Zûlmü Nehyetmek Ulu Allah (C - İslami Bilgiler - Kalplerinkesfi - 52. Sayfa
Zûlmü Nehyetmek
Ulu Allah
(C.C.) buyuruyor ki;
«—Zulmedenler yakinda hangi tarafa varacaklarini anlayacaklardir
(Suara Süres-i Celilesi; 227).
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Zulüm, Kiyamet Günü karanliklaridir.»
Yine Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Haksizlik ile bir karis topragi ele geçirenin, Allah (C.C) Kiyamet Günü
boynuna yedi kat yeri geçirir.»
Bir kitapta yazdigina göre ulu Allah (C.C):
«Benden baska yardimcisi olmayan kimseye zulmedene gazabim pek çetindir»
buyuruyor.
Sâir ne güzel söylemistir:
«Güçlü iken zulmetme.
Çünkü zûlmun sonu pismanliga döner.
Gözlerin uyur, fakat mazlum uyaniktir.
Hep beddua eder sana, Allâh (C.C)'in gözleri de uyaniktir.»
Diger bir sâir de ayni konuda söyle der:
«Zâlim yeryüzünü binek hayvanina çignetip.
Kötülük kazanmada gemiyi iyice aziya takinca.
Onu zamanin gelismelerine birak.
Cünki bu gelismeler onun karsisina hesabinda olmayan seyler
çikarir.»
Setefden bir zat, «Düskünlere zulmedip de güçlülerin kötülerinden olma» demistir.
Ebû Hureyre (R.A.) der ki; «Toy kusu. her hangi bir zâlimin zulmünden duydugu
korkudan yuvasinda ölür.»
Söylendigine göre Tevrat'da söyle yazilidir.
«Kiyamet Günü, Sirat köprüsünün arkasindan söyle bir ses gelir:
«Ey azgin zorbalar, ey gemi aziya takmis eskiyalar! Allah izzeti hakki için
yemin eder ki, bu gün su köprüyü hiç bir zâlimin zulmü asmayacaktir.»
Sahâbelerden Câbir (R.A.) der ki.
«Habesistan'dan dönünce Peygaber (s.a.v)´imiz bize Habesistanda gördügünüz en
sasirtici olayi bana anlatir misiniz» dedi.
Kuteybe'nin beyanina göre bu göçmenlerden biri olan Hz. Ali (K.V.) söyle konustu:
«— Ya Rasûlallah (s.a.v), bir gün hep birlikte birarada oturuyorken önümüzden
oranin yerlisi olan yasli bir kadin geçti. Basinda bir su testisi vardi ve yerli
bir delikanli ile karsilasdi.
Delikanli bir eli ile kadini ensesinden tutarak itti, kadin dizüstü yere
kapaklandi ve testisi kirildi.
Kalkinca delikanliya dönerek «Ey zâlim Allah (C.C) Kürsî'yi kurup gelmis geçmis
herkesi toplayinca, eller ve ayaklar dile gelerek islediklerini bir bir
anlatacaklar, yarin O'nun huzurunda aramizdaki dava ne olacak, göreceksin» dedi.
Bunun üzerine Peygamber'imiz (S.A.S.) buyurdu ki:
«— Allah zayifin hakkini güçlüden almayan bir toplulugu temize çikarir mi hiç?»
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Ulu Allah (C.C) su bes kisiye gazab eder, dilerse gazabini dünyada yürürlüge
koyar, dilerse âhirette onlari cehenneme atar. Bu bes kisi sunlardir:
1 — idare ettiklerinden hakkim aldigi halde ontara karsi insafli davranmayan ve
ugradiklari haksizliga engel otmayan devlet Baskani.
2 — Idare ettikleri kendisine bagli kaldigi halde, güçlüler ile zayiflarin
arasini bulmayan ve arzusu uyarinca konusan yetkili.
3 — Ailesine, çoluk - çocuguna Allah (C.C)'a ibâdet etmeyi telkin etmeyen ve
onlara dinleri hakkinda gereken bilgileri ögretmeyen kimse,
4 — Çalistirdigi isçiye hakettigi ücreti vermeyen kimse.
5 — Mehri konusunda karisina haksizlik eden erkek.»
Abdullah Ibni Selâm (R.A.) der ki; «Ulu Allah (C.C) insanlari yaratip ayaklari
üzerine dogrulduklari zaman baslarini Allah (C.C)'a kaldirarak «Yâ Rabb'i, sen
kim ilesin» diye sordular. Ulu Allah (C.C) da: «Hakki verilinceye kadar mazlumun
yanindayim» buyurdu.
Veheb Ibni Munebbih (R.A.) der kî: «Zorbanin biri bir kösk yapar, etrafina sûr
çeker. Bu arada yasli bir kadin gelerek köskün yakininda barinabilecegi bir
küçük kulübe kurar.
