Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 5. Sayfa - Endad

b- Endâda Tâbi Olup Allah'a İtaat Eder Gibi İtaat Etmek

 

Kur’an, herhangi bir kimseye, Allah’a teslim olur gibi emrine girmeye, ona kul köle olmaya, onun arzularına, emir ve yasaklarına kayıtsız şartsız itaat etmeye endâd edinme olarak, Allah'a şirk koşma olarak değerlendirmiş; herhangi bir şeye veya kimseye karşı beslenen aşırı sevgiyi ve kayıtsız şartsız itaati de, onu putlaştırmak olarak nitelemiştir. Allah'a inanmak, kişinin O’nun isteğini kendi dileğine veya başkalarının isteklerine tercih etmesini ve diğer arzuları O’nun yolunda feda edecek kadar O’nu sevmesini ve O'na mutlak itaat edilmesi gereken otorite olarak kabulünü gerektirir. Allah’ı sevmenin kanıtı, O'nu yegâne mutlak otorite olarak kabul edip O'nun belirli nitelik ve güçlerini başkalarına atfetmemek ve O’nun hakkını sahte ilah ve rablere vermemektir. Allah’ın sıfat ve güçlerini başkalarına atfedenler, O’nu sevdiklerini, O'na teslim olduklarını, sadece O'na itaat ettiklerini iddia edemezler; bilakis bu şekilde O’na ortak koşmuş, Allah'a endâd/denk tutmuş olurlar.

Tarihteki putları ve puta tapanları incelediğimiz zaman, şirk temeline dayalı putçuluğun, günümüzde geçerli olan şirkten ve putçuluktan pek de farklı olmadığını görürüz. Mekke’li müşrikler de bir Allah inancına sahipti (Bkz. 29/Ankebut, 61, 63; 39/Zümer, 3). Fakat, Allah’ın hükmü yerine Mekke site devletinin parlamentosu Daru’n-Nedve’nin kanun yapmasını ve Ebû Cehil gibi tâğutların kendilerini yönetmelerini istiyorlardı. Yer yer dindar kesilmelerine rağmen, tevhid’in karşısında durarak şirke sarılıyorlardı.

Günümüzdede kelime-i şehadet getirip namaz kılan, oruç tutan, hacca giden kimselerin tağutun hükmüne rıza gösterdikleri, tağuta itaat ettikleri, sadece Allah'a mahsus olan sıfatları başkalarına verdikleri bilinen bir gerçektir. Yine bu kimselerin Allah’ı bırakıp birtakım armaları, şiarları/sloganları, işaretleri, bayrakları, heykelleri, gelenek ve görenekleri, bazı kavram ve ideolojileri, sanatı, sanatçıları, futbolu, sporcuları, gruplarını, parti veya kurumlarını, devlet adamlarını, liderlerini... yücelttikleri ve bu sayılan değerler uğruna mallarını, mülklerini, namuslarını, ahlaklarını pâyimal ettikleri, böylece de bu değerlere kulluk ettikleri ortadadır. Sözü edilen bu şahısların, tağutun ortaya koyduğu nefsanî, şeytanî ve indî değer yargılarıyla Allah’ın kanunları ve şeriatı çatışacak olsa, hep Allah’ın şeriatını onların istekleri doğrultusunda yontarak şekil verdikleri, kısacası putların veya putların arkasına sığınmış olanların emir ve yasaklarını harfiyyen yerine getirdikleri ve Allah’ın şeriatına tamı tamına zıt olan sistemleri kabul ederek onların hükümlerini tatbik ettikleri de inkâr edilemez.

İşte bunlar, Allah'ın dışında endâd edinenlerdir. Bundan daha açık putçuluk düşünülemez. Putların emir ve direktifleri doğrultusunda hareket ederek onların yolundan santim bile ayrılmayanlar, Allah’ın kitabına ve Rasülü’nün sünnetine kulaklarını tıkayarak putların ve onların işbirlikçilerinin çağrısına kulak verenler, Allah'a endâd uyduranların ta kendileridir. (13) 

Hz. Adem'den günümüze kadar cahiliyye hayatını yaşayan bütün toplumlarda, büyük çoğunluğu teşkil eden Allah'a endâd  uyduran  insanlar,  Allah'ın  varlığına  inanmış  kimselerdir. Fakat yaratıcımızı O'nun bildirdiği ölçüler içerisinde, hükümleri, kanunları, itaat edilmesi gereken emirleri ile tasdik etmemişler, bu konularda nidler edinmişlerdir. Evet, "Onlara gökleri ve yeri yaratan kimdir, diye sorsan, elbette ki, Allah'tır diyecekler" (31/Lokman, 25) anlamındaki ayette açıklandığı üzere, Allah'a yaratıcı olarak inanmışlar, ancak varlığına inandıkları Allah'ın Peygamberleri aracılığıyla bildirdiği ve yaşanmasını istediği emir ve yasaklarını kabul etmemişlerdir. Kişisel, ailevî ve sosyal hayatlarını bu mukaddes emirler ve yasaklara göre düzenlememişlerdir. "(İnsanlar için uyulacak) emirler ve yasaklar koyma hakkı yalnız Allah'a aittir." (7/A'râf, 54) yasasını tanımayarak çiğnemişlerdir.

Cenab-ı Hak, bu kişileri yermekte ve uyarmaktadır: "Onlar, hâlâ cahiliyye hayatının hükmünü (bâtıl inançları, ilkeleri ve yaşayış tarzlarını) mı arıyorlar? Kanaate sahip olabilecek bir topluluk katında hükmü (kanunları), Allah'tan daha güzel olan kimdir?" (5/Mâide, 50) Allah'ın indirdiği emirler ve yasaklar dizisine uymayan insanlar, ya kendi arzu ve heveslerine veya zalim rejimlere ve uygulayıcılarına uyarak Allah'a endâd uydurmuşlardır.

"Onlara: Allah’ın indirdiğine uyun denilince, Hayır, atalarımızı yapar bulduğumuz şeye uyarız derler. Ya ataları bir şey akledemeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler?”   (2/Bakara, 170)  Allah’tan başkasına mutlak olarak emretme, yasaklama, helal ve haram kılma, kanun koyma ve hakimiyet hakkını verme gibi haller, onu endâd kabul etmektir. Allah’ın koyduğu hükümleri, ölçüleri bir tarafa bırakarak hakimiyeti herhangi bir şeye vermek bir mü’minin yapamayacağı şeydir. Bu konuda Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “Huküm/ egemenlik yalnız Allah’a mahsustur. O sadece kendisine ibadeti/kul olmayı emretti. Dosdoğru din ancak budur.” (12/Yusuf, 40) “Onlar Allah’ı bırakıp bilginlerini, rahiplerini, Meryem’in oğlu Mesih’i Rabler edindiler. Halbuki onlar da bir olan Allah’tan başkasına ibadet etmekle emr olunmamışlardı. O, bunların eş tutageldikleri her şeyden münezzehtir.”  (9/Tevbe, 31)   

“De ki şüphesiz benim namazım,  ibadetlerim, hayatım ve ölümüm yalnız âlemlerin  Rabbi olan Allah içindir.”  (6/En’âm, 162 “Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir” (5/Mâide, 44 )