KİTABI DERLEYENLERİN ÖNSÖZÜ - Esmaullahilhusna - 3. Sayfa
KİTABI DERLEYENLERİN ÖNSÖZÜ
Hamd, kendisinden başka ilâh olmayan ve en güzel isimler O’nun olan Allah’a mahsustur. Allah’ın salatı; yüce ahlaka ve en üstün makama sahip, ümmi peygamber olan efendimiz Muhammed (s.a.v)’in, onun aile halkının ve büyük mevkilere sahip sahabilerinin üzerine olsun.
Bundan sonra:
Biz, değerli bir kitap ve büyük bir yazar hakkında bilgi vermek istiyoruz…
Kitap; “Esmâullahi’l-Hüsnâ”dır. Yazarı ise, allame İbn Kayyim’dir.
“Esmâu’l-Hüsnâ” konusu, İslam akidesinin en açık konularından biridir. Çünkü Kur’an, yüce Allah’ın, “En güzel isimler (=el-Esmâü’l-hüsnâ), Allah’ındır. O halde O’na o güzel isimlerle dua edin”[1] sözünden dolayı bu isimleri tanımayı, bu isimlerin gerekli olduğunu ve bu isimlerle dua edilmesini bize emretmektedir.
Hz. Peygamber (s.a.v)’de,
إِنَّ لِلَّهِ تِسْعَةً وَتِسْعِينَ اِسْمًا مَنْ أَحْصَاهَا دَخَلَ الْجَنَّةَ
“Doğrusu Allah’ın doksan dokuz ismi vardır. Kim bu isimleri sayarsa, cennete girer”[2] buyurmasından dolayı bu isimleri ezberleyen, uygulayan, bu isimleri uygun bir biçimde yerine getiren ve sınırlarını koruyan kimseyi cennetle müjdelemektedir.
Konunun önemine binaen, alimler ve tefsirciler bu konu ile ilgili çeşitli sözler söylemektedirler.
Sahih, Sünen ve Müsned türü kitaplarda, yüce Allah’ın isimleri ve sıfatları ile ilgili geniş bilgiler bulunmktadır.
Bu isimler ile sıfatların bazısı, Kur’an’da ve bazısı da Hz. Peygamber (s.a.v)’den gelen hadislerde geçmektedir.
Hadis kitaplarında bu isimler ile sıfatlar hakkında bölüm başlıkları oluşturulmuştur. “Kitabu’t-Tevhid” (=Tevhid Bölümü) gibi. Bu bölüm, Buhârî’nin “Sahîh” adlı kitabının sonunda yer almaktadır. Ebu Dâvud’un “Sünen”inde ise “Kitâbu Reddi alâ’l-Cehmiyye” (=Cehmiyye Mezhebine Reddiye Bölümü) ve Nesâî’nin “Sünen” adlı eserinde ise “Kitâbu’n-Nuût” (=Sıfatlar Bölümü) gibi. İşte bu kitaplardaki bu bölümler, sıfatlar ile ilgili hadisleri bir araya getiren müstakil bir bölümü oluşturmaktadır. Yine İbn Mâce’nin “Sünen”inde yer alan “Kitâbu’s-Sünnet” (=Sünnet Bölümü), konu ile ilgili diğerlerinin içermediği farklı şeyleri içermektedir. Yine Müslim’in “Sahîh”inde, Tirmizî’nin “Sünen”inde, İmam Mâlik’in “Muvatta”sında, İmam Şâfiî’nin “Müsned”inde, İmam Ahmed b. Hanbel’in “Müsned”inde, Ebu Dâvud’un “Sünen”inde, İbn Hibbân’ın “Sahîh”inde, Hâkim’in “Müstedrek”inde ve bununla birlikte bazı temel eserler ile İbn Hacer el-Askalânî’nin “Fethu’l-Bârî”si, Mubârekfûrî’nin “Tuhfetu’l-Ahvazî” gibi hadis şerhi kitaplarında konu ile ilgili bilgiler yer almaktadır. Örneğin, İbn Hacer el-Askalânî, Esmâu’l-Hüsnâ ile ilgili farklı rivâyetleri toplamış ve bu rivâyetlerden müstefiz[3] olanları nakletmiştir.
