Muhtelif - 69. Sayfa - Kalplerinkesfi
Cennetin Vasıfları ve Cennetliklerin dereceleri
Bilesin
ki, keder ve sikintilarini daha önceki bölümlerde ögrendigin
su yurdun -ki bu yurd cehennemdir— karsiligi olarak baska bir yurd vardir. Simdi
de o yurdun nimet ve hazlari üzerine düsün. Cünki bu yurdlarin birinden uzak
kalan, hiç süphesiz, öbürüne yerlesir.
Cehennemin korkunç yönleri üzerinde uzun uzun düsünerek kalbinde korkuyu tercih
et, cennetliklere adanan kalici nimetler hakkinda uzun uzun düsünerek de
kalbinde umudu tercih et Nefsini korku kirbaci ile kamçilayip umut dizgini ile
Sirat-i Müstakim'e sür. Böylelikle aci azabdan kurtularak ulu mülke nail
olursun.
Simdi cennetlikleri düsün. Yüzlerinde mutluluk parildar, tipasi mühürlü bir
kabdan cennet sulari içerler. Tasi ak inciden yapilmis çadirlarda kirmizi yakut
sedirlerde otururlar, yer yaygilari yesil ipeklidendir, bal ve sarap akan
irmaklarin kenarlarina dizilmis koltuklara kurulurlar, bu irmak kenarlari
huriler ve hizmetçilerle dolup tasmis.
Bunlar sanki yakut ve mercandir, daha önce onlara ne insan, ne cin el
deginmemistir. Cennet makamlarinda dolasirlar, içlerinden biri yürüyüsünde
kiritirsa eteklerini yetmis bin Gilman tasir, giydikleri ak ipek elbiseleri
gözleri kamastirir, baslarinda ince ve mercan taçlar vardir, alimli, agirbasli
ve hos kokuludurlar. Ihtiyarlamalari, yipranmalari söz konusu degildir.
Cennet bahçelerinin ortalarinda kurulmus yakut kösklerin içindeki çadirlarda
kalirlar, iri gözleri efendilerinden baskasina kaymaz.
Cennetliklere ve hurilere testiler, ibrikler ve köselerle içenlerin tadina
duyamayacaklari ak renkli su ikram edilir, hizmetlerini göz degmemis inciler
gibi hizmetçiler ve gençler yapar. Islediklerinin mükâfati olarak emin bir
barinaga kavusmuslardir, bahçeler ve pinarlar içinde yesillikler ve akar sular
arasindadirlar.
Her seye kudretli bir melikin katinda sadakat koltugundadirlar, orada kerem
sahibi melikin yüzüne bakarlar. Nimetlerin parlakligi yüzlerine vurmustur.
Darlik ve sikinti nedir bilmezler, tersine Rabb'lerinin çesit çesit hediyelerine
mazhar olurlar.
Onlar canlarinin istedigi ile ebediyyen basbasadirlar, orada ne korkarlar ve ne
de üzülürler, ölüm endisesinden uzaktirlar.
Onlar orada her türlü nimetleri tadarlar, oranin yemeklerini yerler, sütlü,
balli, içkili ve an sulu akar sularindan içerler. Oranin zemini gümüs, çakili
mercan, topragi has misk, bitkisi zaferan. Kâfur kumullarinda bitmis gülsuyu
tasiyan bulutlardan yagmur alirlar. Bu su kendilerine çesit çesit kablar ile
sunulur. Kablar inci, yakut ve mercan süslemeli, havalanmamis içki ile karisik
tatli su ile dolu, madeninin sadeliginden dolayi üzerine düsen isigi yansitarak
içindeki içkiyi bütün allik ve inceligi ile gösteren, insan elinden benzeri
çikmamis, isleme ve süslemesini insanin basaramayacagi kablardir.
Bu kablara cennetliklere yüz parlakligi, günes isigini hatirlatan hizmetçilerin
elinden sunulur. Fakat nerede onlarin tatli görünüsü, yanak güzelligi ve çene
alimliligi ve nerede günes isigi!
