Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

KİTABI DERLEYENLERİN ÖNSÖZÜ - Esmaullahilhusna - 3. Sayfa

KİTABI DERLEYENLERİN ÖNSÖZÜ

Hamd, kendisinden başka ilâh olmayan ve en güzel isimler O’nun olan Allah’a mahsustur. Allah’ın salatı; yüce ahlaka ve en üstün makama  sahip, ümmi peygamber olan efendimiz Muhammed (s.a.v)’in, onun aile halkının ve büyük mevkilere sahip sahabilerinin üzerine olsun.

Bundan sonra:

Biz, değerli bir kitap ve büyük bir yazar hakkında bilgi vermek istiyoruz…

Kitap; “Esmâullahi’l-Hüsnâ”dır. Yazarı ise, allame İbn Kayyim’dir.

 “Esmâu’l-Hüsnâ” konusu, İslam akidesinin en açık konularından biridir. Çünkü Kur’an, yüce Allah’ın, “En güzel isimler (=el-Esmâü’l-hüsnâ), Allah’ındır. O halde O’na o güzel isimlerle dua edin”[1] sözünden dolayı bu isimleri tanımayı, bu isimlerin gerekli olduğunu ve bu isimlerle dua edilmesini bize emretmektedir.

Hz. Peygamber (s.a.v)’de,

إِنَّ لِلَّهِ تِسْعَةً وَتِسْعِينَ اِسْمًا مَنْ أَحْصَاهَا دَخَلَ الْجَنَّةَ

“Doğrusu Allah’ın doksan dokuz ismi vardır. Kim bu isimleri sayarsa, cennete girer”[2] buyurmasından dolayı bu isimleri ezberleyen, uygulayan, bu isimleri uygun bir biçimde yerine getiren ve sınırlarını koruyan kimseyi cennetle müjdelemektedir.

Konunun önemine binaen, alimler ve tefsirciler bu konu ile ilgili çeşitli sözler söylemektedirler.

Sahih, Sünen ve Müsned türü kitaplarda, yüce Allah’ın isimleri ve sıfatları ile ilgili geniş bilgiler bulunmktadır.

Bu isimler ile sıfatların bazısı, Kur’an’da ve bazısı da Hz. Peygamber (s.a.v)’den gelen hadislerde geçmektedir.

Hadis kitaplarında bu isimler ile sıfatlar hakkında bölüm başlıkları oluşturulmuştur. “Kitabu’t-Tevhid” (=Tevhid Bölümü) gibi. Bu bölüm, Buhârî’nin “Sahîh” adlı kitabının sonunda yer almaktadır. Ebu Dâvud’un “Sünen”inde ise “Kitâbu Reddi alâ’l-Cehmiyye” (=Cehmiyye Mezhebine Reddiye Bölümü) ve Nesâî’nin “Sünen” adlı eserinde ise “Kitâbu’n-Nuût” (=Sıfatlar Bölümü) gibi. İşte bu kitaplardaki bu bölümler, sıfatlar ile ilgili hadisleri bir araya getiren müstakil bir bölümü oluşturmaktadır. Yine İbn Mâce’nin “Sünen”inde yer alan “Kitâbu’s-Sünnet” (=Sünnet Bölümü), konu ile ilgili diğerlerinin içermediği farklı şeyleri içermektedir. Yine Müslim’in “Sahîh”inde, Tirmizî’nin “Sünen”inde, İmam Mâlik’in “Muvatta”sında, İmam Şâfiî’nin “Müsned”inde, İmam Ahmed b. Hanbel’in “Müsned”inde, Ebu Dâvud’un “Sünen”inde, İbn Hibbân’ın “Sahîh”inde, Hâkim’in “Müstedrek”inde ve bununla birlikte bazı temel eserler ile İbn Hacer el-Askalânî’nin “Fethu’l-Bârî”si, Mubârekfûrî’nin “Tuhfetu’l-Ahvazî” gibi hadis şerhi kitaplarında konu ile ilgili bilgiler yer almaktadır. Örneğin, İbn Hacer el-Askalânî, Esmâu’l-Hüsnâ ile ilgili farklı rivâyetleri toplamış ve bu rivâyetlerden müstefiz[3] olanları nakletmiştir.

