Muhtelif - 163. Sayfa - Allah
50) Lâ İlâhe İllâllah:
Lâ İlâhe İllâllah -Allah'tan başka ilâh yoktur- ifâdesi, İslâm dininin temel rüknüdür. Yani ulûhiyyeti, yaratıcılığı, Rabliği, saltanatı ve hâkimiyeti sadece Allah'a tahsis etme kaidesidir.
Lâ İlâhe İllâllah, kelime-i tevhid olarak da bilinir. Allah (c.c.)'ın birlik dâvâsını anlatmakta ve Muhammed (s.a.s.)'in O'nun rasûlü olduğunu açıklamaktadır. "Lâ İlâhe", hiçbir ilâh yoktur manâsını taşımaktadır. “İlâh”ın ıstılâhî mânâsı ise; tapılacak, rızık veren, herşeyi bilen, yaratan, doğmayıp doğurmayan, yücelerin yücesi demektir. "İllâllah", ‘sadece Allah vardır’ mânâsını taşır. İçindeki (Arapça) "illâ" edatı, istisnâ edatlarındandır. Bu edat, kendisinden sonra gelen kelimeyi müstesnâ kılar, öncekilerin dışında bırakır. Yani "hiçbir ilâh yoktur, sadece Allah vardır" mânâsının ortaya çıkmasını sağlar. Dolayısıyla "Lâ İlâhe İllâllah", ‘Allah'tan başka ilâh yoktur’ demektir.
İslâmiyet, tevhid dinidir. Tevhid, iki ana temelden meydana gelir. Bunlar birbirini tamamlamaktadırlar. İkisi de ayrı ayrı, yalnız başına düşünülemez. "Lâ İlâhe İllâllah" kelime-i tevhidini, "Muhammedün Rasûlullah" yani "Muhammed Allah'ın Resûlüdür" cümlesi tamamlar. "Lâ İlâhe İllâlah"ı kabul edip "Muhammedün Rasûlullah"ı reddetmek, tevhidi ortadan kaldırır.
"Lâ İlâhe İllallah", bir hareket tarzını gerektirir. Bu kelimenin yüklediği mânâlar vardır. Tevhidi kabullenen kimse, artık bu yükümlülüğün altına girmiştir. Allah katında o yükümlülükleri yerine getirenler için büyük mükâfat, terkeden kimseler için de büyük cezâ vardır. Bu yüzden "Lâ İlâhe İllâllah" şehâdetiyle "Muhammedun Rasûlullah" şehâdeti kesinlikle birbirinden ayrılmazlar. İkisi beraber olduğu müddetçe, ancak bir bütünlük arzederler. Allah Teâlâ'ya kul olma ilkesi, her şeyden önce Rasûlullah (s.a.s.)'ın rehberliğine dayanmaktadır. Nitekim Allah Teâlâ bu hususta Kur'ân-ı Kerim'de: "Rasûlullah size ne getirdiyse onu alınız, kabul ediniz. Size neyi de yasaklıyorsa, onu yapmaktan vazgeçiniz" (Haşr: 59/7) buyurmaktadır.
Allahu Teâlâ kullarına, Kur'an-ı Kerim'de kullukları için gerekli olan her şeyi belirtmiş, Rasûlullah (s.a.s.)'de onları en güzel şekilde insanlara açıklamıştır. Rasûlullah (s.a.s.), âyetle de sâbittir ki kendi hevâ ve hevesinden bir şey söyleyemez, ancak kendine vahyolunanı konuşur. Onun sünneti, Allah'ın koyduğu şeriatın bir bölümü, bir parçası ve açıklayıcısı, canlı bir tatbikatı mâhiyetini taşır. Çünkü Rasûlullah (s.a.s.)'a uymak, Allah'a uymak demektir. Kur'ân-ı Kerim'in beyânına göre imanın varlığı ve yokluğu Allah'ın dinine ve Rasûlullah'ın sünnetine tâbi olmaya bağlıdır.
Kelime-i Tevhid'in bize verdiği mesajlar olarak zikrettiğimiz nitelikleri Allah (c.c) Kur'an-ı Kerim'in bazı âyetlerinde şu şekilde beyan ediyor: Allah'tan başka ilâh olmadığına dair:
"Eğer yerle gökte Allah'tan başka ilâh olsaydı, ikisi de bozulurdu. Arşın Rabbi olan Allah, onların vasıflandırdıklarından münezzehtir." (Enbiyâ: 21/22)
“Allah çocuk edinmemiştir. O'nun yanında hiçbir ilâh yoktur. Olsaydı, her ilâh kendi yarattığı ile beraber gider ve birbirinden üstün olmaya çalışırlardı. Allah, onların vasıflandırdıklarından münezzehtir" (Mü'minûn: 23/91)
“Allah, üçün üçüncüsüdür, diyenler kâfir olmuşlardır. Tek ilâhtan başka hiç bir ilâh yoktur. Eğer vazgeçmezlerse, aralarındaki kâfirler acı bir azaba çarptırılacaklardır.” (Mâide: 5/73).