Bu sifatta bir âleme inanan, oraya girenlerin ölümsüzlüge kavustuguna hiçbir
felâketle yüzyüze gelmeyecegine ve olaylarin degistiriciligine maruz olmadigina
dair kesin kanaat besleyen bir kimseye sasilir. Allah (C.C)'in yikimina izin
vermis oldugu bu dünyaya nasil isinir ve onun sundugu yasayisla tatmin olur.
Allah (C.C)'a yemin ederim ki. Âhirette ölüm, açlik, susuzluk ve diger
gelismelerin yoklugu yaninda vücûd sagliligindan baska bir sey olmasa sirf bu
yüzden ona göre dünyadan sogumak ve dünyayi oraya tercih etmemek lâyik olur.
Kaldi ki, cennette ne sikinti ve ne de keder söz konusudur.
Nasil söz konusu olabilir ki, cennetlikler emniyet içinde birer meliktirler.
Sevincin her türlüsünü tadarlar, orada her istedikleri kendilerine verilir, her
gün Ars'in çevresine varirlar ve kerim olan Allah (C.C)'in yüzünü görürler.
Allah (C.C)'in yüzünü görmekle diger cennet nimetlerine bakarak elde
edemedikleri ulu bir nimete nail olurlar ve gözlerini baska terafa çevirmezler.
Onlar devamli sekilde bu nimetler arasinda dolasirlar ve yok olacaklar diye
korkmazlar.
Ebû Hureyre'nin rivayet ettigine göre. Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Cennette söyle bir ses gelir: Ey cennetlikler! Sizlere öyle bir sihhat
veriyorum ki, ondan sonra ebediyen hasta olmayacaksiniz. Ölümsüz bir hayat
bulacaksiniz. Ardinda yaslilik olmayan bir gençlige ereceksiniz. Arkasindan yeis
gelmeyecek bir mutluluga ulasacaksiniz.»
Ulu Allah (C.C)'in su âyeti, bu gerçegi ifâde eden
«— Cennetliklere «islediginiz iyi ameller sayesinde nail oldugunuz cennet iste
budur» diye seslenilir»
(A´raf - 43)
Cennetin nasil oldugunu ögrenmek istiyorsan, Kur'ân'i Kerim´i oku, cünki Allah
(C.C)'in açiklamasinin ötesinde açiklama yoktur. Meselâ «Rabb'imin huzuruna
dikilmekten korkan için iki cennet vardir» âyetinden itibaren «Rahman» sûresini,
«Vakia» sûresi ile diger ilgili sûreleri oku. Eger cennetin nasil oldugu
hakkinda Peygamber'imizin verdigi tafsilâtli bilgileri ögrenmek istiyorsan, ona
hatlarin bilgisini edindikten sonra simdi de iç yönünü tanimaya yöneterek, önce
cennetlerin sayisindan basla.
Peygamber'imiz «Rabb'inin huzuruna dikilmekten korkana iki cennet vardir.»
mealindeki âyet hakkinda buyuruyor ki:
"Iki cennetin bütün kab ve esyasi gümüsten, diger bir iki cennetin butun esyasi
altindandir. "Adn" cennetinde cennetlikler Rabb'lerini görürken onlar ile ALlâh
(C.C) arasinda sadece «Kibriya Perdesi» bulunur."
"Sonra cennetin kapilarina bak, bunlar ibadetlerin asillarina göredir. Nitekim
cehennemin kapilari da günahlarin asillarina göredir."
Ebû Hureyre'nin rivayet ettigine göre. Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor:
«— Kim malindan iki birimlik bir sadaka verirse, cennetin bütün kapilarindan
içeri girmeye çagrilir.
Cennetin sekiz kapisi vardir. Namaz ehli olanlar namaz kipisindan içeri girmeye
çagrilir. Oruç ehli olanlar oruç kapisindan içeri girmeye çagrilir. Sadaka ehli
olanlar sadaka kapisindan içeri girmeye çagrilirlar. Cihâd ehli olanlar cihad
kapisindan içeri girmeye çagrilir.»
Bu arada Ebû Bekir :
«— Vallahi bir kimsenin bu kapilardan birinden çagrilma zarureti yoktur. Acaba
bir kimse hepsinden ayni anda içeri girmeye çaginlirsa olur mu?» diye sorar.