Bununla birlikte biz, Akide, Tevhid ve Usul kitaplarında;  zata, sıfatlara ve fiillere delalet etmesi yönüyle Esmâu’l-Hüsnâ’yı, bu isimlerin manaları ile kısımlarını açıklama mahiyetinde geniş bölümler oluşturulduğuna rastlamaktayız. Nitekim Bağdâdî “Usûlu’d-Dîn”de, İmam Harameyn el-Cüveynî “el-İrşâd”da, Beyhakî “el-Esmâ’ ve’s-Sıfât”ta, “el-İ’tikad ve’l-Hidâye”de ve bunların dışında daha birçok alim bu konuyu eserlerinde işlemiştir.

Yine bu kitap, bu yönüyle ve önemi gereği tefsir kitaplarıyla da bağlantılıdır. Çünkü müfessir, “Allah” ismi ile ilgili bağlamı açıklayıp Kur’anî bağlamda bu kelimenin Belağatla ilgili yönü ile Beyân ilmi ile ilgili yönünü ortaya koymakta, Allah’ın isimlerinin cümle içerisinde öne ve geriye alınması yada marife ve nekre gelmesinin inceliklerine değinmekte ve Allah’ın isimlerin bu şekilde gelmesinin hikmet yönünü açığa çıkarmaktadır.

Bazı alimler, yüce Allah’ın isimlerini tasnif edip içerdiği güzel manaları açıklamakta ve bu isimlerin delaletinden yaratıcının büyüklüğünü ortaya koymaya çalışmaktır.

Bazı alimlerde, tevhidin ve akidenin temellerini sağlam bir şekilde yerleştirme hususunda yüce Allah’ın isimleri, sıfatları ve fiillerini delil getirmeye çalışmıştır.

Bazı alimler ise, bu isimleri, manzum şiirler çerçevesinde açıklamaya gayret göstermişlerdir. Dolayısıyla Allah’ın isimleri, manzum şiir çerçevesinde açıklanmıştır.  

İmam Nevevî, Aynî, İbn Hacer el-Askalânî, Kastallânî, Suyûtî ve daha birçok nebevî hadis şerhçileri, bu yüce isimlerin manalarını açıklamaya çalışmışlardır. Böylece Allah’ın isimleri ile ilgili hadisler, bariz ve ayırt edici bir özelliğe sahip olmuştur.

İlk dönem Tevhid alimleri ile Tasavvuf ehli alimleri, bu konuya büyük önem vermiş ve ilgi göstermişlerdir.

Görüldüğü üzere Allah’ın isimleriyle her istenilen şey elde edilmekte ve her arzu edilen şey bu isimlerle tevessül edilmektedir. Bu isimleri anlamaya çalıştıkça; önemi ortaya çıkmakta, kapalı görünen hususlar açığa çıkmakta ve gayb ile ilgili sırlara vakıf olunmaktadır. İşte Allah’ın isimleri ile ilgili ortaya çıkan bu durum, şer’an ve aklen inkar edilemeyecek ilimlerden büyük bir sırrı teşkil etmektedir.

Buradan şu husus ortaya çıkmaktadır: Yapmamız gereken şey, ancak taatleri işlemek, hayr işleri yapmak ve Allah’ın isimleri ile ilgili gerçek yakarışı yapmaktır. Çünkü bu isimler ve sıfatlar, insan için ilahi sırları ve rahmanî manaları ihtiva eden bir sûret gibi bir görüntü ve bir aynadır. Zira yüce Allah, kullarına, isimleriyle tecelli eder. Dolayısıyla da bu isimlerin etkilerini; şekillerinde, renklerinde, hallerinde, mizaçlarında ve yaratılışlarında görürler.