Lâ İlâhe İllâllah, bir mü'minin hareket noktasıdır; hayat nizamıdır; Allah'tan başka ilâhlık iddiâsında bulunanları veya ilâhlaştırılmış yaratıkları reddetmektir; Allah'tan başka hüküm koyanları, koyulmuş hükümleri ve bu hükümlere uyanları reddetmektir. "Lâ İlâhe İllâllah, Muhammedun Rasûlullah" cümlesinde ortaya çıkan ifâde, İslâm ümmetinin bütün ayrıntılarıyla birlikte hayatının üzerine oturduğu temel kaide ve nizâmı teşkil eder. İslâm toplumunun özelliğini belirleyen en büyük ayırıcı işaret şudur: İslâm toplumu her şeyden önce ve her konuda yalnız Allah'a kulluk esasına dayanır. Ve bu kulluğun şekli, keyfiyeti "Lâ İlâhe İllâllah, Muhammedun Rasûlullah" cümlesinde ortaya çıkar. Ayrıca bu kulluk; ibâdet şekillerinde ortaya çıktığı gibi, itikadî tasavvurda, hukukî ve nizamla ilgili konularda da kendisini gösterir.
İslâm'ın ve İslâm toplumunun üzerine oturduğu kural "Lâ İlâhe İllallah, Muhammedun Rasûlullah"tır. İslâm toplumu, ancak bir insan topluluğunun bütün mânâsıyla yalnız başına Allah'a kul olduğunu, Allah'tan başka hiç bir kimseye kullukla bağlanmadığını ilân ederek belirtmesi ile ayakta durabilir. Bu topluluk, düşünce ve inançlarda Allah'tan başkasına boyun eğmediği gibi, ibâdet ve hareketlerinde de Allah'tan başkasına kul olmamalıdır; prensip ve sistemlerde de Allah'tan başkasının kulluğunu kabul etmemelidir; sonra da fiilen hayatî nizamlarının hepsini bu hâlisâne kulluk esasına dayandırmalıdır. Bu ümmet vicdanını İslâm karşıtı inanç artıklarından ve pisliklerinden temizlemeli ve hareketlerini Allah'tan başkalarına ibâdet etme felâketinden arıtmalı, hayatî prensiplerine Allah'tan başka kimseleri karıştırmaktan uzak bulundurmalıdır. İşte bu andan itibaren "Lâ İlâhe İllâllah"ın ihtivâ ettiği mânâ, bütün şirk unsurlarından arınmış olarak ortaya çıkacaktır.
Sadece "Lâ İlâhe İllâllah" cümlesini tekrarlamak, yeterli değildir. Bunu söylemekle birlikte, onun taşıdığı mânâyı ve hakikati ifâde ederek hayatın her şûbesinde tatbik etmek gerekir. "Lâ İlâhe İllâllah"ı sadece dil ile ikrar edip, pratikte onun gerektirdiğiyle hükmetmeyenler, Allah'tan başka ilâh edinenler, O'nu yeryüzünün egemenliğinden, toplumsal, ekonomik ve hukukî alanlardan uzaklaştırarak sadece göklerin ve gaybın Rabbi kılmak isteyenler, apaçık dalâlettedirler/sapıktırlar ve kıldıkları namaz, tuttukları oruç ve diğer ibâdetler, gerçekten kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. Nitekim Allah Teâlâ bu konuda Kur'ân-ı Kerim'de: "O, gökte de, yerde de ilâh olandır." (Zuhruf: 43/84); “Egemenlik yalnız Allah'a mahsustur. O, sırf kendisine kul olmayı emretti. Dosdoğru din ancak budur.” (Yusuf: 12/40); "Onlar hâlâ o Câhiliyye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Yakînen bilen bir toplum için Allah'tan daha iyi hüküm veren kim vardır?" (Mâide: 5/50) buyurmakta ve mü'minlere "Lâ İlâhe İllâllah"ın taşıdığı anlam ve gerçeği en açık bir şekilde göstermektedir.[1]
İslami Okul Okulların En Önemlisi