Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 54. Sayfa - Allah

5) KIYÂM Bİ-NEFSİHÎ

 

"Yüce Allah'ın varlığı veya mevcudiyeti bir başkasına muhtaç değildir; aksine varlığı kendi zâtındandır." demektir. Bütün yaradılmışlar (mahlukât), var olmada ve varlığını devam ettirmede Cenâb-ı Hakk'a muhtaçtır. Halbuki Yüce Allah hiç bir şeye muhtaç ve bağımlı değildir, O Azîz ve Samed’dir, yani hiç bir şeye ihtiyacı yoktur; kâinattaki her şey O'na muhtaçtır. Bu sıfata da Kur'ân-ı Kerim'in pek çok âyetlerinde işaret edilmektedir. Meselâ; Ali İmrân Suresinin 2. âyetinde şöyle buyrulmaktadır: "Allah, O'ndan başka ilah olmayan, diri ve kendi kendine kâim (var) olandır."

Vâcibu'l-vücûd (varlığı zorunlu, varlığı kendi zâtının gereği) olan Allah'ın zatı düşünüldüğü zaman, bu varlıkla beraber bu zâtî sıfatların da düşünülmesi zaruridir (vâcibtir). Varlık, yani mevcudiyet ve sıfatlar O'ndan ayrılmaz. Allah Teâlâ kadîm, ezelî, ebedî ve her yönden en mükemmel olduğu için, ne zamana, ne mekâna, ne bir yardımcıya muhtaçtır. O bunların hepsinin üstünde, varlığı zâtının gereği, mutlak ve en mükemmel ve vâcib bir Allah'dır.[1]

Allah’ın varlığı ve varlığının devamlı olması kendindendir. Allahü Teala, var olması ve varlığını devam ettirmesi için hiç bir şeye muhtaç değildir. Allah, İhlas Suresinde de belirttiği gibi Samed’dir, yani bütün varlıklar O’na muhtaçtır, O hiç bir şeye muhtaç değildir. Yine Kur’an-ı Kerim’de Allah şöyle buyurmaktadır:

“Allah elbette bütün âlemlerden ganî ve müstağnîdir.”  (Ankebût: 29/6)

"Ey insanlar! Siz, Allah'a muhtaçsınız. Allah ise -her şeyden- müstağnîdir (muhtaç değil), öğünmeye lâyık olandır." (Fâtır: 35/15)

Her şey, kendi dışında bir varlığın yaratmasına muhtaç olduğu halde, Allah, başka bir zata ve mekana muhtaç olmadan kendi kendine vardır. Bu sıfatın zıddı olan "mutlak ihtiyaç" Allah hakkında muhal olan noksan bir sıfattır. Âlemde bulunan her varlık, yar olmasında ve varlığının devamında bir yaratıcıya muhtaçtır. Hiç bir şey kendi kendine var olmamıştır, varlığı sonradan vücûda gelmiştir. Buna mukabil Allah'ın varlığı kendi zatı'nın gereğidir, var olmasında, kendinin dışında bir başka varlığa muhtaç değildir. Zatı düşünüldüğü zaman, vücudu da zatıyla beraber düşünülür. Ne zatı vücudundan, ne de vücudu zâtından ayrı tasavvur edilemez. Kâinatın var olması, kendinden evvel var olan, ezeli ve ebedî bir yaratıcı sayesindedir, O da Allah'tır. Allah yaratıcıdır, diğer varlıklar ise yaratılandır. Yaratıcı, yaratılana muhtaç olamaz. [2]

Kendi özü gereği varolan. Kıyam bi-zatihi de denir. Allah'ın Tenzihat ya da Sıfat-ı Selbiye (Allah'ın soyutlama, olumsuzlama yoluyla ulaşılan sıfatları) denilen sıfatlarındandır. Allah'ın bizzat varolduğunu, varolmak için başka bir varlık ya da nedene muhtaç olmadığını dile getirir.

Allah dışındaki varlıklar özleri gereği değil başka bir varlık ya da nedene bağlı olarak vardırlar. Varolmak için ikamet edecekleri bir mekana, içinde bulunacakları bir yere (mahal), kendilerini seçecek bir seçiciye ya da icad edecek bir mucide ihtiyaç duyarlar.

