Fezanın Kısmî Fethi - Arz Ve Sema - 11. Sayfa
Fezanın Kısmî Fethi
Dünyanın çevresinde ilk insanın uçmaya başladığı 1961 yılından önce yaşayan müfessirler, tefsirlerinde insanoğlunun bu harikulâde olayını nakledememişler ve Kur'an'ın bu konuya dair beyanlarının tefsirini de açık bir şekilde yapamamışlardır. Ancak bu olaydan sonradır ki, pek çok İslam âlimi, bu konuyu ele almış ve önemli bazı açıklamalarda bulunmuştur. Zira diğer bazı keşif ve olaylar gibi, bu olay da, eskiden beri mahiyeti anlaşılamayan ve sadece Arapça kelime karşılıkları verilen bazı ayetlerin mahiyetini daha iyi açıklayıcı bir unsur ve etken olmuştur. Şayet geçmiş asırlardaki insanlar, gelecekte insanların fezaya çıkacaklarını söyleselerdi, şüphesiz o asırdaki insanlar, bunun bir hayal olduğunu zannederlerdi. Ne var ki, Kur'an, bunu bize bin dört yüz sene önce haber vermiş ve insanoğlunun fezaya çıkabileceğini ve aya ulaşabileceğini de bize açıklamıştır. Kur'an'da bu konuya işaret eden ayetlerin belli başlıları şunlardır:
"Ey cin ve ins cemaatı! Eğer göklerin ve yerin etrafından çıkmağa gücünüz yetiyorsa çıkın. (Fakat Allah'ın vereceği) bir sültân (kuvvet) olmadıkça çıkamazsınız." (55/Rahman, 33)
"Eğer gücün yetse onlara bir mucize getirmek için bir menfez bularak yerin altına girer veya bir merdiven bulup göğe çıkardın." (6/ En'âm, 35)
"Allah, hidayetini dilediği kimsenin göğsünü, İslam için açar. Dalâlete düşürmek istediğinin kalbini de öyle dar ve kasvetli eder ki, iman ona göğe çıkmak kadar zor gelir." (6/En'âm, 125)
"De ki: Göklerde ve yerde olan şeylere bakın." (10/Yûnus, 101)
"Biz onlara, dış âlemde ve kendi nefislerindeki ayetlerimizi yakında göstereceğiz." (41/Fussılet, 53)
"Eğer onlara gökten bir kapı açsak ve oradan yukarı çıksalar 'gözlerimiz iyi görmüyor, belki de biz büyülenmişler topluluğuyuz' diyeceklerdir." (15/Hicr, 14-15)
Bu ayetleri, özellikle 55/Rahman suresinin 33. âyeti, insanların fezaya çıkabileceklerine, aya ve diğer yıldızlara ulaşabileceklerine işaret etmekte; bu ayette geçen "sültân" kelimesi de bu gerçeği ifade etmektedir. Pek çok tefsirde, "sültân" kelimesine; güç, kuvvet, zorla istediğini yapma ve yenme anlamları verilmiş, ancak bu güç ve kuvvetin mahiyeti hakkında da tabiatıyla herhangi bir bilgi verilememiş ve açıklama da yapılamamıştır. Bununla beraber, bu ayetteki ifadeden bazı müfessirler, insanların fezaya çıkamayacakları anlamını çıkartmışlar; bazı müfessirler de, bir güç ve kuvvet yardımı ile fezaya çıkılabileceğini prensip olarak kabul etmekle birlikte, bunun insanlar için mümkün olamayacağını söylemişlerdir. Zira bunlara göre, bu fezaya çıkma işi, nasıl mümkün olacaktır?
Bu kendileri için çözülmesi gereken bir problem ve bir istifhamdır. Bu problem çözülmedikçe, bu ayetten anlaşılabilecek mana, ancak olumsuz olabilecektir. Nitekim, bu problem, insanoğlunun fezaya çıkışı ve aya ulaşması ile çözümlenince bu ayet, bazı İslam âlimlerince olumlu anlamda yorumlanmış ve neticede bu ayetin, insanların fezaya çıkabileceklerine ve aya ulaşabileceklerine işaret ettiği söylenmiştir.
Aslında Kur'an'da insanların fezaya çıkamayacakları ve aya ulaşamayacaklarının imkânsızlığı değil; bilâkis insanların bu durum ve şekliyle çıkamayacakları, bunun tam aksine birtakım güç ve kuvvetler yardımıyla ("sültân"la) fezaya çıkabilecekleri mümkün olduğu ifade edilmiştir. Nitekim zikredilen diğer ayetlerde de fezaya çıkma ile ilgili bilgiler kullanılmaktadır. Gerçekte Kur'an, insanoğlunun bu konuda da çalışmasını emretmiş, çalışma ve ilim vasıtasıyla birçok şeyin yapılabileceğini ve bunun da imkân dahilinde olduğunu belirtmiştir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi