Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 93. Sayfa - Allah

Bak ve Düşün!                                                                                                  

 

Müsbet ilimlerin zirveye doğru tırmandığı bir asırdayız. Günümüz insanı nakille yetinmiyor, aklî izahlar da istiyor. Kimi insanlarca, "bilim," dinden ayrı bir değerler manzumesi gibi gösteriliyor, küfre ve inkâra delil olarak kullanılmaya çalışılıyor. Bugün inkâr, cehâletten değil, fenden ve felsefeden geliyor.

Bu sebeple biz, pozitivist ve materyalist eğitimden geçirilmiş günümüz insanına, onun anladığı lisanla ilâhî hakikatları anlatmaya çalışıyoruz. Bu, belâgattır, yani muhâtabın hâline uygun söz söyleme sanatıdır. Bilim diye adlandırılan kâinatla ilgili fenlerin inkâra değil, imana delil olduğunu gösteriyoruz ki, hakikat de budur. Zira her fen, kendine has bir dille Allah’tan bahsediyor, yaratıcıyı tanıttırıyor. 

Kur’an, bize, "f’anzur!" yani "nazar et, bak!" emrini veriyor, biz de, âyetin hatırlattığı ilâhî sanat eserlerine bakıyoruz. Kur’an bize, "hiç düşünmez misiniz?" diye soruyor, düşünmemizi istiyor. Biz de tefekkür ediyor, aklımızı kullanıyoruz. Efendimiz, "Bir saat tefekkür bir sene nafile ibadetten üstündür" buyuruyor. Bu küllî ibâdeti yapabilmek de gerekir. Bu tavrın, dini reddeden ve "bilim"i putlaştıran pozitivizmle alâkası yoktur.

Bu konuda unutulmaması gereken esas şudur: Vahiy esas, akıl vâsıtadır. İslâmiyet efendi, fenler köledir. Hüdâ hâkim, dehâ mahkûmdur. Müsbet ilimleri esas kabul edip, İslâm’ı onlara râm etmekten Allaha sığınırız. Felsefe, yaratıcıyı unutur, kâinattan kâinat nâmına bahseder. Müslüman ise, her konuda rehberi olan Kuran gibi, kâinattan Allah adına bahseder, varlık aynalarında tecelli eden İlâhî isimleri gösterir.

Biz, fen ilimleri, şu kâinat kitabını incelemekle dine hizmet eder, bir müslüman fen bilimlerine bu gözle bakar. Bir harf kâtipsiz olamayacağı gibi, şu kâinat kitabı da ustasız ve müellifsiz olamaz. Kur’ân-ı Kerim de Rabbimizin kitabıdır, kâinat da. Her biri, diğerini tefsir eder ve açıklar. Her fen, kendine mahsus bir dil ile bize Rabbimizi tanıtır. Müslüman, müsbet ilmi reddetmez, ebedî bir gâye vermekle onu mârifet hâline getirir. İmana râm olan ilim, nûr olur. [1]  


 

[1] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.