Böyle bir neden olmadıkça varolmaları düşünülemez. Bu nedenle Allah dışındaki tüm varlıklar kıyam biğayrihi (başkasıyla varolan) varlıklardır. Allah, varlıklara ait niteliklerden münezzehtir. Bu nedenle O'nun kendi özü gereği varolması gerekir. Bu gereklilik Allah için vücub (zorunluluk) ifade eder. Aksi durumda Allah'ın diğer varlıklara benzemesi, onlar gibi başka bir nedene bağımlı (muhtaç) olması gerekir ki, Allah için böyle birşey düşünülemez. Bu nedenle Allah'ın varlığı vâcibu'l-vücud (varlığı zorunlu) olarak tanımlanır. Varlığı zorunlu olan Allah, diğer varlıkların varlık varoluş nedenidir.

Başka bir deyişle tüm evren ancak Allah'ın varlığı nedeniyle, O'nun yaratması, varetmesiyle vardırlar. Varolmaları Allah gibi zorunlu (vacib) olmadığı için varlıkları "mümkün" olarak nitelenir, eş deyişle varlıkları ile yoklukları arasında bir fark yoktur.

Allah'ın varlığının zorunluluğu ve kendindenliği Kur'an'da tenzih, soyutlama yoluyla ortaya konulur. Tevhîd inancını özetleyen İhlas Sûresi Allah'ın birliğini, doğmak ve doğurmak gibi yaratılmışlara özgü niteliklerden yüce olduğunu, hiçbir varlığın O'nun dengi olamayacağını belirtirken O'nun "Samed" olduğunu da vurgular. Samed, müfessirlere göre, tüm varlıkların varlık ve bekalarının Allah'a bağlı olduğunu, her şeyin O'na muhtaç bulunduğunu, O'nun ise hiçbir şeye bağımlı ve muhtaç olmadığını, her şeyin yöneleceği, yardım dileyeceği tek varlık olduğunu dile getirir. Allah'ın varlıklardan aşkınlığı, münezzeh oluşu, muhtaç olmayışı "Ey iman edenler, siz Allah'a muhtaçsınız. Allah ise müstağnidir (hiçbir şeye muhtaç; değildir)." (el-Fatır: 35/15) ve "Allah, âlemlerden müstağnidir." (el-Ankebut: 29/6) gibi âyetlerle de sık sık vurgulanır.[3]

Allah Teâlâ “Kayyûm”'dur: Hiç bir şeye gereksinim duymaksızın kendi kendine var­dır. İşte buna akâid dilinde “Kıyâm bizâtihi” veya “Kıyâm bi­nef­sihi” de­nir ve şöyle açıklanır: Yüce Allah bizzat kendi aşkınlığı ve yetkinliğiyle sonsuzdan sonsuza vardır. Allah'dan başka her şey, bir başka şeye dayalı olarak vardır. Yani her şeyin varlığı bir nedene dayanmak­tadır. Çünkü her şey vaktiyle yokken sonradan varolmuş ve onu var eden yaratı­cı­nın koyduğu evren­sel yasalarla ancak varlık göstermiştir. Halbuki Allah Teâlâ'nın varlığı sınırsız olarak kendindendir. Onun için “Allah'(cc), hangi sebepten dolayı vardır?” gibi bir soru yal­nız abes değil, aynı zamanda -bilinçli sorulduğu takdirde- bir sapıklık alâmetidir. Var bulunmak hiç bir yer ve zamanla sı­nırlı olmaksızın Allah (cc) için sürek­lidir. Bununla bir­likte her şey Allah'(cc) a muhtaç­tır, Allah (cc) ise hiç bir şeye muhtaç değil­dir. İşte O'nun yüce sıfatların­dan biri olan yetkinlik bu­dur.

Kayyûm, O'nun güzel isimlerinden biridir. [4]

 


 

[1] Cihad Tunç, Şamil İslam Ansiklopedisi: 5/406.

[2] Cengiz Yağcı, Şamil İslam Ansiklopedisi: 1/116.

[3] Şamil İslam Ansiklopedisi: 3/366.

[4] Bakara: 2/255. Ferit Aydın, İslam’da İnanç Sistemi, Kahraman Yayınları: 220-221.