Yine isimler ile ilgili değişik tecelliler ve günler ile ömürler sona erse bile son bulmayan sırlar vardır. Nitekim yüce Allah bu konu ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

“Göklerin ve yerin hükümranlığına, Allah’ın yarattığı her şeye bakmadılar mı?”[4]

İsimlerin büyüklüğü, akıl sahipleri için, Allah’ın yarattığı bu tür şeylerin ortaya çıkmasından yada bu tür şeylerin hakikatine ve azametine ulaşılmasından daha büyüktür. Nitekim yüce Allah konu ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

“İşte bu (hususlar), bizim ihsanımızdır. İster ver, ister tut. Bunun hesabı yok.”[5]

Mutlu kimse, Allah’ın başarıya ulaştırdığı kimsedir. Dolayısıyla da mutlu kimse, başka bir amele ve işe dayanmaksızın sadece Rabb’ine taat etmekle meşgul olur. İlerlemek isteyen kimse, Allah’ın sıfatlarının, varlıklar aleminde etkisini tanıdıktan sonra ancak idrak etmekle ve tanıma dereceleri olan bilgi mertebelerinin değeriyle bilir.

Yüce Allah, bize, “En güzel isimler (=el-Esmâü’l-hüsnâ) Allah’ındır. O halde O’na o güzel isimlerle dua edin”[6] buyurmak sûretiyle duanın yolunu kolaylaştırmıştır. Görüldüğü üzere yüce Allah burada, “dua edin” derken; O’nu tesbih edin, anın ve bu isimlerle O’na ibadet edin demektedir. Çünkü bu konuda en yüce gayeye bu isimlerle ulaşabiliriz ve çok lezzetli marifet içeceğinden bu isimlerle içebiliriz.

Resulullah (s.a.v)’de bu konu ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

إِنَّ لِلَّهِ تِسْعَةً وَتِسْعِينَ اِسْمًا مَنْ أَحْصَاهَا دَخَلَ الْجَنَّةَ

“Doğrusu Allah’ın doksan dokuz ismi vardır. Kim bu isimleri sayarsa, cennete girer.”[7]

Hadisin metninde geçen “Kim bu isimleri sayarsa” ifadesinin anlamı: “Kim bu isimleri ezberlerse”, “bu isimlerle amel ederse”, “dua ederse”, “bu isimlerin manasını bilen kimsenin bu isimleri okuyarak tekrarlarsa” demektir. Çünkü yüce Allah, kendisini bu isimlerle isimlendirmiştir. Dolayısıyla bütün isimlerin varacağı yer, Allah’tır.

Müfessir İbnu’l-A’râbî bu konu ile ilgili olarak şöyle der:

“Kim Allah’ın isimleri hakkında bu manaları anlarsa, her yoldan güzelliği elde etmiş ve kendisi için başarıya götüren yolu kazanmış olur.”[8]

İlim adamları, bu konuda değerli eserler yazmış olup bu isimlerin manalarını açıklamışlar ve bu isimlerden çıkarılan hikmetler ile faydaları insanlara bildirmişlerdir. Şüphesiz ki, yüce Allah’ı isimleriyle ve sıfatlarıyla tanımak, en yüce gaye ve en şerefli değerdir. Çünkü bu isimler, Resulullah (s.a.v)’in; “Kim bu isimleri sayarsa, cennete girer” buyurması sebebiyle cennete girmenin yoludur.

Yine müfessir İbnu’l-A’râbî konu ile ilgili olarak şöyle der:

“Alimler, bu isimlerin manaları üzerinde durup bu isimler hakkında görüş belirttiler.

Allah’ın isimleri, Kur’an’ın 33 sûresinde geçmektedir. Bu surelerden bazısı, bu isimlerden sadece birisine yer vermiştir: Tevbe, Kehf, Meryem, Hac, Neml ve daha birçok sure gibi. Bazı sureler ise, iki ismi bir arada getirmiştir: Enfâl, Ra’d, Fâtır  sureleri gibi. Bazı sureler ise, bu isimlerin çoğunu derlemiştir: Bakara, Âl-i İmrân, Nisâ, Haşr ve daha birçok sure gibi.

Şimdi de size, Kur’an-ı Kerim’de, yüce Allah’ın isimlerinin geçtiği yerleri genişçe bir şekilde açıklayalım.

Fâtiha Sûresi: Bu surenin içerisinde Allah’ın şu isimleri yer almaktadır. Allah ismi (Fâtiha: 1/1), er-Rab ismi Fâtiha: 1/1), er-Rahmân ve er-Rahîm ismi Fâtiha: 1/2), el-Mâlik ismi Fâtiha: 1/3).

