Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 29. Sayfa - Esmaullahilhusna

YÜCE ALLAH’IN SIFATLARI HAKKINDAKİ ÂYETLERDE

TE’VİLİN OLMAMASI

Kelamcıların maksadına delalet etmesi için ortaya bir kelam konduğu zaman onun maksadı ancak onun kelamı ile anlaşılır.

Yüce Allah’ın Kelâmı üç kısımdır:

1.      Yüce Allah’ın maksadı nass (=tevile ihtimali olmayan asıl)dır.

2.      Her ne kadar ondan başkasının kast edilmesi ihtimali varsa da O’nun maksadı zahirdir

3.      O’nun maksadı  ne nastır nede zahirdir. Aksine ihtimalli ve açıklanması gerekir.

Birincide tevil yapılması imkansızdır. Çünkü onun tevili Mütekellimi açık bir şekilde yalanlamaktır. Bu, Kur’ân’ın açık olan naslarının manalarında umumi bir durumdur. Hususi olarak ta sıfatlarla ve Tevhîd ile ilgili âyetler hakkındadır. Muhakkak ki yüce Allah; mütekellim, emreden, nehyeden, söyleyen, haber veren, icat eden, hükmeden, vadeden, korkutan, açıklayan, hidayet eden ve Dâru’s-Selâm’a çağırandır. O, kullarının üzerindedir. Her şeyden yücedir. O, Arşına istivâ etmiştir.[1] Buyruk, O’nun katından iner ve O’na yükselir. O, gerçek {فعّال} Fa’âl’dir[2]. O her an bir iştedir. Dilediği her şeyi yapandır. O’ndan başka mahlukat için ne bir dost ne bir itaat olunan şefaatçi nede bir yardımcı vardır. O Rubûbiyyetin de, yönetmesinde ve Kayyûmiyyetin de tektir. O şöyle buyurmaktadır: “O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir” (Tâhâ, 20/7.) “O’nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez” (Enâm, 6/59.)

Yüce Allah açıkta olanları işittiği gibi gizli olanları da işitir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsini görür. Mahlukattan bir zerre dahi O’na gizli kalmaz. Muhakkak ki O her şeye kadirdir. İlminden ve yaramasından çıkmadığı gibi elbette kadir olunan hiçbir şey O’nun kudretinden çıkamaz. O’nun emri ile alem için görevlendirilmiş melekleri vardır. O melekler yükselir ve inerler. Hareket eder ve bir mekandan başka bir mekana intikal ederler. Yüce Allah dünyayı götürür, bu alemi yok eder ve ahireti getirir. Kabirdekileri diriltir. On ve üç sayılarının medlullerine[3] delalet ettiği gibi ve güneş, ay, gece, gündüz, kara, deniz, at, katır, deve, inek, erkek ve dişi kelimelerinin medlullerine delalet ettiği gibi maksatlarına delalet eden naslardan bu misallere ulaşmak mümkündür. Elbette bunların arasında hiçbir fark yoktur.[4]

 

* * *

 


 

[1]      Dr. Said Ramazan el-Bûtî, müteşâbih naslar ve sıfatları içeren ayetler hakkında şöyle der: “Buradaki bakış açısı müteşâbihlerin ve sıfatları içeren ayetlerin lafızlarının tefsirinin zahirine göre yapılmasıdır.Yüce Allah’ı yaratılanlara benzetmekten ve ortaktan tenzih etmekle birlikte bu mesele üzerinde ittifak oluşmuştur. Bu ittifak ise bu ayetlerin uzuv ve cisim olarak tefsir edilmesini reddetmeyi içermektedir. Misal olarak şöyle denmiştir: ‘Yüce Allah Arşına istivâ etmiştir.’ Nitekim şöyle denmiştir: ‘İstivâ, O’nun yüceliğine ve birliğine yakışır bir şekildedir. O’nun eli vardır ancak Ulûhiyetine ve Celâline yakıştığı şekildedir.” B.k.z: es-Selefiyyetu Merhaletun Zamaniyyetun Mubareketun s. 132    

[2]      Fa’âl: Mubalağa ismi fail kalıbıdır. “Çok iş yapan”, “çok faal” manasındadır.                      

[3]      Medlul: taşıdığı mana ile kendisiyle isimlenen şey. Her ismin delalet ettiği şeye medlul denir. Mesela, güneş kelimesi bazı harflerin birleşmesiyle mana taşıyan bir kelime olmuştur. Bu kelimenin medlulü ise her gün dünyamızı aydınlatan ve ısıtan bir yıldızdır. (ç.)   

[4]      Savâiku’l-Mürsele, s.  50-51.