Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 19. Sayfa - Esmaullahilhusna

Yüce Allah’ın İsimlerinin, İfade Ettiği Manayı

ve Bağlantı Kurduğu Şeyleri Gerektirmesi:

Allah; el-Hâkim, el-Kerîm, el-Cevvâd, el-Muhsin, el-Vedûd, es-Sabûr ve eş-Şekûr’dur. Kendisine itaat edilince karşılığını verendir. Kendisine isyan edilince bağışlayandır. İşittiği ezaya karşı hiç kimse O’ndan daha sabırlı değildir. Övgüyü O’ndan daha çok seven hiç kimse yoktur. Affetmeyi O’ndan daha çok seven hiç kimse yoktur. İhsânı O’ndan daha çok seven hiç kimse yoktur.

O Muhsîn’dir ihsanda bulunmayı sever. Şekûr’dur şükredenleri sever. Cemîl’dir güzeli sever. Tayyib’dir tüm temizleri sever. Alîm’dir kullarından alim olanları sever. Kerîm’dir kerem sahibi cömert kimseleri sever. Kaviyy’dir kuvvetli mü’min O’na zayıf mü’minden daha sevimlidir. Berr’dir ebrârı sever. Adil’dir adalet ehlini sever. Hayiyy ve Sittîr’dir haya ehlini ve iffetli bir şekilde örtüneni sever. Gafûr ve Afuvv’dur kullarını affedeni sever ve onları bağışlar. Sâdık’tır doğru kimseleri sever. Refîk’dir yumuşak huylu olanı sever. Rahîm’dir merhamet sahiplerini sever. Tektir teki sever. İsimlerini ve sıfatlarını sever ve kendisine onlarla kulluk edenleri, onlarla isteyen ve onlarla dua eden kimseleri sever. Onları bilen, idrak eden onlarla Yüce Allah’ı sena eden, onlarla hamd eden ve onlarla Yüce Allah’ı öven kimseyi sever.

Nitekim Rasûlullah (s.a.v) sahih bir hadiste şöyle buyurmuştur: “Yüce Allah kadar övülmek ve sena olunmak kendisine sevimli olan hiçbir kimse yoktur. İşte bundan dolayıdır ki yüce Allah kendisini (Kur’ânda birçok güzel sıfatlarla) övmüştür. Yüce Allah kadar hamiyetli (kullarını kayıran) hiçbir kimsede yoktur. Bu hamiyetlilikten ötürüdür ki fuhşiyyâtın (çirkin fiillerin) açığını da gizlisini de haram kılmıştır. Yüce Allah kadar özrü (=tevbeyi) kabul etmek kendisine sevimli olan hiçbir kimse yoktur. İşte bundan dolayı Yüce Allah müjdeleyici ve uyarıcı resuller göndermiştir”[1]

Ve başka bir sahih hadiste de şöyle buyurmuştur: “İşitmekte olduğu ezaya karşı yüce Allah’tan daha sabırlı hiçbir fert yoktur. Çünkü insanlar, Allah onları rızıklandırdığı ve afiyete çıkarttığı halde O’na oğul isnat ediyorlar”[2]

Yüce Allah isimlerini ve sıfatlarını sevdiği için onların gereğini emretmiştir. Onlara adaleti, ihsânı, iyiliği, hataları örtmeyi, affetmeyi, cömertliği, sabrı, bağışlamayı, merhamet etmeyi, doğruluğu, ilmi, şükrü, yumuşak huylu olmayı, idrak etmeyi ve hakikati tesbit etmeyi emretmiştir. Yüce Allah isimlerini ve sıfatlarını sevince de O’na kullarının en sevimlisi zatının sevdiği sıfatlarla (yüce Allah’ı) vasıflandıran kimse oldu. Kullarından en çok buğz ettiği kimseler ise kerih gördüğü sıfatlarla vasıflandıranlar oldu.

Esmâu’l-Hüsnâ’yı tanımak, yaratmada ve buyrukta onların sonuçlarını araştırmak kime nasip olursa yaratmayı ve buyruğu Esmâu’l-Hüsnâ sebebiyle düzenli bir halde intizamın en mükemmeli olarak görür. Yaratma ve emretmede sonuçlarının nasıl cereyan ettiğini görür. İlmi miktarınca, O’nun yaptığı icraatın kemaline ve cemaline layık olduğunu bilir. O’na layık olmayan şeyi de tanır. Böylece O’nun isimlerini yaptığı ve yapmadığı şeylere delil olarak getirir. Çünkü O hamdinin ve hikmetinin gereğine zıt olan bir şeyi yapmaz.

Aynı şekilde, O’na layık olan emrini ve şeraitini O’na layık olmayandan ayırır. Hamdinin ve hikmetinin gereğinin aksine bir şeyi emretmediğini bilir. Böyle olunca da ahkâmın bazısında sapıklık, zulüm, cahillik, abeslik ve bozukluk gördüğünde veya hamdi ve senayı gerektirmediğini gördüğünde O’nun ahkamından ve dininden olmadığını, O’nun ve Resûlünün bundan berî olduğunu bilir. Çünkü yüce Allah sadece adaleti emretmiştir zulmü değil, faydalı olanı emretmiştir zararı değil, hikmeti emretmiştir abes olmayı veya cehaleti değil. Yüce Allah, Resûlünü ancak Hanîf (=şerden hayra meyleden), cömertlik ve yumuşaklık ile gönderdi, katılık ve sertlik ile değil. O Resûlünü rahmet ile gönderdi, taş yüreklilik ve kabalıkla değil. Çünkü O, merhamet sahiplerinin en merhametlisidir.

O’nun Resûlü (s.a.v), rahmet ve alemlere yol göstericidir. O’nun dininin tamamı rahmettir. Ve O (s.a.v) rahmet nebisidir. O’nun (s.a.v) ümmeti, merhamet olunan ümmettir.

Bunun hepsi Esmâu’l-Hüsnâ’sının, yüce sıfatlarının ve övülen fiillerinin gereğidir. O’ndan ancak övgü ile bahsedilir. İsimlerin en güzeli ile isimlendiği gibi senaların en güzeli ile O’na hamd edilir.[3]                            


 

[1]      Buhârî, Tevhîd 3, Edeb 71;  Müslim, Tevbe (2760).

[2]      Buhârî, Edeb 71; Müslim, Sıfatu’l-Kıyamet (2804). Burada ezâ ile kastedilen; Yüce Allah’a mahlukatın zulümlerinin ulaşması  imkansız olduğundan dolayı Yüce Allah’ın Resullerine ve salih kullarına yapılan ezâdır. Çünkü bu eksik bir sıfattır. Yüce Allah ise noksan sıfatlardan münezzehtir. B.k.z: İbn Hacer el-Askalânî, Fethu’l-Bârî, 13/360-361.                 

[3]      Tarîku’l-Hicreteyn, s. 168-169.