Muhtelif - 48. Sayfa - Esmaullahilhusna
﴿ اَلْحَفِيظُ ﴾
el-HAFÎZ
İbn Kayyim nazım olarak der ki:
وَهُوَ الحَفِيظُ عَلَيْهِم وَهُوَ الْكَفِي لُ بِحِفْظِهِمْ مِنْ كُلِّ أَمْرٍ عَان
“Allah, kullarına karşı “el-Hâfiz” (=koruyan)dır ve himaye edilmesi gereken her türlü işte onları koruması sebebiyle de “el-Kefîl”dir.
Üstad Abdurrahman es-Sa’dî ise bu beyti açıklama mahiyetinde şöyle der: Yüce Allah’ın isimlerinden biri de, “el-Hafîz”[1]dir. Bunun iki anlamı vardır:
Birincisi: Kullarının hayr, şer, kabul, inkar, taat ve masiyet mahiyetinde yaptıklarını koruyandır. Çünkü zerre miktarı bile olsa, bunlarla ilgili hiçbir şey O’ndan kaçmaz. O’nun, bu amelleri koruması; bu amelleri kontrol altına alması ve hesabını yapması demektir. O’nun ilmi, kullarının açık ve gizli bütün amellerini kuşatır. O, bu amelleri, bu ameller daha meydana gelmeden önce, hatta gökleri ve yeri yaratmadan önce Levh-i mahfûz’da yazmıştır. Allah, kullarının bu amellerini kontrol etme işini; “Hâfizîn”, “Kirâmen kâtibîn” meleklerine vermiştir. Çünkü bu melekler, kulların ne yaptıklarını bilirler.
Yüce Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır:
“Ölen kimselerin, önceden yapıp gönderdiklerini ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Zaten biz her şeyi açık bir kütükte, bir “imam-ı mübin”de (=ana kitapta/Levh-i mahfuzda) sayıp tespit etmişizdir”[2]
Yine yüce Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır:
“O gün Allah onların hepsini diriltecek ve yaptıklarını kendilerine haber verecektir. Allah onları bir bir saymıştır. Onlar ise unutmuşlardır. Allah her şeye şahiddir”[3]
Yine yüce Allah bu konu ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:
“O gün herkesin amel defteri ortaya konulmuştur. Ey Muhammed! Günahkârların, amel defterlerinden korkarak: “Eyvah bize! Bu nasıl deftermiş ki, büyük küçük hiçbir şey bırakmadan hepsini saymış dökmüş” dediklerini görürsün. Onlar, bütün yaptıklarını hazır bulmuşlardır. Senin Rabb’in hiç kimseye zulmetmez”[4]
Yine yüce Allah bu konu ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:
“İşledikleri her şey, kitaplarda mevcuttur. Küçük, büyük hepsi satır satır (=Levh-i mahfuzda) yazılmıştır”[5]
Allah’ın koruması ile ilgili bu mana; O’nun, kullarının açık ve gizli bütün amellerini bilmesini, bu amelleri, Levh-i mahfuzda ve meleklerin elleriyle hazırlanan sahifelerde yazılmasını, miktarlarını, bu davranışların doğru ve kusurlu olmasında bu amellerin derecelerini, sevab ve azab yönünden de bu amellerin mükafatlarının derecelerini bilmesini, sonra da lütuf ve adaletiyle onlara gerekli karşılık vermesini kapsar.
İkincisi: “el-Hafîz” kelimesinin diğer bir anlamı da; yüce Allah’ın, kullarını hoş olmayan bütün şeylerden korumasıdır. Müellif, “Allah, kullarını, bütün çirkin işlerden koruması altına almıştır” sözüyle buna işaret etmektedir.
Allah’ın, kullarını koruması iki türlüdür: Genel koruma ve özel koruma.
