izah ve yorumlar yaparak itibar etmektedirler. Afrikalılardan birçok' ulema Müdevvene'ye bir çok şerhler yazdılar: İbni Yunus Luhmi, Tunuslu İbni Muhriz, İbni Beşir ve emsali bunlardandır. Endülüs ehli Utbiyye üzerine nice şerhler yazdılar, İbni Rüşd ve emsali gibi, İbni Ebû Zeyd, bu ana kitaplardaki meseleleri, ihtilafları, kavilleri hepsini bir kitapta topladı, buna Nevâdir adtnı verdi. Bu kitapta mezhebin bütün kavilleri, ana meseleler hepsi bir araya toplanmıştır. İbni Yunus, bunla-nn çoğrnu Müdevvene üzerine yazdığı kitapta nakleder. Maliki Mezhebi denizinin dalgaları, Kurtube ve Kayravan devletleri yjkıkqcaya kadar ufuklarda çalkandı durdu. Sonra Mağrib. halkı onlara sarıldı. Nihayet Ebû Amr b. Hâcib mezhebdeki eserleri ele alarak her babdaki kavilleri, meseleleri topladı, ki bu mezhebin bir programı halindedir.[5]
58- Bunlar, Mâliki Mezhebi Kitaplarının Çok Güzel Bir Özetidir:
İmam Mâlik'in görüşleri ve meseleleri halli nasıl nakil olundu, ulema bu nakilleri hasıl şerh, telhis ve tertib ettiler, bunu göstermektedir. Ancak biz mu'teber tabakat kitaplarından alarak bazı mülahazaları belirtmek isteriz. Birinci olarak şunu arzedelim ki, ona göre Endülüslüler Utebiyye'yi atmışlar, Kayravan halkı ise Müdevvene'yi almışlar. Bu Endülüslü İbni Hazm'ın dediğine muhaliftir, çünki o, geçdiği üzere, Utbiyye'nin Afrika'daki ilim ehlinin nezdinde yüce değeri ve uçan bir şöhreti var. demektedir.
İkinci olarak İbni Haldun, Endülüs yazarları, Utbiyye üzerine çalışıp yazdılar demekte ve bunfar arasında İbni Rüştü de zikretmektedir. İbni Rüşd ise Mukaddimat/Mumehhidât kitabında Müdev» vene'nin Mâliki ilminin aslı olduğunu söylemekte, diğerleri ona dayanmaktadır, demektedir. Şöyle ki: «Sahnun, İbni Kasım'a gitti, ondan Müdevvene Mahtelita'daki mes'eleleri okudu, Mâlikilerin Muvatta'ın-dan sonra bütün yazılanlardan önde tutulur. Denildiğine göre: Allah'ın kitabından sonra, Mâlik'in Muvattaından daha sahih kitap yoktur ve Muvatta'dan sonra da fıkıhta Müdevvene den daha faydalı eser yoktur. Müdevvene, fıkıh erbabı indinde, gramercilere Sibeveyhin kitabı, Riyaziyyecilerce Oklidisin kitabı gibi mu'teberdir. Fıkıhta onun yeri namazda fatiha gibidir, o başkalarının yerini tutar, fakat başkası onun yerini tutamaz, Fâtihasız namaz olmaz.»[6] Endülüslü olan İbni Rüşd'ün, Müdevvene hakkındaki görüşü böyle olunca, Endülüs halkı arasında muteber olan Utebiyye'dir, demek doğru olamaz...
Üçüncü mülahazamız şudur: O, Udbiyye'yi . mevsuk ve itminan verici olmak bakımından Mâliki Mezhebinde Müdevvene derecesinde tutuyor, Gerçekte ise Mâliki Mezhebi ulemasının çoğu Müdevve-ne'dekileri seksiz kabul ederken, Utbiye'dekiler hakkında zan uyandırmaktadırlar. Ondaki bazı mes'eleler daha yazıldığı zaman tekzibe uğramıştır. Muhammed b. Abdülhakem şöyle demiştir. Bana güzel bir yazıyla yazılmış kitaplar getirdiler, Müstahrece deniyor, Utbenin eseri, çoğunu yalan buldum. Aslı olmıyan mes'eleler, çıkarılmış, iskat olunmuş şeyler, sahiplerinin görmediği ders mes'elelerinden şaz olanlar var.[7]
İbni Lübabe Utbi'nin Müstahrece veya Utbîyye denen kitabı hakkında şöyle der: Ona gârib mes'eleler gelirdi, hoşuna giden birşey oldumu onu müstahrece'ye koyun, derdi! Demek oluyor ki Müstahrece veya Utbiyye eski Mâliki Mezhebi ulemasından güvenilir olanların şa-hidliğine, mevsuk ve ittmade değer bir eser değildir. Müdevvene'nin yerini alamaz. Müdevvene, İbni Rüşd'ün dediği gibi, Mâliki ilminin aslıdır. Her ne kadar muteber sayılırsa da, Utbiyye onun derecesinde olamaz, ona yaklaşamaz.
