Muhtelif - 22. Sayfa - Esmaullahilhusna
5. ESMÂU’L-HÜSNÂ’YI KORUMADA EDEB
Yüce Allah’ın, her kemâl sıfatın en mükemmeli ve en yücesi ile vasıflandığının bilinmesi gerekir. O dilemenin en mükemmeli olan İrâde sıfatıyla vasıflanmıştır.
O hikmettir. Ve Yüce Allah’ın Kur’an’da buyurduğu gibi İrâde sıfatı ile dilediği
her şeyin meydana gelmesidir. O şöyle buyurmuştur: “Dilediği
şeyleri mutlaka yapandır”
(Burûc,
Kelâm sıfatı da aynı şekildedir. O kendi Zatını, Sıdk, Adl ve Hakk gibi kelam çeşitlerinin en yücesi olan Kelâm sıfatı ile vasıflandırır.
Fiil de aynı şekildedir. O Zatını fiillerin en mükemmeli ile vasıflandırır. O Fiil, Adl, hikmet, maslahat ve nimettir.
Yine muhabbet de böyledir. O, Zatını, muhabbetin en yücesi ve en şereflisi ile
vasıflandırdı. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Allah onları sever, onlarda Allah’ı severler”
(Mâide,
Bunların dışında olan, dostluk, meyil, sevgi, aşk, gönül bağı ve bunların bezerleri ile Zatını vasıflandırmadı. Çünkü el-Muhabbet ile isimlenmesi bu isimlerle isimlenmesinden daha şerefli ve daha mükemmeldir. Dolayısıyla Yüce Allah hakkında, bunların dışındaki almış olduğu isimler (Kur’ân ve Sünnet’te) gelmiştir.
Bu isimler gereklerinden ve manalarından ayrılmazlar. Yüce Allah ise bunlarla vasıflanmaktan münezzehtir. Aynı şekilde kendi Zatını vasıflandırmış olduğu yüce sıfatların tamamı, Zatını vasıflandırmadıklarından manen ve lafzen daha mükemmeldir. el-Alîm ve el-Habîr isimleri el-Fakîh ve el-Ârif’den daha mükemmeldir. el-Kerîm ve el-Cevvâd isimleri es-Sahiy’den (=cömert adam) daha mükemmeldir. el-Hâlik,el-Bârî ve el-Musavvir isimleri es-Sâni’ (=yapan) ve el-Fâil’den daha mükemmeldir. İşte bundan dolayı bunlar Yüce Allah’ın Esmâu’l-Hüsnâ’sının içinde gelmemiştir. er-Rahîm ve er-Raûf isimleri de eş-Şefîk (=şefkatli) isminden daha mükemmeldir.
Yüce Allah’ın Zatına vermiş olduğu isimleri ve sıfatları korumak, onların
üzerinde durmak ve yüce Allah’ın kendi Zatını, isimlerinin ve sıfatlarının
manasına uygun olmadığı için isimlendirmediği şeylerle isimlendirmemeye dikkat
etmek gerekir. Özellikle mücmel (=manası kapalı, zor anlaşılan) veya övgü ve
övgü dışında birkaç manaya geldiği zaman lafız ile değil de manaya uygun olan
ile isimlenir. Çünkü yüce Allah bunlarla ancak mukayyed olarak isimlenir. Bu ise
el-Fâil ve es-Sâni’ gibidir. Bunlar ise Esmâu’l-Hüsnâ’nın arasında yer almaz.
Ancak âyeti kerimede Yüce Allah’ın kendi Zatını isimlendirdiği gibi mukayyed
olarak isimlenir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Dilediği şeyleri mutlaka yapandır”
(Burûc,
Bu manadan dolayı –Allah daha iyi bilir- el-Mürîd (=dileyen) kelimesi, es-Semî’ ve el-Basîr isimlerinin Esmâu’l-Hüsnâ’nın içinde geldiği gibi gelmemiştir. Aynı şekilde el-Mütekellim (=konuşan, kelam eden), el-Âmir (=emreden) ve en-Nâhî (=nehyeden, yasaklayan) kelimeleri de bir kaç manaya geldiğinden dolayı Esmâu’l-Hüsnâ’nın içinde gelmemiştir. Çünkü Yüce Allah Zatını sıfatların en mükemmelleri ile ve onların en şereflileri ile vasıflandırmıştır.
Buradan da bazı muteahhirrin alimlerinin (sonradan gelen alimler) yanıldıkları
ve işledikleri çirkin günah anlaşılmaktadır. Çünkü onlar Yüce Allah için her
fiilden bir isim türetmişlerdir. Halbuki o fiilleri ile ilgili isimleri Zatı
hakkında mutlak isim olarak bildirmiş ve Esmâu’l-Hüsnâ’nın içinde de
zikretmiştir. Masala onlar Yüce Allah için el-Mâkir (=tuzak kuran), el-Hâdiu
(=oyun kuran, hile yapan), el-Fâtin (=imtihan eden), el-Mudil (=saptıran), el-Kâtib
(=yazan) gibi isimleri şu âyeti kerimelerden türetmişlerdir:
{وَيَمْكُرُ
اللّهُ}
“Allah da (onlara) tuzak kuruyor”
(Enfâl
Bu birçok yönden hatadır;
Birincisi: Yüce Allah bu isimlerle kendi Zatını isimlendirmemiştir. Böyle olunca da bu isimlerle O’nu isimlendirmek caiz olmaz.
İkincisi: Yüce Allah mukayyed özel fiiller ile kendi Zatından haber vermiştir. Halbuki mutlak isimlendirme esnasında bu fiilleri O’na isim olarak nisbet etmek caiz olmaz.
Üçüncüsü: Bu isimlerle isimlenmek hem övgü manası hem de yerme manası taşır. Bir yerde güzel manaya diğer bir yerde de kötü manaya gelir. Böyle olunca da Yüce Allah’ın bir yerde isimlendirilmesi ve o ismin başka bir yerde kötü bir manaya gelmesi uygun olmaz. Açıklama olmaksızın Yüce Allah’ın böyle bir isim ile isimlenmesi imkansızdır.
Dördüncüsü:
Bunlar Yüce Allah’ın kendi Zatını isimlendirdiği Esmâu’l-Hüsnâ’dan değildir.
Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“En güzel isimler Allah’ındır”
(A’râf,
Beşincisi: Bir kimse bu isimlerle isimlense ve ona denilse ki bu isimler seni övmek ve seni methetmek içindir. Bu isimlerle isimlenmekten razı olur ve bunları kendisi için övgü sayarsa sen Mâkir, Fâtin, Muhadiu, Mudil, Lâin, Fâil, Sâni’ ve bunlar gibi sıfatlar sahibisin denilir. Bu isimlerin daha yüceleri Allah’a mahsustur.[1]
* * *
İslami Okul Okulların En Önemlisi