Bir gün zorba atina binerek gelir, köskün çevresini gezer. Bu arada yasli
kadinin kulübesi gözüne ilisir. «Bu kimindir» diye sorar, kendisine kulübenin
yasli ve yoksul bir kadinin barinagi oldugu söylenir.
Zorbanin emri ile kulübe derhal yikilir, kadin gelince kulübesinin yikildigini
görür. «Kulübemi kim yikti» diye sorar, kendisine «Kral onu görünce yiktirdi»
diye cevap verilir.
Bunun üzerine kadin basini göge kaldirarak der ki, «Yâ Rabb'i, ben burada
yoktum, peki sen neredeydin?!»
Bunun üzerine Ulu Allah (C.C) Cebrail (A.S)'e: "içindekiler ile birlikte köskün
altini üste getirmesini emreder". Cebrail (A.S) de aldigi emri derhal yerine
getirir.»
Söylendigine göre Bermekilerin ileri gelenlerinden biri oglu ile birlikte
zindana atilinca ogul babaya, «Babacigim, onca saltanattan sonra zincire
vurulduk, zindana düstük» der. Babasi ogluna, «Yavrum, mazlumun bedduasi
geceleri yürüdü, biz farkinda olmadik ama Allah (C.C)'in gözünden kaçmadi» der.
Yezid Ibni Hakim (R.A.) der ki:
"Zulmettigim kimse kadar hiç kimseden korkmus degilim. Cünki o bana Allâh (C.C)
yeter. Allâh (C.C) seninle benim aramizdadir der. Halbuki ben onun destekçisi
yalniz Ulu Allâh (C.C) oldugunu bilirim."
Ebû UmAme (R.A) der ki;
«Zâlim Kiyamet Günü Sirat köprüsüne varinca mazlum önüne çikarak yaptigi
haksizligi kendisine hatirlatir. Böylece zâlimler ellerindeki iyi amelleri
vermeden mazlumlarin ellerinden yakalarini kurtaramazlar. Eger iyi amelleri
yoksa zulümleri kadar günah mazlumlardan alinarak yüklenir, böylece cehennemin
en alt katina gönderilirler.»
Abdullah Ibni Ünes (R.A.) der ki; «Ben Peygamber (s.a.v)'imizi söyle buyururken
isittim:
"Insanlar Kiyamet Günü çirilçiplak, yalin ayak ve sünnetsiz olarak meydana
toplanirlar. Uzaktan ve yakindan ayni ayarda duyulan bir ses tonu ile onlara
söyle seslenilir:
"Hesaplasmanin mutlak hâkimi benim. Cennetliklerden hiç birinin kendisinden bir
fiske veya daha büyük bir zülüm görmüs bir cehennemlik hak isterken cennete
girmemesi gerekir. Üzerinde bir fiske kadar veya daha büyük bir haksizlik
bulunan hiç bir cehennemligin de zulmünün hesabini vermeden cehenneme girmemesi
gerekir." Rabb'in hiç kimseye zulmetmez."
Biz «Yâ Rasûlallah (s.a.v), bizler çirilçiplak, yalin ayak ve sünnetsiz olarak
biraraya getirilecegimize göre bu hak alis - verisi nasil olacak» diye sorduk.
Peygamber (s.a.v)'imiz: «Tam ceza olarak iyilikler ve kötülüklerle
hesaplasacaksiniz. Rabb'in hiç kimseye zulmetmez» diye cevap verdi.
Peygamber'imiz (S.A.S) buyuruyor ki:
«— Kim haksiz yere baskasina bir kamçi vurursa, Kiyamet Günü karsiligi olan
cezaya çarpilir»
Söylendigine göre Pers hükümdarlarindan biri oglunu okutup yetistirmek üzere bir
muallim tutar. Sahzade terbiye ve fazilet yönünden beklenen amaca ulasinca
muallim bir gün onu karsisina alir. Kabahatsiz, sebepsiz yere aci bir sekilde
döver. Sahzade muallime karsi kin baglar.
Babasi ötüp tahta kendisi geçince muallimi huzuruna çagirarak ona; «Falan gün
beni kabahatsiz ve sebepsiz yere agir bir sekilde dövmenin sebebi ne idi?» diye
sorcr.
Muallim ona su cevabi verir, «Ey Pâdisâh, bilmis ol ki fazilet ve terbiye
yönünden arzulanan seviyeye ulasinca babandan sonra tahta çikacagini anlamistim.
Bu yüzden hic kimseye zülmetmeyesin diye sana dayagin ve zulmün acisini
tattirmak istedim.»
Bunun üzerine Padisah ona: Allah (C.C) hayrini versin demis, sonra kendisine
bahsis verilmesini emrederek birakmistir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi