Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 23. Sayfa - Esmaullahilhusna

ESMÂU’L-HÜSNÂ’YI KÖTÜLÜKTEN TENZİH ETMEK      

Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “(Resûlüm!) De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın. Her türlü iyilik senin elindedir. Gerçekten sen her şeye kadirsin” (Âl-i İmrân, 3/26.)

Yüce Allah âyeti kerimeye bütün mülkün yegane sahibi olduğunu, mülkünü dilediğine verdiğini ve dilediğinden de çekip aldığını açıklayarak başladı.

Birincisi, mülkün yegane sahibi olmasıdır. İkincisi ise, mülkte yegane tasarruf sahibi olmasıdır. Bu ise Yüce Allah’ın dilediği şerefi dilediğine vermesi, dilediğinden de bu şerefi çekip alarak onu zelil kılmasıdır. Muhakkak ki hayrın tamamı O’nun iki elindedir. Hiç kimsenin beraberinde o hayırdan bir şey yoktur. Yüce Allah bu âyeti kerimeyi şu sözüyle bitirdi: “Gerçekten sen her şeye kadirsin” (Âl-i İmrân, 3/26.)

Âyeti kerime tek olan yüce Allah’ın mülkünü, mülkün tasarrufunu ve kudretinin umumunu almış ve bu tasarrufların hepsinin O’nun elinde olduğunu ve bu tasarrufun tamamının hayır olduğunu içermiştir. Elinden mülkü çekilip alınarak zelil olan kimseye göre her ne kadar şer olsa da dilediğinden mülkü çekip alması ve dilediği kimseyi zelil kılması hayırdır. Çünkü bu tasarruf  adalet, fazilet,  hikmet ve maslahatın arasında dönüp durmaktadır. Ve bunlardan dışarıda çıkmaz.

Bunun hepsi, yüce Allah’ın övülerek ve hamd edilerek şerden tenzih edildiği gibi Yüce Rabb’in övüldüğü ve hamd edildiği hayırdır. Nitekim Rasulullah (s.a.v.) “Sahih-i Müslim”de geçen  istiftâh duasında[1] Rabb’ine bununla sena ediyordu. Şöyle ki:

“Ey Rabb’im! İşte Senin davetine, emrine icabet ediyorum. Hayrın tamamı Senin elindedir. Şer Sana ulaşamaz. Benin varlığım Seninledir. Varlığımın sonu da yine Sanadır. Senaya müstahaksın, yücesin, azamet sahibisin”[2]

Yüce Allah kendisine şerrin nisbet edilmesinden çok yüce ve çok büyüktür. O’na nisbet edilen her şey hayırdır. Şer ancak O’na nisbetinin ve O’na izafetinin kesilmesinden sonra şer olur. İlerde açıklaması da geleceği gibi şayet şer O’na izafe edilirse o şer olmaz. Yüce Allah hayrın da şerrin de yaratıcısıdır. Çünkü şer O’nun mahlukatının bazısındadır. Yaratmasında ve fiilinde değildir. O’nun yaratması, fiili, kazası ve kaderinin tamamı hayırdır.

İşte bundan dolayı Yüce Allah zulümden münezzehtir. Ki zulmün hakikati bir şeyin yerinden başka bir yere konmasıdır.[3] Eşya ancak layık olduğu yerlere konur. Bu ise tamamen hayırdır, şer ise bir şeyin mahallinden başka bir yere konmasıdır. Eğer o yerine konmuşsa şer olmaz. Bununla şerrin O’na ulaşamayacağı bilinir. Ve Esmâu’l-Hüsnâsı da buna delildir.[4]

 


 

[1]      Bu, gece namazında yapılan istiftâh duasıdır. (ç.)

[2]      Müslim, Salâtu’l- Musafirîn (771); Tirmîzî, Deavât 32 (3422)

[3]      Zulüm, hikmet ve adaletin zıttıdır. (ç.)  

[4]      Şifâu’l-Alîl, s. 178-179.