Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 146. Sayfa - Allah

38) Hukukullah:

 

Allah'ın hakları, Allah'a âit olan haklar demektir. Hukuk, hak kelimesinin çoğulu olup "haklar" demektir. Hukukullah tâbiri "Allah'a âit haklar" anlamına gelip, buna toplum veya âmme hukuku da denir.

İslâm hukukunda, haklar bir tasnife göre Allah hakkı (hukukullah) ve kul hakkı (hukuku'l-ibâd) olmak üzere ikiye ayrılır. Kul hakkı; kendisiyle, şahsa ait maslahatların (yarar) korunması kastedilen haklardır. Bunlar; sağlığın, çocukların ve malın korunması gibi genel veya mâlikin mülkü, satıcının semen, alıcının mebî (satılan mal) üzerindeki hakkını korumak gibi özel nitelikli haklar olabilir. Bunlarda, indirim, af, sulh, ibrâ veya mubah kılma gibi tasarruflar mümkündür. Miras cereyan eder, her bir suçta ceza tekrar eder.

Allah hakları (hukukullah) ise; kendisiyle Allah'a yaklaşmak, O'nu ta'zîm etmek ve dininin sembollerini (şeâir) ayakta tutmak veya toplum yararını gerçekleştirmek kasdolunan haklardır. Bunlar, terkeden için tehlikesinin büyüklüğü ve sağladığı yararın kapsamlı olması yüzünden Allah'a nisbet edilmiştir. Allah'a yaklaşmakla ilgili olan haklar şunlardır: Namaz, oruç, hac, zekât, cihâd, emr-i bi'l-ma'rûf ve nehyi ani'l-münker, nezir, yemin, gerek hayvan kesimi ve gerekse meşrû herhangi bir ise başlarken besmele çekmek gibi.

Toplum yararıyla ilgili olan haklara ise; suçları önleyici tedbirler almak, zinâ, kazf (zinâ iftirâsı), hırsızlık, yol kesme, sarhoşluk veren maddeleri kullanmak gibi suçların cezâları ile ta'zîr cezâlarını (devletin koyduğu cezâlar) uygulamak, nehir, yol, mescid gibi topluma âit yerlerin ortak kullanımını sağlamak gibi haklar örnek verilebilir.

Allah haklarında, indirim, af veya sulh câiz değildir. Bunları değiştirmek de câiz olmaz. Hırsızlık cezâsı, dâvâ açıldıktan sonra, mağdurun affı veya hırsızla anlaşması, zinâ cezâsı da kocanın veya başkasının affı, yahut kadının nikâhlanma yoluyla kendisini mubah kılması hallerinde bile düşmez. Bu haklar miras yoluyla geçmez. Mirasçılar, miras bırakan vasiyet etmedikçe, onun zekât, hac, adak, fidye gibi ibâdet borçlarından sorumlu değildir. Mirasçı, mûrisin işlediği suçtan dolayı da sorumlu tutulamaz.

Allah haklarında tedâhül cereyan eder. Bir kimse defalarca zinâ etse, hırsızlık yapsa, tek cezâ yeterli olur. Çünkü cezâdan maksat; caydırmak, yıldırmak ve korkutmaktır. Bu da gerçekleşmiş olur. Bu suçların cezâsını uygulamak hâkime ait bir görevdir.[1]

 


 

[1] es-Serahsî, el-Mebsût, Matbaatü's-Saade, IX, 185; el-Kâsânî, Bedâyiu's-Sanâyi', Beyrut 1328/1910, VII, 55 vd.; ez-Zühaylî, el-Fıkhu'l-İslâmî ve Edilletüh, 2. baskı, Dımaşk 1405/1985, IV, 13, 14. Şamil İslam Ansiklopedisi: 3/16-17.