Iman - Amel ilişkisi - Derleme - Kuranda Rasulullahin Hanimlarina Yapilan Uyarilar
KUR-AN’DA RASULULLAH’IN @ HANIMLARINA YAPILAN UYARILAR
HANIMLARIN RASULULLAH’TAN @ DÜNYALIK SÜS VE MAL ISTEMLERI
28- Ey peygamber eşlerine söyle: "Eğer siz dünya hayatını ve onun süslü-çekiciliğini istiyorsanız,
gelin sizi yararlandırayım ve güzel bir salma tarzıyla sizi
salıvereyim."
29- "Eğer siz Allah'ı, Resulü'nü ve ahiret yurdunu
istiyorsanız, artık hiç şüphe yok Allah, içinizden güzellikte
bulunanlar için büyük bir ecir hazırlamıştır."
30- Ey Peygamberin kadınları, sizden kim açık bir
çirkin-utanmazlıkta bulunursa, onun azabı iki kat olarak
arttırılır.Bu da Allah'a göre pek kolaydır.
AHZAB SURESI
Hendek Savaşı ve Beni Kurayza Gazvesi'nden hemen sonra nazil olmuştur. Müslim'de Hz. Cabir ibn Abdullah'tan rivayet edilen bir hadise göre: "Bir gün Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer (r.a) , Hz. Peygamber'i (s.a) ziyaret ettiler. Hanımlarının çevresinde oturduğunu ve Hz Peygamber'in de (s.a) sessiz olduğunu gördüler. Hz. Ömer'e (r.a) hitaben: "Gördüğün gibi çevremde oturuyorlar ve benden harcamaları için para istiyorlar." dedi. Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir ve Ömer (r.a) kızlarını azarladı ve: "Niçin, Nebî'yi (s.a) üzüyor ve sahip olmadığı şeyleri ondan istiyorsunuz?" dediler." Bu olay, Hz. Peygamber'in (s.a) o dönemde ekonomik yönden ne kadar zorluklar içinde olduğunu ve İslâm'la putperestliğin şiddetli bir çatışma halinde olduğu o dönemde eşlerinin isteklerinden ne kadar üzüntü duyduğunu göstermektedir.
HANIMLARIN RASULULLAH’A @ KARŞILIK VERMELERI
3- Hani Peygamber, eşlerinden bazılarına
gizli bir söz söylemişti. Derken o (eşlerinden biri) , bunu haber
verip Allah da ona bunu açığa vurunca, o da (Peygamber) bir
kısmını açıklamış bir kısmını
(söylemekten) vazgeçmişti. Sonunda ona kendisi haberi verince (eşi)
demişti ki "Bunu sana kim haber verdi?" O da "Bana bilen,
(herşeyden) haberdar olan (Allah) haber verdi" demişti."
4- Eğer sizler (Peygamberin iki eşi) Allah'a tevbe ederseniz (ne
güzel) ; çünkü kalbleriniz eğrilik gösterdi. Yok eğer ona
karşı birbirinize destekçi olmağa
kalkışırsanız, artık Allah, Onun mevlâsıdır;
Cibril de ve mü'minlerin salih olan(lar) ı da. Bunların
arkasından melekler de onun destekçisidirler.
5-
Belki onun Rabbi, -eğer o sizi boşayacak olursa- ona sizin yerinize
sizlerden daha hayırlı Müslüman, Mü'min, gönülden itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler verir.