Bakara Sûresi: Bu surenin içerisinde şu isimler yer almaktadır:  el-Muhît ismi (Bakara: 2/19), el-Kadîr ismi (Bakara: 2/20), el-Alîm ismi (Bakara: 2/32), el-Hâkim ismi (Bakara: 2/33), et-Tevvâb ismi (Bakara: 2/37), el-Bâriu ismi (Bakara: 2/54), el-Basîr ismi (Bakara: 2/96), el-Vâsi’ ismi (Bakara: 2/115), es-Semî’ ismi (Bakara: 2/127), el-Azîz ismi (Bakara: 2/129), er-Raûf ismi (Bakara: 2/143), eş-Şâkir ismi (Bakara: 2/158), İlah ismi (Bakara: 2/163), el-Vâhid ismi (Bakara: 2/162), el-Gafûr ismi (Bakara: 2/173), el-Garîb ismi (Bakara: 2/186), el-Hâkim ismi (Bakara: 2/225), el-Hayy ismi (Bakara: 2/255), el-Kayyûm ismi (Bakara: 2/255), el-Aliyy ismi  (Bakara: 2/255), el-Azîm ismi (Bakara: 2/255), el-Ganiyy ismi (Bakara: 2/263), el-Veliyy ismi (Bakara: 2/257), el-Hamîd ismi (Bakara: 2/267), el-Habîr ismi (Bakara: 2/234), el-Bedîu (Bakara: 2/117)

Âl-i İmrân Sûresi: Bu surede şu isimler yer almaktadır: el-Vehhâb ismi (Âl-i İmrân: 3/8), en-Nâsır ismi (Âl-i İmrân: 3/150), el-Câmi’ ismi (Âl-i İmrân: 3/9).

Nisâ Sûresi: Bu surede şu isimler yer almaktadır: er-Rakîb ismi (Nisâ: 4/1), el-Hasîb ismi (Nisâ: 4/6), eş-Şehîd ismi (Nisâ: 4/33), el-Kebîr ismi (Nisâ: 4/34), en-Nasîr ismi (Nisâ: 4/45), el-Vekîl ismi (Nisâ: 4/81), el-Mukît ismi (Nisâ: 4/85), el-Afuvv ismi (Nisâ: 4/43).

En’âm Sûresi: Bu surede şu isimler yer almaktadır: el-Kâhir ismi (En’âm: 6/18), el-Latîf ismi (En’âm: 6/103), el-Hâsib ismi (En’âm: 6/62), el-Kâdir ismi (En’âm: 6/65), el-Hâkim ismi (En’âm: 6/73).

A’râf Sûresi: Bu surede şu isim yer almaktadır: el-Fâtih ismi (A’râf: 7/89).

Enfâl Sûresi: Bu surede şu isimler yer almaktadır: el-Kaviyy ismi (Enfâl: 8/52), el-Mevla ismi (Enfâl: 8/40).

Tevbe Sûresi: Bu surede şu isim yer almaktadır: el-Âlim ismi (Tevbe: 9/9).

Hûd Sûresi: Bu surede şu isimler yer almaktadır: el-Hafîz ismi (Hûd: 11/57), el-Mucîb ismi (Hûd: 11/61), el-Mecîd ismi (Hûd: 11/73), el-Vedûd ismi (Hûd: 11/90).

Yûsuf Sûresi: Bu surede şu isimler yer almaktadır: el-Müsteân ismi (Yûsuf: 12/18), el-Kahhâr ismi (Yûsuf: 12/39), el-Gâlib ismi (Yûsuf: 12/21).

Ra’d Sûresi: Bu surede şu isimler yer almaktadır: el-Müteâlî ismi (Ra’d: 13/9), el-Vâli ismi (Ra’d: 13/11).

Hicr Sûresi: Bu surede şu isimler yer almaktadır: el-Hâfiz ismi (Hicr: 15/9), el-Vâris (Hicr: 15/23), el-Hallâk ismi (Hicr: 15/86).

Kehf Sûresi: Bu surede şu isim yer almaktadır: el-Muktedir ismi (Kehf: 18/45).

Meryem Sûresi: Bu surede şu isim yer almaktadır: el-Hafiyy ismi (Meryem: 19/47).

Tâhâ Sûresi: Bu surede şu isimler yer almaktadır: el-Gaffâr ismi (Tâhâ: 20/82), el-Melik ismi (Tâhâ: 20/114), el-Hakk (Tâhâ: 20/114).