Bununla birlikte biz, Akide, Tevhid ve Usul kitaplarında; zata, sıfatlara ve fiillere delalet etmesi yönüyle Esmâu’l-Hüsnâ’yı, bu isimlerin manaları ile kısımlarını açıklama mahiyetinde geniş bölümler oluşturulduğuna rastlamaktayız. Nitekim Bağdâdî “Usûlu’d-Dîn”de, İmam Harameyn el-Cüveynî “el-İrşâd”da, Beyhakî “el-Esmâ’ ve’s-Sıfât”ta, “el-İ’tikad ve’l-Hidâye”de ve bunların dışında daha birçok alim bu konuyu eserlerinde işlemiştir.
Yine bu kitap, bu yönüyle ve önemi gereği tefsir kitaplarıyla da bağlantılıdır. Çünkü müfessir, “Allah” ismi ile ilgili bağlamı açıklayıp Kur’anî bağlamda bu kelimenin Belağatla ilgili yönü ile Beyân ilmi ile ilgili yönünü ortaya koymakta, Allah’ın isimlerinin cümle içerisinde öne ve geriye alınması yada marife ve nekre gelmesinin inceliklerine değinmekte ve Allah’ın isimlerin bu şekilde gelmesinin hikmet yönünü açığa çıkarmaktadır.
Bazı alimler, yüce Allah’ın isimlerini tasnif edip içerdiği güzel manaları açıklamakta ve bu isimlerin delaletinden yaratıcının büyüklüğünü ortaya koymaya çalışmaktır.
Bazı alimlerde, tevhidin ve akidenin temellerini sağlam bir şekilde yerleştirme hususunda yüce Allah’ın isimleri, sıfatları ve fiillerini delil getirmeye çalışmıştır.
Bazı alimler ise, bu isimleri, manzum şiirler çerçevesinde açıklamaya gayret göstermişlerdir. Dolayısıyla Allah’ın isimleri, manzum şiir çerçevesinde açıklanmıştır.
İmam Nevevî, Aynî, İbn Hacer el-Askalânî, Kastallânî, Suyûtî ve daha birçok nebevî hadis şerhçileri, bu yüce isimlerin manalarını açıklamaya çalışmışlardır. Böylece Allah’ın isimleri ile ilgili hadisler, bariz ve ayırt edici bir özelliğe sahip olmuştur.
İlk dönem Tevhid alimleri ile Tasavvuf ehli alimleri, bu konuya büyük önem vermiş ve ilgi göstermişlerdir.
Görüldüğü üzere Allah’ın isimleriyle her istenilen şey elde edilmekte ve her arzu edilen şey bu isimlerle tevessül edilmektedir. Bu isimleri anlamaya çalıştıkça; önemi ortaya çıkmakta, kapalı görünen hususlar açığa çıkmakta ve gayb ile ilgili sırlara vakıf olunmaktadır. İşte Allah’ın isimleri ile ilgili ortaya çıkan bu durum, şer’an ve aklen inkar edilemeyecek ilimlerden büyük bir sırrı teşkil etmektedir.
Buradan şu husus ortaya çıkmaktadır: Yapmamız gereken şey, ancak taatleri işlemek, hayr işleri yapmak ve Allah’ın isimleri ile ilgili gerçek yakarışı yapmaktır. Çünkü bu isimler ve sıfatlar, insan için ilahi sırları ve rahmanî manaları ihtiva eden bir sûret gibi bir görüntü ve bir aynadır. Zira yüce Allah, kullarına, isimleriyle tecelli eder. Dolayısıyla da bu isimlerin etkilerini; şekillerinde, renklerinde, hallerinde, mizaçlarında ve yaratılışlarında görürler.
Yine isimler ile ilgili değişik tecelliler ve günler ile ömürler sona erse bile son bulmayan sırlar vardır. Nitekim yüce Allah bu konu ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:
“Göklerin ve yerin hükümranlığına, Allah’ın yarattığı her şeye bakmadılar mı?”[4]
İsimlerin büyüklüğü, akıl sahipleri için, Allah’ın yarattığı bu tür şeylerin ortaya çıkmasından yada bu tür şeylerin hakikatine ve azametine ulaşılmasından daha büyüktür. Nitekim yüce Allah konu ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:
“İşte bu (hususlar), bizim ihsanımızdır. İster ver, ister tut. Bunun hesabı yok.”[5]
Mutlu kimse, Allah’ın başarıya ulaştırdığı kimsedir. Dolayısıyla da mutlu kimse, başka bir amele ve işe dayanmaksızın sadece Rabb’ine taat etmekle meşgul olur. İlerlemek isteyen kimse, Allah’ın sıfatlarının, varlıklar aleminde etkisini tanıdıktan sonra ancak idrak etmekle ve tanıma dereceleri olan bilgi mertebelerinin değeriyle bilir.
