Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 161. Sayfa - Allah

48) Lâ Havle Ve Lâ Kuvvete İllâ Billâh:

 

Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur. "Allah'a âsi olmak ve günah işlemekten dönüş, ancak Allah'ın verdiği ismet (günahlardan uzak olma hâli) ile, O'na itâate kuvvet ve iktidar da, ancak O'nun yardımı ile hâsıl olur" denmektedir.

Söyleniş şekli: ‘Lâ Havle Velâ Kuvvete İllâ Billâh’tır.[1] Kur'ân-ı Kerim'de ise: "Lâ Kuvvete İllâ Billâh" şeklinde geçmektedir.[2] Lafız itibarıyla kısa, fakat anlam itibarıyla çok kapsamlı olan bir zikir ve duâ cümlesi olup Peygamberimiz’in ifâdesiyle "Cennet'in hazinelerinden bir hazinedir."[3] Bu kısa ve özlü cümle, müezzin ezan okurken, namazlardan sonra, bir yolculuk esnâsında, yolculuk dönüşünde veya yapılan herhangi bir hayırlı iş ve amelden sonra ya da herhangi bir zaman ve mekâna bağlı olmaksızın uygun olan her yer ve zamanda bizzat Peygamber Efendimiz tarafından okunmuş ve Ashâba da tavsiye edilmiştir.

Ömer bin Hattâb (r.a.), bu cümle ile ilgili olarak şöyle demiştir. "Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdular:

“Müezzin ‘Allahu Ekber, Allah Ekber’ dediği vakit sizden biriniz ‘Allahu Ekber, Allahu Ekber’ der; sonra müezzin ‘Eşhedü en lâ ilâhe illallah’ dediği vakit o da ‘Eşhedü en lâ ilâhe illâllah’ derse, sonra müezzin ‘Eşhedü enne Muhammeden Rasûlullah’ dediği vakit, o da ‘Eşhedü enne Muhammeden Rasûlullah’ der. Müezzin ‘Hayye alessalâh’ dediği vakit o da ‘Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh’ der. Sonra müezzin ‘Hayye ale’l-felâh’ dediği vakit o da ‘Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh’ derse, sonra, ‘Allahu Ekber, Allahu Ekber’ dediğinde o da ‘Allahu Ekber, Allahu Ekber’ derse, sonra müezzin ‘Lâ ilâhe illâllah’ dediği vakit, o da bütün kalbiyle ‘Lâ ilâhe illâllah’ derse, Cennete girer”[4]

Ashabdan Abdullah İbn Zübeyr de, her namazın sonunda, selâm verdiği vakit, şöyle derdi:

"Allah'tan başka hiç bir ilâh yoktur. Yalnız O vardır. Şerîki yoktur; mülk O'nundur, hamd de O'na mahsustur. Hem O, her şeye kaadirdir. Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur (Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh). Allah'tan başka hiç bir ilâh yoktur. Biz de ancak O'na ibâdet ederiz. Nimet O'nun, fazilet O'nun, güzel senâ (övgü) da O'nundur. Kâfirler patlasa da, dinde samimi olarak Allah'tan başka ilâh yoktur deriz."

İbn Zübeyr: "Rasûlullah (s.a.s.), her namazın sonunda bunlarla tehlil yapardı" demiştir.[5]

Ebû Mûsâ da konu ile ilgili olarak şöyle demiştir: "Bir sefer esnâsında Hz. Peygamber (s.a.s.)'le beraberdik. Biz, yüksek yerlere geldiğimizde tekbir getiriyorduk. Rasûlullah (s.a.s.), bunun üzerine şöyle buyurdular:

"Ey insanlar! Sesinizi fazla yükseltmeyin. Siz, sağır veya gâib olan birine seslenmiyorsunuz." Sonra benim yanıma geldi. Ben ise, kendi kendime

"Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh" diyordum. Bunun üzerine:

“Ey Abdullah bin Kays "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh "demeye devam et. Çünkü o, cennet hazinelerinden bir hazinedir" buyurdular.[6]

Yine Rasûlullah (s.a.s.), Kur'ân'dan fazla bir şey bilmediğini ve kendisine, okuyabileceği bir duâ söylemesini isteyen birisine "Sübhânallâhi, velhamdü lillâhi, ve lâ ilâhe illâllâhu vallahü ekber, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh" duâsını okumasını söylemiştir.[7]

Enes bin Mâlik tarafından rivâyet edilen bir hadiste Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

"Evinden çıkarken, şu duâyı okuyan kişiye bu duâ kâfidir. O adam muhâfaza altına alınır. Şeytan da o adamdan uzaklaşıp bir kenara çekilir. O duâ: Bismillâhi tevekeltü alâllahi lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh'tır"[8]

Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh" duâsının okunduğu bir başka yer de Hacerül-Esved'in karşısıdır.[9]

 


 

[1] Buhârî, Ezan 7; Müslim, Salât 12.

[2] Kehf: 18/39.

[3] Tirmizî, Deavât, 57, 119.

[4] Müslim, Salât, 12.

[5] Müslim, Mesâcid, 139.

[6] Buhârî, Deavât, 50, 67.

[7] Nesâî, İftitah 32).

[8] Tirmizi, Deavât 34.

[9] İbn Mâce, Hacc 32. Ahmet Güç, Şamil İslâm Ansiklopedisi: 4/3.