Rasulullah (s - İslami Bilgiler - Esmaullahilhusna - 24. Sayfa
Rasulullah (s.a.v.)’in “Kötülük Sana ulaşamaz” Sözünün Manası:
Muhakkak ki nimet ve sevab, Yüce Allah’ın rahmetinin, mağfiretinin, birr (=ihsan
da bulunma)nın ve kereminin gerekli kıldıklarındandır. Bundan dolayı bunları
Zatına izafe etmiştir. Azaba ve cezaya gelince bunlar ancak mahlukatının
kendisinden kaynaklanır. Bundan dolayı da Zatını Muâkib (=cezalandırıcı) ve
Muazzib (=azab edici) diye isimlendirmemiştir. Aksine bu iki unsuru (=nimet-sevab
ve ceza-azap) birbirinden ayırmıştır ve bunları vasıflarından kılmıştır. Bu da
mefullerinden dolayıdır. Hatta âyeti kerimelerde şöyle buyurmaktadır
وَأَنَّ عَذَابِي هُوَ الْعَذَابُ الأَلِيمَ}
{نَبِّئْ عِبَادِي أَنِّي أَنَا الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
“(Resûlüm!) Kullarıma, benim, çok bağışlayıcı ve pek esirgeyici olduğumu haber
ver. Benim azabımın elem verici bir azap olduğunu da bildir”
(Hicr,
Bu âyetin aynısı, En’âm sûresinin sonunda da geçmektedir.
Ceza ve azab, isim ve sıfatların gerektirdiklerinden değildir. Muhakkak ki yüce Allah özellikle O’nun sevdiği sonuç olduğu zaman isim ve sıfatlarının sürekliliği ile daimidir. Bu ise isim ve sıfatlarda asıl olan gayedir. Azab olan şerre gelince, her ne kadar da hayrın hilafına hasıl olduğu zaman zail olan ve biten bir hikmet gereği mefullerine dahil olmuşsa da isimlerinin ve sıfatlarının arasına dahil olmaz. Çünkü yüce Allah iyiliği devamlı olandır. İhsanı ezeli ve ebedi olandır. Sürekli olarak Muhsin olmuştur ve ihsanda bulunmaya devam edecektir. Devamlı olarak cezalandırıcı, gadablanıcı, ve intikam alıcı olması isimlerinin ve sıfatlarının gereklerinden değildir.
Bu yönü Allah’ın isimleri ve sıfatları konusunda derinlemesine iyice düşünmek gerekir. İleride yüce Allah’ı tanımak ve sevmekle ilgili konular gelecektir.
Yüce Allah’ı yarattıklarının içerisinde en iyi bilenin ve O’nun isimlerini ve sıfatlarını yarattıklarının içerisinde en iyi tanıyanın “Şer (=kötülük) Sana ulaşamaz” sözü, bu meseleyi en güzel bir şekilde açıklamaktadır.
Kastedilen mananın üzerinde başka bir cümleyle durmadı. Bilakis şer, O’nun Zatında, sıfatlarında, fiillerinde ve isimlerinde hiçbir yönden O’na izafe edilmez. Çünkü O’nun Zatının her yönden mutlak kemâl sıfatları vardır. Bütün sıfatları övülen kemâl sıfatlardır. Ve bu sıfatlarla O’na sena edilir. O’nun fiillerinin tamamı hayr, rahmet, adalet ve hikmettir. Onlarda asla hiçbir yönden şer yoktur. Ve O’nun bütün isimleri isimlerin en güzelleridir. Öyleyse şer O’na nasıl izafe edilir? Aksine şer, O’nun mef’ullerinde yani mahlukatındadır. O ise şerden ayrıdır. Çünkü O’nun fiili, mef’ulünden ayrıdır. O’nun fiilinin hepsi, hayrdır. Mef’ul olan mahluka gelince, onda hayrda vardır şerde vardır. Şer, ayrı bir mahluk ve yüce Allah ile kaim olmayan bir şey olunca da yüce Allah’a izafe edilmez. Rasulullah (s.a.v.), “Sen şerri yaratmazsın” demedi ki, O’nun sözünün te’vili aransın. Aksine Nebî (s.a.v.) vasıf, isim ve fiil olarak şerrin yüce Allah’a izafe edilmesini yasaklamıştır.[1]
* * *
İslami Okul Okulların En Önemlisi