Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 9. Sayfa - Ayet

7- Kur’an’ın Tümü Veya Belli Bölümleri Anlamında:

 

Kur’an’ın tümü âyet olduğu gibi, her sûrenin belli bölümleri de âyettir. Gerek Kur’an’ın tümü, gerekse her bir âyeti, insanların hepsi bir araya gelseler bile bir benzerini yazamayacakları bir mûcize (âyet)dir. Kur’an’ın, "âyet"i mûcize anlamında da kullandığını tekrar hatırlayalım. Öyleyse Kur’an, Peygamberimiz'in en büyük mûcizesi olmakla birlikte Allah’ın kudretine alâmet olan bir âyetidir. Hz. Muhammed (s.a.s.)’in hak peygamber olduğuna delildir.  Her bir âyet bir ifadeyi diğerinden ayırdığı, her bir Kur’an bölümü onun tümünü ve vahyin mûcize oluşunu hatırlattığı için âyet denmiştir.

Kur’an, Hz. Muhammed’e indirilen Kitab’ın insanüstü olduğunu bildirdikten sonra, bundan şüphe edenleri, “haydi bakalım, bunun gibi bir kitap, ya da bunun sûrelerine benzer sûreler yazıp getirin” diye meydan okumaktadır.[1] Öyleyse O’nun kendisi, sûreleri, âyetleri hem birer mucize’dir, hem de onları gönderen Rabbimizin Rabliğinin, büyüklüğünün, kudretinin alâmetleri (âyetleri)dir.       

Bütün bunlara rağmen Kuran’a inanmayan inkârcılar yine olacaktır.[2]    

Kur’an-ı Kerim’den olduğu sabit olan; herhangi bir ayeti inkâr eden kimsenin küfrü üzerinde ittifak edilmiştir.[3] Bu sebeple insanların hevalarından kaynaklanan bir ideolojiye itikad eden kimsenin müslümanlığından sözedilemez. Çünkü bütün ideolojilerde Kur’an-ı Kerim’in bir çok ayetini inkâr sözkonusudur. Bunun aksine tek bir delil göstermek mümkün değildir. Dolayısıyla kelime-i şehadet getiren bir mü’min; bütün ideolojileri inkâr etmek zorundadır. Aksi takdirde sentez bir itikad ve irtidat sözkonusu olur. Unutmayalım ki, İslam; bir ideoloji değil, kıyamete kadar baki olan bir dindir.[4]


 

[1] Bakara: 2/23-24; Ankebût: 29/50-51; İsra: 17/88; Hûd: 11/13.

[2] Bakara: 2/145; Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 53.

[3] Aliyyu’l-Kari, Şerhu’ş-Şifa, İst. 1309, c. II, sh. 525 vd. Ayrıca bkz. Feteva-i Hindiyye, c. II, sh. 266 vd.

[4] Yusuf Kerimoğlu, Kelimeler ve Kavramlar, İnkılap Yayınları: 53-54.