Yüce Allah, bize, “En güzel isimler (=el-Esmâü’l-hüsnâ) Allah’ındır. O halde O’na o güzel isimlerle dua edin”[6] buyurmak sûretiyle duanın yolunu kolaylaştırmıştır. Görüldüğü üzere yüce Allah burada, “dua edin” derken; O’nu tesbih edin, anın ve bu isimlerle O’na ibadet edin demektedir. Çünkü bu konuda en yüce gayeye bu isimlerle ulaşabiliriz ve çok lezzetli marifet içeceğinden bu isimlerle içebiliriz.
Resulullah (s.a.v)’de bu konu ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:
إِنَّ لِلَّهِ تِسْعَةً وَتِسْعِينَ اِسْمًا مَنْ أَحْصَاهَا دَخَلَ الْجَنَّةَ
“Doğrusu Allah’ın doksan dokuz ismi vardır. Kim bu isimleri sayarsa, cennete girer.”[7]
Hadisin metninde geçen “Kim bu isimleri sayarsa” ifadesinin anlamı: “Kim bu isimleri ezberlerse”, “bu isimlerle amel ederse”, “dua ederse”, “bu isimlerin manasını bilen kimsenin bu isimleri okuyarak tekrarlarsa” demektir. Çünkü yüce Allah, kendisini bu isimlerle isimlendirmiştir. Dolayısıyla bütün isimlerin varacağı yer, Allah’tır.
Müfessir İbnu’l-A’râbî bu konu ile ilgili olarak şöyle der:
“Kim Allah’ın isimleri hakkında bu manaları anlarsa, her yoldan güzelliği elde etmiş ve kendisi için başarıya götüren yolu kazanmış olur.”[8]
İlim adamları, bu konuda değerli eserler yazmış olup bu isimlerin manalarını açıklamışlar ve bu isimlerden çıkarılan hikmetler ile faydaları insanlara bildirmişlerdir. Şüphesiz ki, yüce Allah’ı isimleriyle ve sıfatlarıyla tanımak, en yüce gaye ve en şerefli değerdir. Çünkü bu isimler, Resulullah (s.a.v)’in; “Kim bu isimleri sayarsa, cennete girer” buyurması sebebiyle cennete girmenin yoludur.
Yine müfessir İbnu’l-A’râbî konu ile ilgili olarak şöyle der:
“Alimler, bu isimlerin manaları üzerinde durup bu isimler hakkında görüş belirttiler.
Allah’ın isimleri, Kur’an’ın
Şimdi de size, Kur’an-ı Kerim’de, yüce Allah’ın isimlerinin geçtiği yerleri genişçe bir şekilde açıklayalım.
Fâtiha Sûresi:
Bu surenin içerisinde Allah’ın şu isimleri yer almaktadır.
