CAHİLİYET DEVRİ VE GÜNÜMÜZ - Evrenselhutbeler - 136. Sayfa
CAHİLİYET
DEVRİ VE GÜNÜMÜZ
قاَلَ اللهeُ تَعَالَى فِي كِتَابِهِ الْكَرِيمِ :
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ ، بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
﴿تَجِدُ
قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بRiyazü’s
Sâlihin : S
حَادَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ ﴾[1] صَدَقَ الله ُالْعَظِيمُ.
وَ قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى الله ُعَلَيْهِ وَ سَلَّمَ فِي حَدِيثٍ :
,... وَ سَتَلْقَوْنَ رَبَّكُمْ فَيَسْأَلَكُمْ عَنْ أَعْماَلِكُمْ أَلاَ فَلاَ تَرْجِعُوا صَدَقَ رَسُولُ اللهِ فِيمَا قَالَ.
Muhterem Müslüman kardeşlerim!
Tarih sahnesinde şöyle bir yolculuk yaptığımız zaman; yeryüzüne gelmiş geçmiş insanların en barbar, en yobaz, en cahil ve en karanlık günlerini İslâm öncesi cehalet döneminde yaşadıklarını görürüz.
Ve yine yeryüzüne gelmiş geçmiş insanların en mutlu, en medeni, en aydınlık günlerini de; İslâmın gelişiyle şeref kazanan Asr-ı Saadet'te görüyoruz.
Bu, taban tabana zıt olan yaşam biçimleri,
aynı çağda meydana geliyor.
Muhterem kardeşler!
Bu nasıl bir yangındır ki, kapkara düşüncelere ışık saçıyor. Küflenen beyinlere fikir aşılıyor, paslı kalplere merhamet yerleştiriyor?
Risaletin
Kıymetli Cemaat!
Cehalet devrindeki insanlar, kapkara düşünceleriyle kapkara bir hayat yaşıyorlardı. Çünkü Kur'an ve İslâmla tanışmıyorlardı.
Bu günün insanlarından bazıları, Kur'an ve İslâmla tanıştıkları halde; maalesef cehalet devrinden daha kötü bir durumda yaşıyorlar.
Cehalet devrinin kadınları çıplak dolaşıp, sadece erkeklerin şehvetine hitap ederlerdi. Bu günün çıplaklığı meziyet sayan kadınları, maalesef cehalet devrinin kadınlarından farksız yaşıyorlar.
Cehalet devrinin erkekleri, tefecilik yapıp; evler, ocaklar söndürüyorlardı. Bu günün bazı eşkıyaları aynı mantıkla tefecilik yapmıyorlar mı ?
Cehalet devrinin insanları, dünyalık mallarıyla övünüyor, ahirete hiç bir pay bırakmıyorlardı. Günümüzün bazı insanları aynı mantıkla dünyaya sarılıp ahireti unutuyorlar.
Cehalet devrinin insanları, Lât, Menat ve Uzza gibi putlara tapıyor, onlardan yardım bekliyordu. Günümüzün bazı insanları "heva ve heveslerini ilâh edinerek" onların peşinde koşuyor, tabiri caizse heva ve heveslerine tapıyorlar.
Cehalet devrinin insanları, hak hukuk tanımaz, güçsüzü ve yoksulu ezerlerdi. Günümüzün sözde güçlü sayılan insanları, aynı şekilde hak ve hukuktan uzak olarak zayıfları ezmektedirler. Oysa peygamberimiz (s.a.v.) şu tavsiyede bulunarak buyurur ki: “Muhakkak ki Rabbinize kavuşacaksınız, O zaman yaptığınız bütün işlerden sorulacaksınız. Ey nas! Aklınızı başınıza toplayınız da, benden sonra birbirinizin boynunu vuracak surette delâlete, vahşete düşerek (cahiliyet devrine) dönmeyiniz.” [3]
Kıymetli mü'minler!
Hepiniz çok iyi görüyor, biliyor ve takip ediyorsunuz ki; İslâmiyet’ten önceki cehalet devriyle, günümüz yüzyılı arasında pek fark kalmamıştır. Hırsızlık, rüşvet, yalancılık, ve her tür çirkin davranışlar had safhaya ulaşmıştır.
O günün insanı bu kötü hareketleri Kur'an'la tanışmazdan önce yapıyorlardı. Ancak Kur'an tebliği geldikten sonra, bir çoğu İslâmla şeref kazanmış, İslâmı kabul edenlerin her biri, birer sahabe olarak günümüze kadar ışık taşımışlardır.
Fakat kabul etmeyenler; daha da azgınlaşıp, tıpkı bu zamanın azgın insanlarının yaptığı gibi, İslâma, Kur'an'a ve Müslümanlara saldırmışlar, cehennemin dipsiz kuyularına giden yollara yolcu olmuşlardır.
Biz, cehennem yolcularına yolları açık olsun diyerek, sözümüzü cennet yolcularına çeviriyoruz.
Kıymetli cemaat ve ey cennet yolcuları!
Allah'û Tebâreke ve Tealâ hazretleri, Mücadele
suresinin
"Allah'a ve ahiret gününe inanan bir toplumun -babaları, oğulları yahut kardeşleri, yahut akrabaları da olsa- Allah'a ve Resulüne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin. İşte onların kalbine Allah, iman yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın tarafın da olanlardır. İyi bilin ki kurtuluşa erecekler de, sadece Allah'ın tarafında olanlardır." [4]
Yüce Mevlâmız, cehennem yolcularını da yine Kur'anımızın Mücadele suresinde şöyle tarif ediyor.
"Şeytan onları etkisi altına aldı da kendilerine Allah'ı anmayı unutturdu. İşte onlar şeytanın yandaşlarıdır. İyi bilin ki, şeytanın yandaşları hep kayıptadır. Allah'a ve peygamberine düşman olanlar, işte onlar en aşağıların arasındadırlar. [5]
İşte kıymetli Müslümanlar!
Okuduğum ayetlerden de anlaşıldığı gibi, genel olarak insanlar iki grupta toplanıyorlar. Biri Allah'ın taraftarları, diğeri şeytanın taraftarları.
Şeytanın taraftarları, Müslümanların yaşantı biçimlerinden ne kadar uzak duruyorsa, Müslümanlar da onların yaşam biçimlerinden sakınmak zorundadırlar.
Biz Müslümanlar, inançsız kimselerden farklı bir biçimde yaşamaya mecburuz. Bu mecburiyetle farklı olduğumuzu bilmeli, bu farklılığın kalitesini Allah'tan aldığımızın inancını taşımalıyız.
İyi bilelim ki; dinsizden farkı olmayanın dini yoktur. İmansızla aynı şeyleri yapanların imanı yoktur. “Müslümanım” dediği halde Müslümanlara düşmanlık yapanların İslâmla hiç bir alâkası yoktur.
O halde Kıymetli Mü'minler! Gerçek medeniyetin asıl kaynağı olan İslâmı, olduğu gibi kabul edip, Cehalet devrinin kirli emellerini yine cehalet devrine gömelim.
Ve Allah'tan dileyelim ki; Bizleri küfrün, zulmün, cehaletin, şeytanın ve nefsimizin tuzağına düşürmesin. Ve bunlardan korunmak için güç ve irade nasip eylesin. (Amin)
أَلاَ إِنَّ أَحْسَنَ الْكَلاَمِ وَ أَبْلَغَ النِّظاَمِ...
İslami Okul Okulların En Önemlisi