Dördüncü olarak diyeceğimiz şudur: O, babları karışık olduğundan Müdevvene'ye Muhtelita da denildi, diyor. Gerçek şudur ki, o, onu tertib etmiştir, hiç değilse çoğunu tertib etmiştir. Ancak Mâlik'in talebesinin görüşleri olan kavilleri de kattığından, o adı vermiştir. Bunun haberi Medârik'te böyledir: Sahnun onu gözden geçirdi, onu tehzib etti, bablara böldü. Mâlik'in talebesinden muhalif kavilleri de ilhak etti, bab-lara hadis ve âsâr ilave yaptı. Ancak bazı dağınık yerler aslında dinlediği gibi karışık: Muhtelit kaldı.[8]
59- Müdevvene En Muteber Kaynaktır:
Buraya kadar geçenlerden anlaşıldığı üzere bugün Mâliki fıkhının asıl dayanağı ma'ruf Müdevvene dir Onun rivayeti en doğrudur, kabule en çok şayan olan odur. Müstahrece veya İbni Haldun'un dediği gibi Utbîyye ye gelince, Kadı İyad'ın kaydettiğine göre, Onun bazısüpheliyerleribulunmaktadır. Endülüslü İbni Rüşd, Müdevvene'nin Mâliki fıkıh ilmindeki yerini, yüksek itabarını açıkça söylemiştir. Şeyh u'eyşin fetvalarında şöyle denir: «Ebu Muhammed Salih'ten; demiştir ki: Mâlik'in Muvatta'daki kavliyle fetva verdiler, onda bulunmazsa, Müdevvenedeki kavliyte, onda yoksa İbni Kasim'in ondan rivayetle, o da yoksa, Mâlik'in başka yerdeki kavliyle, o da yoksa Müdevvene'deki başkalarının kavliyle, o da yoksa mezheb erbabının kavilleriyle fetva verilir.»[9] Ebu Hasan Tancidem de şunu nakleder; demiştir ki: «Mâlik'in Müdevvenedeki kavli, İbni Kasim'in ondaki kavlinden daha evlâdır, İbni Kasim'in kavli ise onda başkalarının kavlinden evlâdır, çünki o Mâtik'in Mezhebini en iyi bilir. Müdevvene'deki başkalarının kavli, İbni Kasim'in başka yerdeki kavlinden evlâdır, çünki Müdevvene en sağlamdır.»[10]
60- Dördüncü Kaynak Kitap : Mevvâziyye:
Malikllerce asıl olan dördüncü bir kitap vardır, ki İbni Haldun ona değinmemiştir, o da Mevvaziyye'dir. Biz ondan söz edeceğiz, Çünki o ana kaynaklardan sayılır. Denildiğine göre: Müdevvene, Utbiyye, Vâdiha ve Mevvâziyye dört ana kaynaktır. Utbiyye'den bahsettik ve onun etrafında denilenleri dinledik. Onun bazısı Vâdıha'dan alınmış, ziyadeler yapılmış, bu ziyadeler hakkında birçok şeyler söylenmiştir. Vâdtha Abdülmelik b. Habib'in olup biyografisinden bahsettik. Müdevvene ise en muteber kaynaktır. Mevâziye, İskendiriyeli Muhammed b. İbrihaim b. Ziyâd'ın olup İbni Mevâz diyebilinir, 269 H7 882 M. de ölmüştür. Medârik, Mevâziye kitabı hakkında şöyle der: «O Mâliki-lerin yazdığı en değerli bir kitaptır. Mes'eleleri sahihtir, sözü sade ve açıktır. Ebû Hasan Kâbisi onu zikretti ve diğer ana kitaplara onu tercih etti ve şöyle dedi: «Yazar, bunda mezheb sahiplerinin fukahasının furu'daki görüşlerini belirtti, halbuki diğerleri rivayetleri ve kavilleri nakli kasdetmişlerdir. Onlardan bazıları ihtiyar ettiklerini nakleder, sorulan mes'elelere verdikleri cevapları kaydeder, bir kısmı da ihtilaf olan yerde mezhebi savunur. Ancak İbni Habib müstesnadır. O da mezhebi mânâ yönünden incelemeği hedef almıştır. Ancak bazı rivayetleri de nakletmekle yetinir. Bu kitabın bir kısmında Şafii ile bazı mes'eleleri münakaşa eder, fakat bunu en güzel ve en makbul şeklinde yapar.»[11]
61- Kaynak: Üç Kitabın Dereceleri:
Biz Kâbisi'nin ve diğerlerinin sözlerini alarak: Müdevvene, Vâdıha ve Mevâziye arasında bir muvâzene yaparsak görürüz ki: Müdevvene fer'i meseleler mecmuasıdır. Onun dikkat ettiği husus, rivayetleri tashih etmek ve naklin doğruluğuna bakmaktır. Delilleri aramak, meselelerin dayandığı usulü beyan etmek değil. Vâdıha da İbni Habib'in, hedefi, manâları arayıp çıkarmak, füru'in dayandığı kaideleri kurmaktır. Bu bakımdan fer'i meselelere uzanmamış, bazı rivayetlerle yetinmiştir. Çünki onun maksadı, hükümlerde aranan manâları bulup çıkarmaktır. Mevvâziye ise meseleleri asıllarına irca' etmek maksadını güder, Mâliki fıkhındaki hükümlerin delillerini beyan eder, kitap, Sünnnet ve Mesalihi Mürselden hangisine dayandığını araştırır. Bazen Mâliki fıkhı ile Irak fıkhını ve Şafii fıkhını mukayese eder ve İmam Mâlik'in görüşlerini savunur.
Bu üç kitabın durumları işte böyledir. Müdevvene mezhebin nakillerini toplar, rivayet bakımından başta gelir, bu hususta ona hiç bir kitap rakib çıkamaz. Mevvaziye'de muteber ise de bu nakil bakımından değil, ancak mes'eleierin asıllarını ve hükümlerin delillerini beyan itibariyle o muteber sayılmıştır. Rivayet ve güzel nakil bakımından Müdevvene birincidir, üstünlüğü ve muteber olması bundan gelir.
62- Müdevvene'nin Rivayeti:
Yukarıda Müdevvene'nin mezhebde rivayetçe en muteber olduğunu söyledik, daha ince bir ifade ile o, Mâliki fıkhının rivayet yönünden en sahih kitabıdır. Onuniçin onun rivayeti, bu dereceye hak kazanması üzerinde biraz konuşmamız , rivayetlerini tartışmamız gerekiyor.
Bu Müdevvene'nin aslı, Esed b. Fırat'ın yazmış olduğu Ese-dîyye'nin İbni Kasım'dan alınan şeklidir. İbni Fırat'ın onu toplayıp yazması şöyle olmuştur: Rivayete göre İbni Fırat, İmam Mâlik'e gelmiş, ondan ders almış. Sonra Irak'a giderek Ebû Hanife'nin talebesi Muhammed b. Hasan'dan onun kitaplelarmı almış ve Irak fıkhını öğrenmiş. Mısır'a döndüğü zaman İmam Mâlik ölmüştü. Mâliki fıkhı ile Irak fıkhı arasını bulmak İstedi. Önce İmam Muhammed'in kitaplarındaki mes'elelere baktı ve İmam Mâlik'in onlar hakkındaki görüşlerini öğrenmek istedi, tâ ki her iki fıkhı birleştirsin. Irak fıkıh kitaplarında bazı ^es'eleler vuku'bulmuş olaylar ise de , bir çokları farazi, olması uzak olmasa da takdiri mes'elelerdir. İmam Mâlik ölmüş olduğundan ona müracaat imkânı yoktu. Onun için uzun süre ona devam edip rivayetinde doğru, onun usulünü iyi bilir talebesinden birini seçti, o da Abdur-rahman İbni Kasim dır.
