Nefsi Yenmek ve Şeytana Karşı Koymak - İslami Bilgiler - Kalplerinkesfi - 4. Sayfa
NEFSİ YENMEK VE ŞEYTANA KARŞI KOYMAK
Akli basinda olan kimsenin, nefsin azgin arzularini açlikla sindirmesi gerekir.
Çünkü Allah'in (C.C.) düsmanmi (nefsin azgin arzularini) ancak açlik
gemleyebilir. Nefsin azgin arzulan, yemek ve içmek seytanin vasitalaridir.
Nitekim Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyurur:
"Seytan, insan vücudunda kan damarlari yolu ile dolasir, Binan-aleyh siz onun
dolasim yolunu açtikla daraltiniz. Kiyamet günü, insanlarin Allah (C.C)'a en
yakin olani, en uzun müddet aç ve susuz kalanidir."
Insanoglu hesabina en büyük tehlike kaynagi, midenin doyumsuz arzularidir. Hz.
Adem (A.S.) ile Havva'nin huzur ve istikrar yurdundan (cennetten) çikarilarak
horluk ve yokluk diyarina (dünyaya) gönderilmelerinin sebebi odur.
Bilindigi gibi bir agaç meyvesinden yemek, kendilerine Allah (C.C) tarafindan
yasaklandigi halde azgin arzularina yenilerek sözkonusu agacin meyvesinden
yediler de çirilçiplak kaliverdiler.
Tahkike göre mide asiri arzularin kaynagidir. Hikmet ehlinden biri der ki,
"nefsinin kontrolü altina giren kimse, onun azgin arzularindan hoslanmaya mahkûm
olmus, onun yanilmalar zindar.fnda tutuklanmis ve kalbini faydali seylerden
mahrum etmis olur. Vücud azalari topragini azgin arzularla sulayanlar,
kalblerinde pismanlik agaci dikmis olurlar."
Ulu Allah (C.C.) canlilari üc türlü yaratmistir: Melekleri akilli ve fakat azgin
isteksiz yaratmistir. Hayvanlari azgin isteklerle donatmis fakat onlarin
yapisina akil katmamistir. Insanoglunu ise akil ve arzulari birarada yapisina
katarak yaratmistir. Buna göre aklini azgin arzularinin kontrolüne veren kimse
hayvanlardan asagidir, bunun tersine azgin arzularini aklinin kontrolü altinda
tutan kimse de meleklerden üstündür.
HIKAYE
Ibrahim Havvas (rahimullahu) anlatiyor: Bir gün Likam daginda idim. Bîr nar
agaci gördüm, canim çekti, ondan bir nar kopararak yardim, eksiymis, elimden
attim ve yoluma devam ettim. Az ileride birini gördüm, yere serilmis ve üzerine
arilar üsüsmüstü.
Adama selâm verince "aleykümselam, ya Ibrahim" diye cevap verdi. "Beni nereden
taniyorsun" diye sordum. "Allah (C.C)'i taniyanlara hiç bir sey sakli degildir
karsiligini verdi. Ona "anlasilan Allah (C.C) ile münasebetin var, su arilardan
seni kurtarmasini O'ndan istesene" diye takildim.
Bana su cevabi verdi, "ben de senin Allah (C.C) ile münâsebetin oldugunu
saniyordum. Asil kendin, nar düskünlügünden seni kurtarmasini istesene! Nar
düskünlügünün acisini insan ahirette çeker, oysa ari sokmasinin acisi dünyadadir.
Öte yandan ari sokmesi vücudu incittigi halde azgin arzular, ignelerini kalbe
batirirlar." Bana agir, fakat faydali bir ders veren adami kendi hatinde
birakarak yoluma devem ettim.
Nefsin asin arzulari padisahlari köle yaptigi gibi sabir da köleleri padisahliga
yükseltir. Hz. Yusuf (A.S.) sabri sayesinde Misir meliki oldu. Buna karsilik
Züleyha, nefsinin azgin arzusu yüzünden. Hz. Yusuf'a (A.S.) karsi duydugu aski
gemleyemedigi için zavalli, düskün, yoksul, yasli ve gözlerinden mahrum bir
duruma düstü.
Ebul Hasan Errazi'nin (rahimullahu) anlattigina göre, ölümünden iki yil sonra
babasini rüyasinda görür, üzerinde katrandan bir elbise vardir. Ona sorar, "babacigim,
niye seni cehennemliklerin kiligi içinde görüyorum."
Babasi "yavrum, nefsim beni cehenneme sürükledi! Sakin nefsine aldanma" der.
Sairin biri bu konuda söyle der:
Basima dört belâ sarildi.
Sapikligim ve iradesizligim yüzünden düstüm pençelerine:
Seytan, dünya, nefsim ve sonu olmayan arzular.
Hepsi de düsmanim, acaba kurtulus nasil?
Ihtiras ve kuruntularin karanliginda
Nefsimin beni sonu olmayan arzulara çagirdigini görüyorum.
Hatem'ül Asam (rahimullahu) der ki. "nefsim ayakbagim. ümim silâhim günahim
hayal kirikligim ve seytan da düsmanimdir. Nefsimin arzusun, hiç bir zaman,
uymam."
Ehli marifetten bir zatin söyle, dedigi nakledilir: Cihad üç türlüdür. Birincisi
kâfirlerle savasmaktir ki, bu zahiri cihad'dir.
Ulu Allah'in
"Allah yolunda cihad edenler..."
(Maide Sûresi. 54)
Ayet-i celilesinde , cihadin bu çesidine isaret edilmistir.
Ikinci çesit cihad, ilimle ve inandirici deliller ile batilin taraftarlarina
karsi verilen cihaddir.
"En iyi usulle onlara karsi koy" (Nahl Sûresi. 125)
Ayet-i kerimesi, bu çesit cihada isaret eder.
Üçüncü çesit cihad, kötülügü emreden nefse karsi verilen cihaddir. Bunun
hakkinda Allah söyle buyurur:
"Bizim ugrumuzda cihad edenlere yollarimizi gösteririz"
(Ankebut Sûresi. 69)
Peygamberimiz (S.A.S.) de bu konuda söyle buyurur:
— "En faziletli cihad. nefse karsi verilen cihaddir."
Nitekim sahabîler (Allah (C.C) onlardan razi olsun) kâfirlere karsi verilen bir
savastan dönünce "küçük cihaddan büyük cihada döndük" derlerdi.
Nefse, seytana ve azgin isteklere karsi verilen cihada "büyük cihad" ismini
vermelerinin sebebi sudur: Nefse ve azgin arzulara karsi verilen cihad
araliksizdir, oysa kâfire karsi arasira savas verilir, öte yandan cephe
savasçisi düsmanini görür, fakat seytan görünmez, görünür düsmana karsi cihad
vermek, görünmez düsmanla cihad etmekten daha kolaydir.
Bir de seytana karsi savasirken onun. senin nefsinde bir destekçisi vardir, bu
destekçi nefsin azgin arzularidir, oysa ki kâfirlerle yapilan savasta onlarin
senin nefsinde öyle bir yardimcilari yoktur, bu yüzden seytana karsi verilen
cihad daha çetindir.
Yine savasta kâfir öldürürsen zafer ve ganimet elde edersin, kâfir seni
öldürürse sehitlik rütbesi ile cennet kazanirsin. Halbuki seytani öldüremezsin,
ama eger o seni öldürecek olursa Allah'in cezasina çarpilirsin.
Nitekim derler ki: "Savasta atini elinden kaçiran kimse düsmanin eiine düser,
buna karsilik imanini yitiren kimse Allah'in gazabina ugrar, böyle bir seyden
Allah (C.C)'a siginiriz!..."
Diger yandan, kâfirlerin eline esir düsen kimsenin elleri boynuna baglanmaz,
ayaklarina pranga vurulmaz, aç ve çiplak birakilmaz. Oysa Allah (C.C)'in
öfkesine muhatap olan kimsenin yüzü kara olur. Elleri boynuna kelepçelenir,
ayaklan atesten prangalara vurulur, yedigi ates, giydigi ates ve içtigi ates
olur.
İslami Okul Okulların En Önemlisi