Allah
ismi (Fâtiha:
Bakara Sûresi:
Bu surenin içerisinde şu isimler yer almaktadır:
el-Muhît
ismi (Bakara:
Âl-i İmrân Sûresi:
Bu surede şu isimler yer almaktadır:
el-Vehhâb
ismi (Âl-i İmrân:
Nisâ Sûresi:
Bu surede şu isimler yer almaktadır:
er-Rakîb
ismi (Nisâ:
En’âm Sûresi:
Bu surede şu isimler yer almaktadır:
el-Kâhir
ismi (En’âm:
A’râf Sûresi:
Bu surede şu isim yer almaktadır:
el-Fâtih
ismi (A’râf:
Enfâl
Sûresi:
Bu surede şu isimler yer almaktadır:
el-Kaviyy
ismi (Enfâl:
Tevbe
Sûresi:
Bu surede şu isim yer almaktadır:
el-Âlim
ismi (Tevbe:
Hûd
Sûresi:
Bu surede şu isimler yer almaktadır:
el-Hafîz
ismi (Hûd:
Yûsuf
Sûresi:
Bu surede şu isimler yer almaktadır:
el-Müsteân
ismi (Yûsuf:
Ra’d
Sûresi:
Bu surede şu isimler yer almaktadır:
el-Müteâlî
ismi (Ra’d:
Hicr
Sûresi:
Bu surede şu isimler yer almaktadır:
el-Hâfiz
ismi (Hicr:
Kehf
Sûresi:
Bu surede şu isim yer almaktadır:
el-Muktedir
ismi (Kehf:
Meryem Sûresi:
Bu surede şu isim yer almaktadır:
el-Hafiyy
ismi (Meryem:
Tâhâ
Sûresi:
Bu surede şu isimler yer almaktadır:
el-Gaffâr
ismi (Tâhâ:
Hac
Sûresi:
Bu surede şu isim yer almaktadır:
el-Hâdî
ismi (Hac:
Nûr
Sûresi:
Bu surede şu isimler yer almaktadır:
el-Mubîn
ismi (Nûr:
Neml
Sûresi:
Bu surede şu isim yer almaktadır:
el-Kerîm
ismi (Neml:
Rûm Sûresi:
Bu surede şu isim yer almaktadır:
el-Muhyî
ismi (Rûm:
Sebe’ Sûresi:
Bu surede şu isim yer almaktadır:
el-Fettâh
ismi (Sebe’:
Fâtır Sûresi:
Bu surede şu isimler yer almaktadır:
el-Fâtır
ismi (Fâtır:
Zümer Sûresi:
Bu surede şu isim yer almaktadır:
el-Kâfî
ismi (Zümer:
Mü’min
Sûresi:
Bu surede şu isim yer almaktadır:
el-Hâlık
ismi (Mü’min:
Duhân
Sûresi:
Bu surede şu isim yer almaktadır:
el-Muntekim
ismi (Duhân:
Zâriyât
Sûresi:
Bu surede şu isimler yer almaktadır:
er-Rezzâk
ismi (Zâriyât:
Tûr
Sûresi:
Bu surede şu isim yer almaktadır:
el-Berr
ismi (Tûr:
Kamer
Sûresi:
Bu surede şu isim yer almaktadır:
el-Melîk
ismi (Kamer:
Rahmân
Sûresi:
Bu surede şu isim yer almaktadır:
Zu’l-Celâli ve’l-İkrâm
ismi (Rahmân:
Hadîd Sûresi:
Bu surede şu isimler yer almaktadır:
el-Evvel,
el-Âhir,
ez-Zâhir,
el-Bâtın
isimleri (Hadîd:
Haşr
Sûresi:
Bu surede şu isimler yer almaktadır:
el-Kuddûs,
es-Selâm,
el-Mü’min,
el-Müheymin,
el-Cebbâr,
el-Mütekebbir,
el-Musavvir
isimleri (Haşr:
A’lâ
Sûresi:
Bu surede şu isim yer almaktadır:
el-A’lâ
ismi (A’lâ:
Alak Sûresi:
Bu surede şu isim yer almaktadır:
el-Ekrem
ismi (Alak:
İhlâs
Sûresi:
Bu surede şu isimler yer almaktadır:
el-Ahad
ismi (İhlâs:
* * *
[1]
A’râf:
[2]
Buhârî, Tevhid
[3] Müstefiz: Fıkıh alimlerinin tarifine göre, meşhur hadisin karşılığıdır. Hadisçilere göre meşhur hadisin tarifi ise; ikiden fazla geliş yolu olan, fakat mütevatir derecesine ulaşmayan hadistir. Bununla birlikte meşhur ile müstefiz arasında farklılık olduğunu söyleyen alimler de vardır.
Bunlardan kimine göre, meşhur; ilk asırda aslı olup ümmet tarafından kabul edilen sonradan yaygın olan hadistir. Müstefiz ise; tevatür derecesine varmaksızın en az üç sahabi tarafından naklolunan hadistir. Buna göre her müstefiz hadis meşhur ise de, her meşhur hadis müstefiz değildir. (ç)
[4]
A’râf:
[5]
Sâd:
[6]
A’râf:
[7]
Buhârî, Tevhid
[8]
İbnu’l-A’râbî, Ahkâmu’l-Kur’an,
İslami Okul Okulların En Önemlisi