İbni Fırat'ın onu İbni Kasim'den almasına girmeden önce, onun seyahati hikâyesini anlatalım: İmam Mâlik'e gidip ondan ders almağa başladı. Mes'eleleri müzakere ederler, hükmünü öğrenirdi. Mâlik onun mes'ele çözmeğe olan arzusunu anladı ve ona Irak'a gitmesini tavsiye etti. Maiik'e birgün bir sual sordu, ona cevap verdi, başka bir mes'ele sordu, ona da cevap verdi, bunlar Rey mes'eleleriydi. Mâlik ona: «Yeter, ey Mağribli, eğer Rey istiyorsan, Irak'a git, »dedi. O da Irak'a Muhammed b. Hasan'a gitti, ondan ders almağa başladı. İmam Mâlik'in ders meclisinden ayrılacağı zaman, ondan kendisine ne tavsiye ettiği soruldu. Mâlik de ona:
— Sana Allah'ın takvasını tavsiye ederim. Kur'an'a sarıl ve bu ümmete nasihat ve hizmet et, dedi.
Bu rivayet, ulemanın hakka nasıl sarıldıklarını ve talebesini nasıl irşad ettiklerini göstermektedir. Mâlik onda Rey ve takdiri fıkıh merakı görünce ona Irak'ı tavsiye etti, çünki bunu onlar en iyi bilir. Ona takva sahibi bir mü'min gibi takvayı tavsiye etti.
63- İbni Kasım'ın Cevaplarından Esediye Oluştu:
Esed, Irak'tan Mısır'a döndü. İmam Muhammed'in kitaplarındaki her mes'eleye, İmam Mâlik'in kavliyle cevap vermek istedi. Mâlik'in talebelerine başvurdu. İbni Vehb'e gitti, onda aradığını bulamadı, çünkü o, sadece İmam Mâlik'ten olan rivayetlerle iktifa ediyordu. Halbuki Mâlik'ten İrak fukahasının kitaplarındaki her mes'ele hakkında fetva rivayet olunmamıştı, çünki o, farazi ve takdir kapısını açmamıştı, Onun için İbni Vehb'in rivayetleri bu işe yetmiyordu. Onu bırakıp Eşheb'e gitti. Eşheb de ona, Mâlik'in kavliyle değil, kendi kavliyle cevap veriyordu. Halbuki ona Mâlik'in kavilleri, görüşleri lâzımdı. Bu İki talebesinde aradığını bulamayınca Abdurrahman b. Kasım'a gitti onda aradığını buldu, o uzun süre Mâlik'în dersine devam etmişti.
İbni Kasım'ın cevaplan dört türlü oluyordu:
a) İmam Mâlik'ten kesinlikle bildiği rivayetler, bunları aynen nakletti.
b) Tereddütde olduğu rivayetler, bunlar da zannederim, bana öylegeliyor, öyle sanırım, gibi ifade kullandı ki, bunlar pek az değildir
c) İmam Mâlik'ten kesin veya zan olarak hiç bir şey bilmediği mes'eleler, fakat bunların benzeri bir mes'ele bellemiş, onlar hakkında Mâlik'in benzeri için verdiği hükmü verdi.
d) Mâlik'ten Rey naklolunmadığı gibi benzen hüküm de bulunmayan mes'eleler: Bunlar da Mâlik'in usulüne göre kendi İçtihadını söyledi.
İşte bu cevaplardan Esediye meydana geldi. Esed, bunu alarak Tunus'a Kayravana gitti, ondan bir nüsha da Mısır'da bıraktı. Sahnün, Esed'in nüshasını alarak okudu. Kitapta; (Zannederim, bana öyle geliyor, öyle sanırım) gibi sözler bulunduğundan, bazıları onun hakkında söz etmeğe, dedikoduya başladılar. Ve Esed'e: «Bize: Zannederim, bana öyle geliyor ki, getirdin, âsârı ve selefin dediklerini bıraktın? dediler. O da «Bilmez misiniz, selefin kavilleri onların reyleridir. Ben İbni Kasım'a mes'eleyi sordum, bu Mâlik'in rey'i mi diyordum, o da: Öyle zannederim, bana öyle geliyor derdi. Bende öyle tesbit ettim, cevabını verdi. [12]
64- Sahnûn'un Müdevvene Üzerinde Çalışmaları:
Sahnûn, Esediyye'yi ele aldı, hakkındaki söylenenleri kesmek, şüpheyi kaldırmak için Mısır'a İbni Kasım'a gitti, ona durumu arzetti ve bunu senden dinlemek istiyorum, dedi. İbni Kasım bunu kabul etti ve kitabı okumağa başladılar. Esed'in kitabındaki zannl olan yerleri, İmam «Mâlik'e nisbeti şüpheli olanları, Mâlik'in kavli olmıyan yerlerde ictiha-diyle verdiği cevapları, Mâlikin usulüne göre benzeri mes'elelerde kıyasla verilen hükümleri çıkardılar. Böylece kitap baştan sona tehzib edildi, ayıklandı. Sahnun böylece İbni Kasım'ın tehzib ettiği kitabı aldı. İbni Kasım bunu Esed'e yazdı, kitaplarını Sehnun'un kitabiyle karşılaştırdı. Çünki ben, benden rivayet ettiğin mes'elelerin bir kısmından döndüm, dedi. Esed, bu mektubu alınca kızdı, rivayete göre Sahnûn'un kitabına göre kendi nüshasını tashih ederek nakillerini mevsuk hale getirmek niyetine girdi. Fakat bazı arkadaşları onun onurunu körükleyerek: Sen kitabını onun kitabından mı tashih edeceksin, sen onu ondan önce dinledin, demişler, o da vazgeçmiş: Bu iş halk arasında duyuldu; onlar da Sahnûn'un kitabını aldılar, Esed'in kitabını bıraktılar. Sehnurv bundan sonra kitabı üzerinde çalıştı, rivayetleri inceledi, Mâlik'in usulüne göre çıkarılan görüşleri ayırdı, onu tertib ve tehzib etti, Malik'in talebelerinin ona muhalif olan görüşlerini de ilhak etti, babların sonuna hadis ve asarı da ilave etti.[13] Böylece Müdevvene, Mâlik'ten rivayet olunan kavilleri, onun usulüne göre çıkarılan mes'eleleri, bazı talebesi- nîn görüşlerini, fıkha dair varid olan âsâr ve hadisleri toplayan bir kitap Oldu.
65- Mâlik ve Hanefi Fıkhının Birbirine Tesiri:
Muvatta'dan sonra Mâliki Mezhebinin fıkıhta ikinci aslı olan Müdevvene işte budur. Onun yazılışında gözönünde tutulması gere- ken iki önemli nokta şunlardır: Çünki bunlar, ilk fıkıh çalışmalarında tutulan yolu gösterdiği gibi. bir bölge fıkhının diğer bölge fıkhından nasıl faydalandığını, ilk imamların talebelerinin, kavil ve görüş ihtiyarında ne kadar hürriyet sahibi olduklarını da açıklamaktadır.
1- Müdevvene, Irak fıkhında Muhammed b. Hasan in yaz- dığı kitaplardaki meselelere bakarak yazılmtştır. Zira, Esed b.Fırat, Irak fukahasınm yazdığı Hanefi fıkhı kitaplarını görünce, bunlardaki mes'ele- tere. Mâliki fıkhına göre cevap hazırlamak istedi. Irak fıkhı, vukubulma- mış mes'eleleri farzederek takdiri fıkıh yolunu tutmakla temayüz ettiği halde, Mâliki fıkhı yalnız olan meselelere cevap verir, başkalarına fetva hazırlamaz. Öyle olunca, Şüphesiz ki, Esed b. Fırat'ın başladığı bu iş ile Mâliki fıkhı ilk çağda büyük faydalar sağladı, çünki, Mâliki fıkhına geniş bir ufuk açtı, onu genişliğe çıkardı, Mâlik'in ilk talebesi, İbni Kasım, onun usulüne göre mes'eleler kurup çıkardı. Zaman onu katılaştırmadan ona yumuşaklık getirdi, esneklik verdi. Böylece Medine fıkhı, Irak fık-hıyfa, Hanefilikle buluşup kaynaştı. Nasıl ki, Iraklılarda İmam Mu-hammed'in Muvatta'ı rivayet etmesiyle onlarda olmıyan hadis ve âsâra muttali' olarak Medine fıkhından faydalanmışlardır. Mâliki fıkhı, Esed b. Fırat'ın bu yaptığından ve Sehnun'un onun çığırında giderek mes'eleleri birbirine bağlayarak füruu çoğaltmasından istifade etmiştir.
2- Müdevvene, İmam Mâlik'in kavillerini, talebelerinin görüştüğü ve İbni Kasım'ın Mâlikin usulüne göre çıkardığı mes'eleleri içine almıştır. Böylece o, İmam Mâlik'in görüşleriyle talebesinin görüşlerini mukayese ederek ilk mukayeseli fıkıh (Fıkh-ı Mukârin) yolunu açmış olmaktadır. Yine o Mâlik'in usulüne göre mes'eie istinbat etmek çığırını açmıştır ve bu itibarla onları Mâlik'e mal etmiştir. Böylece daha ilk asırda bu mezhebde tahric kapısını açmış demektir. Mezhebde tahric, Önemli bir iş olup onun gelişip büyümesini, hükümlerinin çoğalıp yayılmasını sağlar. Çünki hadiseler bitip tükenmez, olaylar sonsuzdur. Mezhebi yayan fukaha, her hâdiseye cevap bulmak isterlerse, imamların usulüne göre tahric kapısına başvurmak zorundadırlar. İşte bu temeli İbni Kasım attı. bu usulü o korudu, ondan sonra gelenler ona uydu.
66 - Müdevvene'yi Şerh ve İhtisar Edenler:
Sonra gelen Ulemâ. Müdevvene'yi şerh ettiler, ihtisar ettiler, ona taTıkât yaptılar, Onu ilk şerheden Muhammed b. Sehnûn olmuştur, denebilir. Ondan dört kitap şerhetti ki-, Mürâhabe kitabı bunlardandır. Onu Kayrevanlı Muhammed b. Abdullah b. Ebû Zeyd ihtisar etti ki, o Fakih ve âlim bir kişidir. Şirâzi onun hakkında şöyle der: «O küçük Mâlik diye bilinir ve mezhebin kutbidir. Şöyle bir söz vardır: İki şeyh, 2 Muhammed, 2 kadı olmasaydı bu mezhep giderdi. İki Şeyh: İbni Ebû Zübeyr ile Ebû Bekir Ebheri'dir. İki Muhammed: Muhammed b. Sehnûn ile Mısır'lı İskenderiyeli Muhammed b. Mevâzi'dir. iki Kadı da Ebû Muhammed Abdulvehab ile Ebû Hasan b. Kasar Bağdatlıdır. Ebû Zübeyr, kitabı hem ihtisar etti., hem de bazı ziyadeler ilâve etti. Ebû Kasim Halef b. Kasim de onu ihtisar edenlerdendir. İbni Ebû Zeyd'in yaptığı ilaveleri hazf etti. Böyle muhtelif zamanlarda onu şerh, ihtisar ve ta'lik etmek devam etti.[14]
[1] Dibac, Müzehheb S. 163
[2] Kadı lyad, Medârik, II. Kısım, S. 163
[3] Dibac, S. 239
[4] Dibac, S. 239, Medârik II. Kısım, S. 329
[5] İbni Haldun Mukaddimesi, S. 245, Hayriyye Tab'ı.
[6] İbni Hazm, Muakaddimat-ı Mümehhidâf, C. 1, S. 87 Fas Mağribi Tab'ı.
[7] Kadı lyad, Medârik, II. Kısım, S. 338
[8] Kadı lyad, Medârik, I. Kısım, S. 675
[9] Şeyh Uleyş'in fetvaları C. 1, S. 61
[10] Aynı Kaynak, aynı yer.
[11] Kadı lyad, Medârik, İl. Kısım, S. 22, Dibac, S. 233
[12] Kadı İyad, Medârik, I. Kısım, S. 674
[13] Kadı lyad, Medârik, I. Kısım, S. 675
[14] Bu hususta geçen bahislere bak.
İslami Okul Okulların En Önemlisi