Hac Sûresi: Bu surede şu isim yer almaktadır: el-Hâdî ismi (Hac: 22/54).

Nûr Sûresi: Bu surede şu isimler yer almaktadır: el-Mubîn ismi (Nûr: 24/25), en-Nûr ismi (Nûr: 24/35).

Neml Sûresi: Bu surede şu isim yer almaktadır: el-Kerîm ismi (Neml: 27/40).

Rûm Sûresi: Bu surede şu isim yer almaktadır: el-Muhyî ismi (Rûm: 30/50).

Sebe’ Sûresi: Bu surede şu isim yer almaktadır: el-Fettâh ismi (Sebe’: 34/26).

Fâtır Sûresi: Bu surede şu isimler yer almaktadır: el-Fâtır ismi (Fâtır: 35/1), eş-Şukûr ismi (Fâtır: 35/30).

Zümer Sûresi: Bu surede şu isim yer almaktadır: el-Kâfî ismi (Zümer: 39/36).

Mü’min Sûresi: Bu surede şu isim yer almaktadır: el-Hâlık ismi (Mü’min: 40/62).

Duhân Sûresi: Bu surede şu isim yer almaktadır: el-Muntekim ismi (Duhân: 44/16).

Zâriyât Sûresi: Bu surede şu isimler yer almaktadır: er-Rezzâk ismi (Zâriyât: 51/58), el-Metîn ismi (Zâriyât: 51/58).

Tûr Sûresi: Bu surede şu isim yer almaktadır: el-Berr ismi (Tûr: 52/28).

Kamer Sûresi: Bu surede şu isim yer almaktadır: el-Melîk ismi (Kamer: 54/55).

Rahmân Sûresi: Bu surede şu isim yer almaktadır: Zu’l-Celâli ve’l-İkrâm ismi (Rahmân: 55/27).

Hadîd Sûresi: Bu surede şu isimler yer almaktadır: el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın isimleri (Hadîd: 57/3).

Haşr Sûresi: Bu surede şu isimler yer almaktadır: el-Kuddûs, es-Selâm, el-Mü’min, el-Müheymin, el-Cebbâr, el-Mütekebbir, el-Musavvir isimleri (Haşr: 59/23).

A’lâ Sûresi: Bu surede şu isim yer almaktadır: el-A’lâ ismi (A’lâ: 87/1).

Alak Sûresi: Bu surede şu isim yer almaktadır: el-Ekrem ismi (Alak: 96/3).

İhlâs Sûresi: Bu surede şu isimler yer almaktadır: el-Ahad ismi (İhlâs: 112/1), es-Samed ismi (İhlâs: 112/1).

 

* * *


 

[1]      A’râf: 7/180

[2]      Buhârî, Tevhid 12, Da’vât 69, Şurût 18; Müslim, Zikr 6; Tirmizî, Dua 82; Müsned, 2/258, 267, 314, 427, 499, 503, 516  (ç)

[3]      Müstefiz: Fıkıh alimlerinin tarifine göre, meşhur hadisin karşılığıdır. Hadisçilere göre meşhur hadisin tarifi ise; ikiden fazla geliş yolu olan, fakat mütevatir derecesine ulaşmayan hadistir. Bununla birlikte meşhur ile müstefiz arasında farklılık olduğunu söyleyen alimler de vardır.

        Bunlardan kimine göre, meşhur; ilk asırda aslı olup ümmet tarafından kabul edilen sonradan yaygın olan hadistir. Müstefiz ise; tevatür derecesine varmaksızın en az üç sahabi tarafından naklolunan hadistir. Buna göre her müstefiz hadis meşhur ise de, her meşhur hadis müstefiz değildir. (ç)

[4]      A’râf: 7/185

[5]      Sâd: 38/39

[6]      A’râf: 7/180

[7]      Buhârî, Tevhid 12, Da’vât 69, Şurût 18; Müslim, Zikr 6; Tirmizî, Dua 82; Müsned, 2/258, 267, 314, 427, 499, 503, 516  (ç)

[8]      İbnu’l-A’râbî, Ahkâmu’l-Kur’an, 2/804