Allâh'a İtaat - İslami Bilgiler - Kalplerinkesfi - 10. Sayfa
Allâh'a itaat. O'nu Sevmek, Rasûlunu sevmek
Ulu Allah (C.C.)
buyuruyor:
— De ki, "eger Allah'i seviyorsaniz, bana uyunuz ki, Allah da sîzi sevsin"
(Al-i Imran Sûresi. 31)
Allah (C.C)'in rahmeti üzerinde olsun. Bil ki, kulun Allah (C.C)'i ve O'nun
Resul (S.A.V)'ünü sevmesi, onlara boyun egmekle, onlarin emrine uymakla olur.
Allah (C.C)'in kullarini sevmesi de onlara magfiret suretiyle ikramda
bulunmasidir.
Denilir ki, kul gerçek kemâlin yalniz Allah (C.C)'da oldugunu, kendisine veya
baskasinda gördügü her kemâlin gerçek kemalin Allah (C.C)'dan ve Allah (C.C)
sayesinde oldugunu bilince ne Allah (C.C)'dan baskasini sevebilir ve ne de Allah
(C.C)'a dayanmayan bir sevgiye gönlünde yer verebilir.
Bu bilgi de Allah (C.C)'a ibadet etmek istegini. O'na yaklastiracak davranislari
arzu etmeyi gerektirir. Böyle oldugu için Allah (C.C) sevgisi, ibadet istegi ile
yorumlanmis ve yine bu sevgi ibadet ederken Peygamberimize (S.A.S.) uyma ona
itaate tesvik sartina baglanmistir.
Hasan el-Basrî'den (rehimehullahu) rivayet edildigine göre Peygam-ber'imizin
(S.A.S.) zamaninda bir takim kimseler: «ey Muhammed! Biz Rabb'imizi cok severiz»
demeleri üzerine yukaridaki ayeti kerime inmistir.
Bisr el-Hafi (R.A.) diyor ki. «bir gece Peygamber'imizi (S.A.S.) rüyamda gördüm,
bana dedi ki. «ey Bisr! Allah (C.C) senin dereceni arkadaslarin arasinda neden
yüksek kildi, biliyor musun? «Hayir, ya Rasulallah» diye cevap verdim. Bunun
üzerine Peygamber'imiz: salihlere hizmet ettigin için, mümin kardeslerine
nasihat ettigin için, dostlarini ve yolumdan ayrilmayanlari sevdigin için ve
yolumdan gittigin icin» diye kendi sorusuna cevap verdi.
Peygamber'imizi (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Benim sünnetimi ihya eden beni sevmis olur, beni sevenler de Kiyamet günü
cennette benimle birlikte olurlar."
Bize kadar intikal eden bütün meshur islami eserlerde belirtildigine göre
ahlâkin bozuldugu ve halkin çesit çesit mezheplere kapildigi zamanlarda
Resullerin efendisi olan Peygamberimiz (S.A.V)´in sünnetine simsiki sarilanlara
yüz sehidin ecri verilecektir. Meshur «Sirat-ü! Islâm» adli kitabda da böyle
yazar.
Yine Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyurur:
"Bana yüz çevirenler müstesna, ümmetimin hepsi cennete girecektir»
Sahabîler sordular. «ey Allah'in Resul'u! Yüz çevirenler, kimlerdir?»
Peygamber'imiz sözlerine söyle devam etti, «kim bana uyarsa cennete girecek,
bana isyan edenler, bana yüz çevirmisler demektir. Sünnetime uygun olarak
yapilmayan her is, isyandir.»
Ehl-i tasavvuftan biri der ki. Allah (C.C)'in farz kildigi ibadetlerden birini
bile bile terkeden veya sünnetlerden birine bilerek uymayan bir seyhi havada
uçarken, denizde yürürken, ates yerken veya daha baska olaganüstü davranislar
gösterirken görseniz, bütün bunlara ragmen adamin davasinda yalanci oldugunu,
gösterdigi olaganüstülüklerin «keramet» degil, olsa olsa «istidrac» oldugunu
biliniz. Allah (C.C) böyle kimselerden cümlemizi korusun.
Cüneyd ül-Bagdadî (rehimehullahu) der ki:
«Allah (C.C)'a ancak yine Allah (C.C)'in sayesinde ulasilabilir. Allah (C.C)a
ulasmanin yolu da Peygamber'imizin (S.A.S.) yoludur.»