Peygamber'imiz ona «Evet, böyleleri de vardir. Senin de onlardan olmani dilerim»
diye cevap verir.
Âsim Ibni Zamüre der ki; «Hz. Ali bir gün cehennemden bahsetti, bu konuda simdi
hepsi hatirimda kalmayan çok önemli açiklamalarda bulundu, arkasindan sözü
Cennete getirerek dedi ki:
«— Rabb'lerinden korkanlar bölük bölük Cennete sevkedilirler. Onun kapilarindan
birine varinca, kapinin yanibasinda köklerinin arasindan iki ayri pinar kaynayan
bir agaç görürler. Aldiklari emir uyarinca pinarlardan birine sokulurlar,
suyundan içince karinlanndaki pislikler kaybolur. Arkasindan öbür pinara
sokularak içinde yikaninca yüzlerine Cennet tazeligi gelir, artik sac renkleri
ebediyen degismez, baslari yagla yikanmis gibi hep parlak kalir. Sonra Cennete
girerler, içeri girerken Cennet koruculari onlara «Selâm size. ne mutlu size.
oraya ebedî kalmak üzere giriniz derler.
Arkasindan Cennet çocuklari etraflarini sarar, dünyada sevilen birinin ansizin
çikip gelisi karsisinda çocuklar onun etrafini nasil çevirirse öyle çevirirler,
ona «Müjdeler olsun! Allah (C.C) sana su su nimet ve dereceleri bagisladi»
derler, içlerinden biri o kimsenin Cennet hurilerinden olan eslerinden birine
kosarak dünyadaki adi ile «Falan kisi geldi» diye haber verir. Huri «Sen kendin
onu gördün mü» diye sorar. Çocuk «tabiî gözümle gördüm, pesimden geliyor» der.
Bu haber üzerine Huri sevincinden âdeta kus gibi uçarak kapinin esigine varir.
Adam makamina varinca yapisina göz atar, yuvarlak inci pareleri üzerinde birer
kirmizi, yesil ve sari köskün yükseldigini görür. Sonra basini kaldirarak
çatisina bakar, simsek gibi göz kamastirici oldugunu görür, öyle ki. Ulu Allah
(C.C) ona güc vermese gözleri karsisindaki manzaraya bakarken kör olurdu. Basini
indirince görür ki esleri, kullanmaya hazir kablar, sira sira dizilmis
yastiklar, yere yayilmis saçakli halilar, yüksek sedirler hazir duruyor. Sonra
sirtini bir yere dayayip «bizi bu nimetlere yönelten Allah (C.C)'a hamd olsun,
eger kilavuzumuz o olmasaydi, biz bu duruma kendiligimizden ulasamazdik» diye
hamdeder.
Bü arada kulagina gizli bir ses söyle seslenir: «— Yasayin, size ebediyyen ölüm
yoktur. Orada yerlesin, hic göçmeyeceksiniz. Sihhate kavusunuz, artik size
hastalik gelmeyecektir.»
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Kiyamet Günü Cennet kapisina varir, kapinin açilmasini isterim. Hazin (cennet
kapicisi} «kim o» der. «Muhammed» diye cevap veririm. Bunun üzerine bana «Senden
önce hiç kimseyi içeri almamam emredildi» der.
Simdi de Cennetin odalari ile bu odalar orasindaki yükseklik farklarini düsün.
Cünkî en büyük dereceler ile en yüce faziletler âhirettedir. Insanlar arasinda
bariz ibadet farkliliklari ve iyi huy dereceleri kesin bir sekilde var oldugu
gibi kavusacaklari mükâfatlar arasinda da açik farkliliklar olacaktir.
Eger en yüksesk derecelere ulasmak istiyorsan, Allah (C.C)'a ibadet hususunda
seni hiç kimsenin geçmemesine çalis, zaten Ulu Allâh (C.C) bu konuda yarismayi
emretmistir. Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:
"Rabb'inizden bir magfirete ve genisligi yer ile gök arasi kadar olan Cennete
kavusmak için yarisin."
