Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 44. Sayfa - Esmaullahilhusna

﴿ اَلْحَلِيمُ - اَلْعَفُوُّ ﴾

el-HALÎM - el-AFUVV

İbn Kayyim nazım şeklinde der ki:

“Allah, “el-Halîm”dir. Dolayısıyla işlediği isyandan (pişman olup) tevbe etmesi için kulunu cezalandırmada acele davranmaz.”

“Allah, “el-Afuvv”dur. Dolayısıyla O’nun affı, yeryüzü sakinlerini yönetmek için onların başına geçen insanı kuşatmıştır.”

Üstad Abdurrahman es-Sa’dî, bu iki beyti açıklama mahiyetinde şöyle der: “el-Halîm”[1] ve “el-Afuvv”, yüce Allah’ın isimlerindendir. “el-Halîm” şu anlama gelmektedir: O Allah; kafirleri, fasıkları ve isyankarları da içine alan kamil bir hilme sahiptir. Onlara karşı mühlet verir ve tevbe etmelerine fırsat vererek onlara ceza vermede acele davranmaz. O isteseydi, onları günah işler işlemez hemen cezalandırabilirdi. Çünkü işlenen günahlar, hemen arkasından acil ve çeşitli cezaları gerektirir. Fakat yüce Allah’ın hilmi, onlara mühlet vermeyi gerektirmektedir.”

Nitekim yüce Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır:

“Bununla beraber Allah, insanları, kazandıkları (günahlar) yüzünden hemen yakalayıverseydi, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belli bir süreye kadar erteliyor. Nihayet ecelleri gelince gereğini yapar. Şüphe yok ki Allah, kullarını görmektedir”[2] 

“el-Afuvv”a[3] gelince, O; kullarından meydana gelen günahları da içine alan geniş bir affa sahiptir.

Afuvv, özellikle de affa sebep olan istiğfar, tevbe, iman ve salih amel gibi şeyleri yerine getirdikleri zaman, kullarının işlediği bütün günahları affeden demektir… Allah, kullarının tevbelerini kabul eder ve işledikleri suçları/kötülükleri[4] affeder. Çünkü O, affedicidir. Affetmeyi sever. Kullarının, affa ulaşmalarına sebep olan şeyleri yerine getirmek için çalışmalarından hoşlanır. İşte bunlar, O’nun rızasını kazanmak için çalışmak ve O’nun yarattıklarına iyilik yapmaktır.

O’nun eşsiz affından biri de; kul, ne kadar günah işlerse işlesin, sonunda O’na yönelip tevbe ederse,  onun işlediği bütün günahları bağışlar. Nitekim yüce Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır:

“De ki: Ey haddi aşarak nefislerine karşı israf etmiş olan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.”[5]

 

* * *


 

[1]      “el-Halîm”, “sabırlı ve temkinli, akıllı ve ağır başlı olmak” anlamındaki “hilm” masdarından sıfat olup “sabırlı ve temkinli olan, acele etmeyip ileride meydana gelecek gelişmelere fırsat tanıyan” demektir.

        “el-Halîm” kelimesi, Kur’an’ın 15 yerinde geçmekte olup bunlardan on birinde Allah’a, ikisinde Hz. İbrahim’e, birinde Hz. Şuayb’a, birinde de Hz. İsmail’e izafe edilmiştir.

        Allah’ın ismi olarak zikredilen “el-Halîm” ismi, tek başına kullanılmayıp altı ayette “bütün günahları bağışlayan” anlamındaki “el-Gafûr”, üç ayette “hakkıyla bilen” anlamındaki “el-Alîm”, bir ayette “her şeyden müstağni olan, kendi dışındaki her şeyin O’na muhtaç olduğu varlık” anlamındaki “el-Ganiyy”, bir ayette de “az iyiliğe çok mükafat veren” anlamındaki “eş-Şekûr” ismiyle birlikte anılmıştır. Bu kullanılış şekli, kelimenin anlamına açıklık getirdiği gibi ona zenginlik ve derinlik de kazandırmaktadır. (ç)  

[2]      Fâtır: 35/45 (Kur’an’ın birçok âyetinde; yaptıkları zulüm ve kötülükler yüzünden insanlar hemen ilahi cezaya çarptırılmış olsalardı, yeryüzünde hareket eden hiçbir canlının kalmayacağı, yani sosyal düzenle birlikte ekolojik ve fizik düzeninin de bozulacağı ifade edilmekte ve bu tür davranışların cezalarının belli bir süreye kadar ertelendiği haber verilmektedir. B.k.z: Nahl: 16/61, Fâtır: 35/45) (ç)

[3]      “el-Afuvv”  kelimesi, sözlükte; “silmek, gidermek, yok etmek”  manasındaki “afv” kökünden mübalağa ifade eden bir sıfat olup “kolaylıkla affeden, kullarının günahlarını silen, cezaları kaldıran” demektir.

        Afuv kelimesi, Kur’an’da; toplam beş ayette geçip dört yerde buna yakın bir mana ifade eden “el-Gafûr” ismiyle, bir yerde ise “el-Kadîr” ismiyle birlikte kullanılmıştır.     

        Konuyla ilgili nasların ışığında ilahi affı, şöyle yorumlamak mümkündür:  Allah’ın, kullarına ait günahlarının izlerini tamamen yok etmesi, Kiramen katibin meleklerinin kayıtlarından sildirmesi, kıyamet günü bu günahlardan dolayı hesap sormaması, hatırlayıp mahçup olmasınlar diye kullarına unutturması ve günah yerine sevap yazmasıdır. (ç)

[4]      Bu, yüce Allah’ın “Şüphesiz ki O, kullarından tevbeyi kabul eden, (işledikleri) ‘kötülükleri’ affeden ve yaptıklarınızı bilendir” (Şûrâ: 42/25) sözünden dolayıdır. 

[5]      Zümer: 39/53