Ahmed ül-Hivarî (rehimehullahu) der ki:
«sünnete uymaksizin islenen her amel batildir. Nitekim Peygamber'imiz (S.A.S.)
söyle buyurur:
Siratül islâmda bildirilmistir.
"Sünnetimi yozlastiranlar sefaatimden mahrum kalirlar.»
Hikâye edildigine göre, adamin biri bir delinin cahil sayilacak bir isini görür
ve durumu Ma´ruf ul-Kerhrye (rahimehullahu) bildirir. Ma'ruf gülümseyerek der
ki. «kardesim! Allah (C.C)'i sevenler içinde küçügü, büyügü, akillisi, delisi
vardir. Senin gördügün bu adam. onlarin delilerinden biridir.»
Cüneyd-üi Bagdadi (rehimehullahu) der ki:
«bir gün seyhimiz Sirri (rehimehullahu) hastalandi, hastaliginin ne sebebini
anlayabildik ve ne de nasil tedavi edilecegini bilebildik.
Bize mütehassis bir doktor tavsiye ettiler, seyhin idrarini bir siseye koyarak
ona götürdük, doktor idrara uzun uzadiya bakti. Sonra bize dönerek «zannederim
bu idrar asik birine ait olsa» dedi. Ben bir nara koyuvererek bayilmisim, idrar
sisesi de elimden düsmüs.
Dönünce Sirri'ye durumu anlattim, gülümseyerek «Allah canini almasin. nasil da
gördü!» diye cevap verdi. «Seyhim, demek ki, muhabbet idrardan bile belli
olurmus» dedim, bana «tabii» karsiligini verdi.
Fudayl (rehimehullahu) der ki:
«sana. Allah (C.C)'i seviyor musun, diye sorduklari zaman sus. cevap verme.
Çünkü eger hayir, diyecek olsan imandan çikarsin, buna karsilik, evet. diyecek
olsan ve Allah (C.C)'i sevenlere yakismayacak tavsif de bulunsan Allah (C.C)'in
gazabindan kork.»
Süfyan (rehimehullahu) der ki:
«Allah (C.C)'i sevenleri seven kimse, aslinda Allah (C.C)'i seviyor demektir.
Allah (C.C)'a ikram eden kimselere ikram eden kimse, aslinda Allah (C.C)'a ikram
ediyor demektir.»
Sehl (rehimehullahu) der ki:
«Allah (C.C)'i sevmenin alâmeti Kur'an-i Kerim´i sevmektir. Allah (C.C) ve
Kur'an sevgisinin alâmeti ise Peygamber (S.A.S.) sevmektir. Peygamber (S.A.S.)
sevgisinin alâmeti ise sünneti sevmektir. Sünneti sevmenin alâmeti ise. Ahireti
sevmektir. Ahireti sevmenin alâmeti ise dünyadan hoslanmamaktir. Dünyadan
hoslanmamanin alâmeti de Ahiret azigi olabilecek kadarinin disinda onun
varligindan uzak durmaktir.»
Ebul Hasan ül-Zencani (rehimehuilahu) der ki:
«Ibadet binasinin temeli üç direk üzerinde oturur: Göz. kalb ve dil. Gözün
ibadeti, ibret almakladir. Kalbin ibadeti, düsünmek ve duymakladir. Dilin
ibadeti ise dogru konusmak ve Allah (C.C)'i zikretmekle olur.
Nitekim ulu Allah (C.C) söyle buyurur:
"Ey îman edenler! Allah'i çok çok zikrediniz. O'nu sabah - aksam noksan
sifatlardan tenzih ediniz."
(Ahzab - 41)
Anlatildigina göre bir gün Abdullah ile Ahmed Ibni Hab bir yerde birlikte
bulunuyorlardi. Bu arada Ahmed Ibni Hab yerden bir et kopardi. Bunun üzerine
Abdullah ona dedi ki: «bu hareket sana bes seye mal oldu:
1 — Bu hareketle kalbini Allah (C.C)'i tesbih etmekten alikoydun.
2 — Bü hareketle kendini Allah (C.C)'in zikrinden beska bir isle oyalanmaya
alistirdin.
