Muhtelif - 49. Sayfa - Esmaullahilhusna
﴿ اَلرَّقِيبُ - اَلشَّهِيدُ ﴾
er-RAKÎB
- eş-ŞEHÎD
İbn Kayyim nazım olarak der ki:
وَهُوَ الرَّقِيبُ عضلَى الْخَوَاطِرِ وَالَّلوَا حِظِ كَيْفَ بِالأَفْعالِ بِالْأَرْكَانِ
“Allah, düşünceleri ve bakışları “er-Rakîb” (=gözeten)dir. Buna göre O, organlarla yapılan fiilleri nasıl gözetmez?”
Üstad Abdurrahman es-Sa’dî, bu beyti açıklama mahiyetinde şöyle der: Allah’ın güzel isimlerinden birisi de, “er-Rakîb”dir. “er-Rakîb”[1] ile “eş-Şehîd”[2] ismi, eş anlamlıdır. Her iki kelime de; Allah’ın, kullarının, kendi aralarında konuştuklarını işitmekte, herhangi bir konuda konuşmaya dalan kimseleri görmekte, düşünce yapılarını ve kalplerinden geçirdikleri fikirleri bilmekte ve yorumlarını takip etmektedir. Kulların söyledikleri veya yaptıkları her şey, O’ndan uzak değildir.
Nitekim yüce Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır:
“Hangi işi yaparsan yap, Kur’ân’dan ne okursan oku, ne işte çalışırsan çalış, unutmayın ki, siz ona dalıp gitmişken, biz sizin üzerinizde şahidiz. Ne yerde, ne de gökte zerre kadar hiç bir şey Rabb’inin gözünden kaçmaz. Ne zerreden daha küçük, ne de ondan daha büyük! Ancak bunların hepsi apaçık bir kitaptadır[3]“
Yine yüce Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır:
“Göklerde ve yerde olanları, Allah’ın bildiğini görmüyor musunuz? Üç kişinin gizli konuştuğu yerde dördüncüsü mutlaka O’dur. Beş kişinin gizli konuştuğu yerde altıncısı mutlaka O’dur. Bunlardan az veya çok olsunlar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar mutlak O, onlarla beraberdir. Sonra kıyamet günü onlara yaptıklarını haber verecektir. Doğrusu Allah, her şeyi bilendir”[4]
Yine yüce Allah bu konu ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:
“Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz. Ve biz ona şah damarından daha yakınız”[5]
Bu husus, sahih bir hadiste şu şekilde geçmektedir:
“İmanı açıklamak, nerede olursa olsun Allah’ın seninle olduğunu bilmendir”[6]
İşte bundan dolayıdır ki, murakabe, kalbî amellerin en yücesidir. Dolayısıyla da murakabe, Allah’ı “Rakîb” ve “Şehîd” isimleriyle ibadet edip dua etmektir.
Kul, görünen ve görünmeyen bütün hareketlerinin Allah’ın ilmi tarafından kuşatıldığını ve her türlü davranışı sırasında O’nun ilminin hazır olduğunu bildiği zaman, bu, o kula, Allah’ın hoşuna gitmeyen her türlü fikir ve düşüncelere karşı bir iç murakabe yapmasını gerektirir. Dış dünyasını da, Allah’ın hoşuna gitmeyecek her türlü söz ve davranıştan korur. Böylece ihsan makamında Allah’a ibadet etmeye başlar ve Allah’ı, sanki görüyormuş gibi ibadet eder. Her ne kadar o, Allah’ı göremese de Allah onu görür.
Müellifin “Buna göre O, organlarla yapılan fiilleri nasıl gözetmez?” şeklindeki sözünün anlamı şudur: Yüce Allah, bütün gizlilikleri ve incelikleri görüp gözettiğine ve sırları ve niyetleri bildiğine göre, O’nun, açıkta ve görünürde olan organlarla işlenen fiillere şahit olması çok daha kolaydır.
* * *
[1]
“er-Rakîb”
ismi, Kur’an-ı Kerim’in
[2]
“eş-Şehîd”
ismi,
Kur’an-ı
Kerim’in
[3]
Yûnus:
[4]
Mücâdele:
[5]
Kâf:
[6]
Heysemî, Mecmâu’z-Zevâid,
(Heysemî devamla) derim ki: Bu hadisi, sika ve cerhsiz bir şekilde nakleden hiçbir kimseyi görememekteyim.
Bu hadisi, Ubâde ibnu’s-Sâmit yolundan şu lafızla rivayet etmiştir: “En faziletli iman, nerde olursa olsun Allah’ın seninle birlikte olduğunu bilmendir”
Hakîm et-Tirmizî’de, Nevâdiru’l-Usûl, s. 226’da bu hadisi şu lafızla rivayet etmiştir: “Kulun imanının en faziletlisi, nerde olursa olsun, Allah’ın onunla birlikte olduğunu bilmesidir”
Yine bu
hadisi; Beyhakî, el-Esmâ ve’s-Sıfât,
İslami Okul Okulların En Önemlisi