Genel Koruma: Allah’ın, yarattıklarını, güçlerinin yeteceği ve niyet ettikleri şeyleri onlara kolaylaştırmak sûretiyle koruyup gözetmesidir. Onlar, O’nun hidâyetine ve kendi maslahatlarına uygun şeylere, Allah’ın irşadı ve genel hidâyeti sayesinde ulaşırlar. Nitekim yüce Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır:
“Bizim Rabb’imiz; her şeye ‘uygun şeklini’ veren, sonra da ‘hidayet’ eden (=doğru yolu gösteren)dir”[6]
Yani her bir yaratığa, kendisi için zaruretlerine ve aslî ihtiyaçlarına göre doğru yolu gösterir. Sonra da ona takdir edilen ve hükmedilen yeme, içme, evlenmeyi sağlama hususunda ve bunların sebeplerini kazanmada imkan sağlayan vesileler ve aletler verir. Bu tür koruyup gözetmenin içine, iyi insanlarda girer, kötü insanlar da girer. Hatta hayvanlar ve diğer varlıklarda bu korumanın kapsamı içerisine girer.
Dolayısıyla Allah, gökler ve yer kaldığı müddetçe onların idaresini çekip çevirmektedir. Yarattıklarını nimetleriyle koruyup gözetmektedir. İnsanlar için, koruyup gözeten melekler görevlendirmiştir.
“Her insan için, önünden ve arkasından takip edenler vardır. Allah’ın emrinden dolayı onu koruyup gözetirler. Allah bir kavme verdiğini, o kavim kendisini bozup değiştirmedikçe değiştirmez. Allah bir kavme de kötülük murad etti mi, artık onun geri çevrilmesine de imkan yoktur. Onlar için Allah’tan başka bir veli de bulunmaz”[7]
Özel Koruma: Daha önce de geçtiği üzere; Allah’ın, kendi dostlarını özel olarak korumasıdır. Çünkü yüce Allah, dostlarını; onların imanlarına zarar verecek ve inançlarını sarsacak fitnelerden, şüphelerden ve şehevi isteklerden korur. Bu tür zararlı şeylerden dolayı onları uzak tutar ve onları selamete çıkarır. Onları, cin ve insan türünden olan düşmanlara karşı korur, düşmanlarına karşı onlara yardım eder ve düşmanlarının tuzaklarını onlardan uzaklaştırır. Nitekim yüce Allah bu konu ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:
“Şüphesiz Allah inananları savunur. Çünkü Allah hâin ve nankörlerin hiçbirini sevmez” [8]
İşte bu, kullarının dinine ve dünyasına zarar veren bütün şeyleri uzaklaştırma konusundaki Allah’ın genel korumasıdır.
Bununla birlikte Allah, kulun imanını, lütfu gereği korumaktadır.
Nitekim bu husus, Abdullah ibn Abbâs (r.a)’tan gelen sahih bir hadiste şöyle geçmektedir:
احْفَظِ اللَّهَ يَحْفَظْكَ احْفَظِ اللَّهَ تَجِدْهُ تُجَاهَكَ
“Allah’ı(n emirlerini, yasaklarını ve hadlerini) koru ki, Allah’ta seni(n imanını) korusun. Allah’ı koru ki, O’nu karşında bulasın”[9]|[10]
* * *
[1]
“el-Hafîz”
ismi, Kur’an-ı Kerim’in
Her müslüman, olabilir bütün şeyleri koruyanın yüce Allah olduğunu, O’nun “el-Hafîz” olduğunu bilmelidir. Allah, bizi; söz, fiil ve melekleri ile kullarını korumaktadır. (ç)
[2]
Yâsîn:
[3]
Mücâdele:
[4]
Kehf:
[5]
Kamer:
[6]
Tâhâ:
[7]
Ra’d:
[8]
Hac:
[9]
Tirmizî, Sıfâtu’l-kıyâmet
[10]
Şerhu’l-Kasîdeti’n-Nûniyye, s.
İslami Okul Okulların En Önemlisi