3 — Bu hareketinle baskalarinin da ayni davranista bulunmalarina ön ayak oldun.
4 — O ot parçasini Allah (C.C)'i tesbih etmekten alikoydun.
5 — Bu hareketinle Kiyamet günü Allah (C.C)'a kendi eleyhinde bir delil meydana
getirdin.» (Revmak-ül Mucaniste böyle anlatilmistir.)
Sirrî (R.A.) der ki:
«bir gün Gürcaniyi kavrulmus un yutarken gördüm, «neden boska bir sey
yemiyorsun» diye sordum, bana söyle dedi: Yiyecegi çignemek ile yutmak arasinda
yetmis tesbihtik bir zaman geçtigini hesab ettim, o yüzden kirk yildir hic ekmek
çignemedim.»
Nakledildigine göre Seni Ibni Abdullah onbes günde bir yemek yerdi. Bütün
Ramazan ayi boyunca sadece bir kere yemek yerdi. Bazen yetmis gün geçer de hiç
yemek yemedigi olurdu. Yemek yedigi zaman zayiflar, aç kalinca kuvvetlendigi
görülürdü. Mescid-i Haram'da otuz yil Ebu Hammad ül-Esved'e komsu oldu da yerken
veya içerken hiç görülmedi, her an Allah (C.C)'i zikrederdi.
Anlatildigina göre Amr Ibni Ubeyd (rehimehullahu) yalniz su üç sey için evinden
disari çikardi:
1 — Cemaatle namaz kilmak.
2 — Hasta ziyaret etmek.
3 — Cenaze namazi kilmak.
O derdi ki:
«insanlari hirsiz ve yankesici olarak görüyorum. Ömür, paha biçilmez bir nadide
mücevherdir. Ondan Ahirete kalacak bir hazine doldurmak gerekir. Iyi
bilmelisiniz ki, Ahirete talip olanlarin dünya hayatindan el-etek çekmeleri
gerekir. Ancak o zaman kulun ulasmak istedigi hedef tek olur ve içi ile disi
arasinda uyumsuzluk kalmaz. Böyle bir hali muhafaza etmek, ancak kulun içini ve
disini devamli kontrol altinda tutmasi ile mümkündür.
Imam-i Siblî (rehimehullahu) der ki:
«Ilk intisap ettîgim günlerde uykum bastirinca göz kapaklarma tuz sürerdim.
Durum deha da agirlasinca mili kizdirip göz kapoklarima sürme çekerdim.»
Ibrahim Ibni Hâkim der ki:
«babamin uykusu geldigi zaman denize girer yüzmeye baslardi, o yüzerken
denizdeki baliklar etrafina üsüsür, onunla birlikte tesbih ederlerdi.»
Anlatildigina göre Vehb Ibni Münebbih (rehimehuvechu). geceleyin uyuma ihtiyacim
üzerinden kaldirilmasi için Allah (C.C)'a dua etmis ve duasi kabul edilerek kirk
yil hiç uykusu gelmemistir.
Hasan El-Hallac (rehimehullahu), kendi kendine topugundan dizine kadar onüc
pranga vurur ve bu durumda her gün ve gece bin rekat namaz kilardi.
Cüneyd ül-Bagdadi (rehimehullahu) ilk intisab ettigi günleri çarsiya gelir,
magazasini acar, içeri girer ve hemen namaza dururdu. Dört yüz rek'at kildiktan
sonra evine dönerdi.
Habesi Ibni Davud'un (rehimehullahu) kirk yil yatsi abdesti ile sebah namazi
kildigi bildirilmistir.
Mü'minin her zaman abdestli bulunmasi gerekir. Her abdest bozdugunda abdest
tazeleyerek iki rek'at namaz kilmalidir. Nerede oturursa otursun, kibleye
yüzünün dönük bulunmasina dikkat etmesi gerekir. Kendisini daima
Peygamber'imizin (S.A.S.) huzurunda oturuyormus gibi farz ederek ona göre
kendisine çeki düzen vermelidir. Ta ki, bu düsünce altinda her hareketi vakar ve
agirbasli olsun, kabaliklara katlanarak her çirkin harekete karsilik vermesin,
kusurlarina karsilik hemen istigfar etsin, kendini ve amelini begenip
böbürlenmesin. Çünkü kendini begenmek, seytanin sifatlarmdandir. Tersine kendini
küçümsesin, buna karsilik salihlere hürmet ve mühimseme nazar» ile baksin. Çünkü
salihlere hürmet etmeyi bilmeyenleri Allah (C.C.) onlarla birarada bulunma
nimetinden mahrum eder. Ibadete hürmet etmeyi bilmeyenlerin de Allah (C.C.),
kalblerinden ibadet lezzetini çikarir.
