Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 26. Sayfa - Azim Ve Tevekkul

3. Peygamber Kıssalarını Düşünüp Örnek Almak İçin İncelemek:

 

Allah Teâlâ’nın şu âyeti buna delâlet etmektedir: “Peygamberlerin haberlerinden senin kalbini teskin edeceğimiz her haberi sana anlatıyoruz. Bunda sana gerçeğin bilgisi, mü’minlere de bir öğüt ve bir uyarı gelmiştir.” (11/Hûd, 120). Bu âyetler, Rasûlullah (s.a.s.) zamanında oyun ve eğlence olsun diye inmedi. Bilakis yüce bir gâye için indi. Bu gâye, Rasûlullah’ın ve O’nunla birlikte mü’minlerin kalplerini sağlamlaştırma gâyesidir.

Allah azze ve celle’nin “Eğer iş yapacaksanız, yakın onu da tanrılarınıza yardım edin!’ dediler. ‘Ey ateş! İbrahim için serinlik ve esenlik ol!’ dedik. Böylece ona bir tuzak kurmak istediler; fakat Biz onları, daha çok hüsrâna uğrayanlar durumuna soktuk.” (21/Enbiyâ, 68-70) kavlini düşünsen... İbn Abbas şöyle der: “İbrâhim aleyhisselam ateşe atıldığında en son sözü ‘Hasbiyallahu ve ni’mel-Vekîl / Allah bana yeter ve O ne güzel bir vekildir’ idi.” (Bkz. Fethu’l-Bârî, 8/229). Bu kıssayı düşünürken, baskı ve işkence karşısında direnme duygusunun iman edip imanın gereklerini hayatımıza geçirmenin kalbimize yerleştiğini hissediyoruz.

Mûsâ (a.s.) kıssasıyla ilgili Kur’an’da şöyle buyrulur: “İki topluluk birbirini görünce, Mûsâ’nın adamları: ‘İşte yakalandık!’ dediler. Mûsâ: ‘Asla!’ dedi. ‘Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir.” (26/Şuarâ, 61-62). Bu kıssayı düşünürken, zâlimlerle karşılaşınca kararlılığın özelliğini, sebat etme ve şiddet anında, ümitsizliğe kapılanların bağrışmaları arasında kararlılık gösterme şuurunu hissediyoruz.

Firavun’un sihirbazlarının hikâyesini gözönüne getirsek... Hani şu, hak kendilerine açıkça belli olunca, ölüm pahasına ondan dönmeyerek kararlılık gösteren bir avuç insanın ilginç hikâyesi... Zâlimin “Ben size izin vermeden önce ona inandınız öyle mi! Hakikat şu ki o, size büyü öğreten büyüğünüzdür. Şimdi elleriniz ile ayaklarınızı tereddüt etmeden çaprazlama keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım! Böylece hangimizin azabının daha şiddetli ve sürekli olduğunu iyice anlayacaksınız” (20/Tâhâ, 71) tehditleri karşısında, sebat etmenin bir yüce örneğinin kalbe yerleştiğini görüyoruz.

İman eden azınlığın hiç tereddüt etmeden “Seni, bize gelen apaçık mûcizelere ve bizi yaratana tercih edemeyiz. Öyle ise yapacağını yap! Sen ancak bu dünya hayatında hükmünü geçirebilirsin” (20/Tâhâ, 72) diyerek gösterdiği kararlılık...

Yine; Yâsîn Sûresi’nde geçen mü’minin ve Firavun ailesindeki mü’minin, yine Firavun’un karısı olduğu halde ona kafa tutup imandaki sebatı için işkenceyle ölümü göze alan Âsiye anamızın kıssalarından, Ashâbu’l-Uhdûd’un hikâyesi ve benzerlerinden alınacak en büyük ders, neredeyse tamamıyla sebat üzerinedir.