(Hadid - 21).
Ulu Allâh (C.C.) buyuruyor ki:
«O'nun mührü misktir. Yariscilar bunun için yarissin.»
(Mutaffifin - 26)
Sasirticidir ki, yakinlarindan veya komsularindan biri senden daha çok para
sahibi olsa veyahut evi seninkinden daha yüksek olsa, sana agir gelir, canin
sikilir, duydugun hased yüzünden keyfin bozulur.
Oysa ki, senin hesabina en güzel sey, dünyadaki bütün alimli seylerin denk
olmayacagi bagislar acisindan senden ilerde olanlann bulunmasina ragmen Cennete
yerlesmektir.
Ebu Said-ül Hudrî'nin rivayet ettigine göre. Peygamberimiz buyuruyor:
«— Cennetlikler, üst katlarindakileri, aralarindaki derece farkliligi yüzünden,
sizin dogudan batiya kadar ufukta degilmis gördügünüz yildizlar gibi görürler.»
Sahabiler: «Yâ Rasûlellah! Bunlar baska hiç kimsenin ulasmayacagi peygamberlerin
dereceleri midir?» diye sordular.
Peygamber'imiz «Hayir, nefsimi elinde tutan Allah (C.C)'a yemin ederek
söylüyorum ki, Allah (C.C)'a inanan ve Peygamberlerine uyan kimseler de bunlara
nail olacaklardir.»
Yüksek derece sahiplerini asagidan bakanlar, sizin gök ufuklarindan birinde
dogmus gördügünüz bir yildiza baktiginiz gibi görürler. Hiç süphesiz, Ebû Bekr
ve Ömer o zümredendir ve o yüce nimete kavusacaklardir» buyurdu.»
Sahâbilerden Câbir der ki: «Peygamber'imiz bize buyurdu ki:
«Size Cennet kösklerini anlatayim mi?» Ben de O'na «Tabii, ya Rasûlallah anamiz
babamiz sana feda olsun» diye cevap verdim. Bunun üzerine söyle buyurdu:
«Cennette som cevherden köskler vardir, dislari iclerinden ve içleri disardan
görülebilir. Orada hiç bir gözün görmedigi, hiç bir kulagin isitmedigi ve hiç
kimsenin hayatinden geçmemis nimetler, tadlar ve sevinçler vardir.»
Bunun üzerine ben «Bu köskler kimler içindir?» diye sordum. Bana söyle cevap
verdi. «Bu köskler selâmi yayan, yemek yediren, devamli oruç tutan ve herkes
uyurken namaz kilanlar içindir» dedi.
Hep birlikte O'na «Bunlari kim yapabilir?» dedik. Peygamber'imiz «Ümmetim
bunlari basarabilir. Simdi size anlatacagim. Kim müslüman kardesi ile
karsilasinca ona selâm verirse selâmi yayginlastirmis olur. Çoluk - çocugunu
doyurasiya yediren «Yemek yedirmisler» zümresine girer. Ramazan ile birlikte her
aydan üç gün oruç tutan devamli oruç tutmus gibi olur. Yatsi ve sabah
namazlarini cemaatle kilanlar, herkes (yani yahudiler, hiristiyanlar ve
atesperestler) uykuda iken namaz kilmis olurlar.» buyurdu.
Peygamber'imiz:
«O, sizin günahlarinizi bagislayarak artlarindan irmaklar akan cennetlere ve
«Adn» cennetindekî güzel kösklere yerlestirir» (Saff - 12) mealindeki âyet
hakkinda sorulan bir soruyu söyle cevaplandirdi:
«— Inciden kösklerdir, her köskte kirmizi yakuttan yetmis daire vardir. Her
dairenin yesil zümrütten yetmis odasi vardir. Her odada yetmis sedir, her
sedirde her renkten yetmis dösek, her dösekte iri gözlü hurilerden bir es
bulunur. Her odada yetmis sofra, her sofrada yetmis türlü yemek vardir ve her
odada yetmis hizmetçi bulunur. Her sabah mü'mine bunlar yeniden tazeleyerek
verilir.»
İslami Okul Okulların En Önemlisi