Anlatildigina göre Ebu Ali. Fudayl Ibni iyad'a (rahimehullahu) sordular kî:
«ey Seyh! Insan ne zaman salih sifatini kazanir?»
O söyle cevap verdi: "Kulun niyeti, baskalarina nasihat etmek, kalbinde Allah
(C.C.) korkusu, dilinde dogru sözlülük bulunur ve bütün davranislari salih amel
oldugu zaman o kimse salih sifatini tasimaya hak kazanir."
Ulu Allah (C.C.) Mi'rac'da Peygamber (S.A.V)'imize "ey Ahmed! Eger insanlarin
günahlardan en kacinani ve dünyadan en el-etek çekmisi olmak istiyorsan. Ahirete
yönel diye buyurdu."
Peygamber (S.A.V)'imiz «dünyadan nasil el-etek çekeyim» diye sordu.
Ulu Allah (C.C) : «dünya varligi olarak sadece yiyecek, içecek ve giyecek kadar
yaninda bulundur. Yarin için hic bir sey biriktirme, hic durmadan beni zikret»
diye buyurdu.
Bunun üzerine Peygamber (S.A.V)'imiz «Allah'im! Seni nasil devamli zikredeyim»
diye sordu.
Ulu Allah (C.C.) «insanlardan uzak durmakla, uykunu namaz, yemegini açlik yap»
diye buyurdu.
Nitekim Peygamber'imiz (S.A.S. buyuruyor ki:
"Dünyadan uzak durmak hem bedeni ve hem de kalbi huzura kavusturur. Buna
karsilik dünya tutkunlugu keder ve üzüntüyü arttirtr. Dünya sevgisi, her günahin
basidir, ondan uzak durmak da her iyilik ve ibadetin ilk adimidir."
Anlatildigina göre salihlerden biri bir cematin yanindan geçiyordu. Bakti ki,
bir doktor, hastaliklari sayiyor ve bahsettigi her hastaligin nasil tedavi
edilecegini tarif ediyordu. Salih kisi doktora seslendi, «ey bedenlerin tedavi
edicisi! Kalbleri de tedavi edebilir misin?»
Doktor: "evet, hastaligini bana anlat" dedi. Salih kimse «bahsettigim kalbi
atisinda da büzülüsünde de günahlar karartmistir. Onun tedavisi var midir?»
dedi.
Doktor su cevabi verdi: «böyle bir kalbin ilâci, gece-gündüz Allah (C.C.)'a
yalvarmak, yakarmak. O'ndan af dilemek, O'na ibadet etmeye koyulmak. O'ndan özür
dilemektir. Kalblerin tedavisi böyledir, sifa ise gayblerin bilicisi olan Allah
(C.C.)'dandir.»
Doktordan bu cevabi alan salih kisi yüksek bir nara atarak aglaya yoluna devam
etti. Yürürken söyle dedi. «Sen ne iyi doktorsun, kalbimin tedavisini dogru
bildin» Doktor sözlerini söyle bitirdi, «bu tarifim» tevbe ederek kalbiyle
tevbelerin kabul edicisi olan Allah (C.C.)'a yönelenlerin tedavisidir.»
Anlatildigina göre adamin biri bir köle satin alir. Köle efendisine der ki.
«efendim, aramizda su üç sart bulunacak.
1 — Vakit geldiginde farz namazlari kilmama engel olmayacaksin.
2 — Gündüz bana ne is buyurursan buyur, geceleri bana is vermeyeceksin.
3 — Evinde bana, benden baska hiç kimsenin giremeyecegi bir oda ayiracaksin.»
Adam köleye «bu sartlarini kabul ediyorum, kalk evleri gez, kendine kendin bir
oda seç» der.
Evleri dolasan köle orada yikik bir ev bulunca «burayi seçtim» der. Adam «oglum,
neden yikik bir ev seçtin» der. Köle «efendim. Allah (C.C.) ile birlikte olunca
yikintilarin bakimli bahçe gibi oldugunu bilmiyor musunuz» der.
Köle gündüzleri efendisine hizmet eder, geceleri Allah (C.C.)'ina ibadete
ayirirdi.
Bu böyle devam edip giderken bir gece efendi evi gezmeye çikar, kölenin kapisi
önüne varinca odayi apaydinlik içinde ve köleyi de secdeye kapanmis görür,
basindan asagi yerle gök arasina asilmis bir kandil göz kamastirici bir isik
saçmaktadir. Köle Allah (C.C.)'ina su sözlerle yalvarip seslenmektedir.
«Allah'im! Efendimin hakkini omuzlanma yükledin, ben de ona gündüzleri hizmet
ediyorum. Eger böyle olmasaydi, gece-gün-düzlü sirf sana ibadet ederek
geçirirdim. Beni mazur gör, ya Rabb'i.»
Köle secdeye kapanmis böyle dua ederken efendisi ondan gözlerini ayirmiyor,
nihayet tanyeri agarir, kandil geri alinir ve odanin tavani geriye kapanir.
Adam geri döner, varip olup bitenleri karisina anlatir. Ertesi gece olunca bu
sefer karisinin elinden tutarak odanin kapisi önüne ikisi gelirler. Köle yine
secdeye kapanmistir, kandil yine basindan asagi sarkmistir.
Kari-koca kapinin önünde dikilip gözyaslari içinde köleye bakarlar. Sonunda yine
gün agarir.
Bunun üzerine efendi köleyi çagirarak ona der ki, «sen Allah (C.C.) rizasi için
azadsin, böylelikle kendini artik tamamen kendisine mazeret beyan ettiginin
(Allah (C.C.)'in) ibadetine verebilesin.»
Köle ellerini havaya kaldirarak su beyti söyler:
Ey sir sahibi! Artik o sir açiga çikti.
Halim baskalarina malûm olduktan sonra artik yasamak istemiyorum.
Sonra Allah (C.C.)'a söyle yalvarir:
«Allah'im! Senden ölüm istiyorum» Duasi biter bitmez derhal yere düser ve ölür.
Iste salihlerin. Allah (C.C.) asiklarinin ve O'nun rizasi pesinde kosanlarin
hali!
Zehri Riyaz'da rivayet edildigine göre Hz. Musa (A.S.)´nin samimi bir arkadasi
vardir, birlikte hos vakit geçirirlerdi. Bir gün dostu Hz. Musa (A.S)'ya «Allah
(C.C.)'a yalvar, kendini bana iyice tanitsin» der.
Dostunun ricasina uyarak Allah (C.C.)'a dua eden Hz. Musa (A.S)'nin duasi kabul
edilir.
Bir müddet sonra Hz. Musa (A.S)'nin dostu daglara düser, vahsî hayvanlara
karisir, Musa (A.S) onu iyice kaybetmistir. Allah (C.C.)'a söyle yakarir:
«Rabb'im! O benim yakin dostum, kardesimdi. Simdi onu kaybettim.»
Gizli bir ses ona der ki: «ey Musa! Beni iyice taniyan kimse artik hiç bir
insanoglu ile düsüp kalkmaz.»
Rivayete göre bir gün Hz. Yahya (AS.) ile Hz. Isa (A.S.) çarsida yürürken
karsidan gelen bir kadin aralarindan çarparak geçer. Hz. Yahya «vallahi ben bir
sey anlamadim» der. Hz. Isa, Yahya (A.S)'ya «sübhanallah! Vücudun yanimda, ama
kalbin nerede» der.
Hz. Yahya (A.S) söyle karsilik verir:
«Ey Halamoglu göz kapayip açasiya kadar bile kalbim Allah (C.C.)'imdan baskasi
ile irtibat kursa Allah (C.C.)'i tanimadigimi anlarim.»
Bildirildigine göre Allah (C.C.)'i gerçekten tanimak, dünya ve Ahiretin her
ikisinden siyrilarak sirf Allah (C.C.)'a yönelmek, muhabbet sarabi ile bir kere
sarhos olduktan sonra onun cemalini görünceye kadar ayilmamaktir. O kimse
rabbinin nuru içindedir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi