Muhtelif - 24. Sayfa - Azim Ve Tevekkul
1. Kur’an’a Yönelmek:
Kur’an-ı Kerim, ilk sebat vasıtasıdır. Allah’ın sağlam ipidir. Aydınlatıcı nurdur. O’na sımsıkı sarılanı Allah korur. O’na tâbi olanı Allah kurtuluşa erdirir. O’na davet eden doğru yola yönlendirilir.
Allah, Kur’an’ın belirli bir aşamayla ayrıntılı olarak indirilmesindeki amacın kalpleri iyice sağlamlaştırmak olarak açıklar: Allah Teâlâ, kâfirlerin şüphelerini reddederek şöyle buyurur: “İnkar edenler, ‘Kur’an ona bir defada topluca indirilmeli değil miydi?’ dediler. Biz onunla senin kalbini sağlamlaştırmak için böyle yaptık ve onu tane tane okuduk. Onların sana getirdikleri hiçbir temsil yoktur ki, sana doğrusunu ve daha açığını getirmeyelim.” (25/Furkan, 32-33)
Kur’an Niçin Dinde Sebatın Kaynağıdır? Çünkü, imanı yeşertir. Allah ile bağını kurarak nefsi arındırır. Kur’an ayetleri, mü’minin kalbine serinlik ve esenlik indirir. Böylece, fitne rüzgârları onu sürükleyemez. Kalbi, Allah’ın zikri ile huzur bulur. Müslümanı, doğru değerler ve düşüncelerle donatır. Bununla, çevresinde olanları düzenleyebilir. Yine; kendisine olayları değerlendirme imkânı sağlayan ölçüler kazandırır. Olayların ve insanların değişmesine göre sözleri değişip birbiriyle çelişmez ve kararında tereddüt olmaz.
Kâfirler ve münâfıklardan oluşan İslâm düşmanlarının ortaya attığı şüphelere cevap verir. İslâm’ın ilk yıllarında yaşananlar, canlı örneklerdir:
Müşriklerin “Muhammed terk edildi” (S. Müslim, Nevevî Şerhi, c. 12, s. 156) demelerine karşı, Allah azze ve celle’nin “Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı” (93/Duhâ, 3) kavlinin Rasûlullah (s.a.s.)’in nefsine etkisi nedir? Kureyş kâfirleri, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e öğretenin bir beşer olduğunu ve O’nun, Kur’an’ı Mekke’deki bir Rum marangozdan aldığını iddia edince Allah azze ve celle’nin “Kendisine nisbet ettikleri şahsın dili yabancıdır. Halbuki bu (Kur’an) apaçık bir Arapça’dır.”(16/Nahl, 103) buyurmasının etkisi nedir? Münâfığın “bana izin ver, beni fitneye düşürme!” demesi üzerine Allah azze ve celle’nin “Bilesiniz ki onlar zaten fitneye düşmüşlerdir!” (9/Tevbe, 49) buyurmasının mü’minlerin kalplerindeki etkisi nedir?
Destek üzerine destek ve iman etmiş kalpleri kuvvetlendirme, şüpheleri reddetme ve bâtıl ehlini susturma değil mi? Kesinlikle evet!
Hayret edilecek bir durum da Allah’ın mü’minlere, Hudeybiye’den dönüşlerinde çok ganimetler alacaklarını vaadetmesidir (Hayber ganimetleri). Bunu, kendileri için kısa bir süre sonra gerçekleştireceğini, oraya yalnız çıkacaklarını ve münâfıkların onlara katılmak isteyeceğini, müslümanların onlara kendilerine tâbi olmamalarını söyleyeceğini; münâfıkların, Allah’ın kelâmını değiştirmek isteyerek ısrar edeceklerini ve mü’minlere “Siz bizi çekemiyorsunuz” diyeceklerini bildirir. Allah azze ve celle onlara şöyle cevap verir: “Neredeyse hiç laf anlamıyorlar!” (4/Nisâ, 78). Sonra bunların hepsi mü’minlerin gözleri önünde aşama aşama, adım adım ve kelime kelime gerçekleşir.
İşte bu noktada; hayatlarını Kur’an’a bağlayanlar; Kur’an’ı okumaya, ezberlemeye, anlamaya ve düşünmeye yönelenler, O’nunla hareket edip O’na boyun eğenler ile insanların sözünü tüm uğraşları ve meşguliyetleri haline getirenler arasındaki farkı anlayabiliriz.
İslami Okul Okulların En Önemlisi