6- Ey iman edenler, kendinizi ve yakınlarınızı
ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır,
üzerinde oldukça sert, güçlü melekler vardır. Allah kendilerine neyi
emretmişse ona isyan etmezler ve emredildiklerini yerine getirirler. TAHRIM SURESI
Bu olayı ayrıntılarıyla birlikte
hadislerden öğrenebiliyoruz. Bu hadisler Müsned-i Ahmed, Buhari, Tirmizi
ve Neseî'de İbn Abbas'tan mervi olmak üzere nakledilmişlerdir ve
bazı kelime farklılıkları ile birlikte şu şekilde
özetlemek mümkündür: Ben bir süredir Hz. Ömer'e, haklarında ayet nazil
olan Hz. Peygamber'in (s.a) hanımlarının kim olduğunu
sormayı düşünüyor ama heybetinden ötürü O'na bunu sormaya cesaret
edemiyordum. Hacc için yola çıktığında ben de O'nunla
birlikteydim. Hac dönüşü bir yerde konakladık ve abdest alırken
ben O'na bu soruyu sordum. O da "Aişe ile Hafsa" cevabını
verdi. Ve daha sonra şöyle anlatmaya başladı: "Biz
Kureyş erkekleri kendi hanımlarımıza hakim kimselerdik. Ama
Medine'ye gittiğimizde, orada kadınların kocalarına hakim
olduğunu gördük. Bizim hanımlar da onlardan etkilendiler. Bir gün
hanımıma kızdım, o bana karşılık verdi.
(Buradaki lafız aynen şu şekildedir: "Fe iza hiye
turaciunî") O'nun bana bu şekilde karşılık vermesi hiç
hoşuma gitmemişti. Bunun üzerine o bana şöyle dedi: "Ben
niçin sana bu şekilde karşılık vermiyeyim. Allah'a yemin
ederim ki, Rasulüllah'ın (s.a) hanımları da O'na böyle
karşılık veriyorlar. (Buradaki lafız aynen şöyledir:
"Li yuraciûnehû") ve Rasulüllah'a günlerce dargın
kalabiliyorlar." (Buhari'nin rivayetinde, "Rasulüllah (s.a) onlara
günlerce dargın kalıyor" şeklindedir.)
Bunun üzerine Hafsa'ya (Rasulüllah'ın hanımı Hz. Ömer'in
kızıydı) gittim ve O'na "Sen Rasulallah'a (s.a)
karşılık mı veriyorsun?" diye sordum. O da
"evet" diye cevap verdi. Ben yine, "Bazılarınız
günlerce Rasülullah'a dargın mı kalıyor?" (Buharî'nin
rivayetinde "Rasülullah (s.a.) sizlere günlerce dargınmı
kalıyor" diye sordum. O yine "evet" diye cevap verdi. Ben
de, "Kim böyle yaparsa o helak olmuştur ve hüsrandadır. Sizler
Allah'ın Rasulü'nden hiç korkmuyor musunuz? Allah Rasulü kime gazap ederse
Allah'da ona gazap verir ve onu helak eder. Sakın sen Rasulüllah'a
karşılık verme! (La türâ ci'î) O'ndan birşey isteme, ne
ihtiyacın varsa gel, benim malımdan al. Sen o komşuna özenme.
Çünkü O (Hz. Aişe) senden güzeldir ve Rasulüllah'ın (s.a)
yanında daha makbuldür" dedim, oradan çıkarak aynı zamanda
akrabam da olan Ümmü Seleme'ye gittim ve bu mesele hakkındaki
düşüncelerini sordum. O da bana, "Ya İbn Hattab! Sen tuhaf bir
adamsın. Herşeye karışıyorsun. Şimdi
Rasulüllah'ın hanımlarına da mı karışmaya başladın?"
diye cevap verdi. Doğrusu onun bu sözleri cesaretimi
kırmıştı. Daha sonra Ensar'dan olan komşum bana geldi
ve seslendi. Biz onunla sırayla Rasulüllah'ın (s.a) meclisine
gidiyor, bir gün o, birgün ben mecliste olanlardan birbirimizi haberdar
ediyorduk. O günlerde Gassan Meliki'nin saldırı tehlikesi içinde
yaşıyorduk. Bu yüzden O bana seslendiğinde, "Ne oldu,
Gassanlılar mı saldırdı?" dedim. O "Hayır,
bundan daha önemli bir mesele oldu?" Rasulüllah hanımlarını
boşadı" deyince, ben de "Hafsa helak oldu" (Buhari'nin
rivayetinde "Hafsa ve Aişe helak oldu") dedim ve zaten bu korku
içindeydim."
İslami Okul Okulların En Önemlisi