Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 55. Sayfa - Esmaullahilhusna

﴿ اَلْغَنِيُّ - اَلْكَرِيمُ ﴾

el-GANİYY - el-KERÎM

Yüce Allah; el-Ganiyy[1] (=hiçbir şeye muhtaç olmayan), el-Hamîd, el-Kerîm[2] (=kerem sahibi) ve er-Rahîm’dir. O rahmet, ihsan ve tam bir cömert sahibi olarak zarar verici şeylere karşı kullarına ihsanda bulunandır. Çünkü O, zatının gereği merhametli, ihsanda bulunan, cömert ve ikramda bulunandır.

Yine O, zatının gereği hiçbir şeye muhtaç değildir, her şeye kadirdir, diridir. İhsanda bulunması, cömert olması, iyilikte bulunması ve merhametli olması, hep O’nun zatının gerektirdiklerindedir. Kullar ise, ancak hisselerine düşen şeylerde ihsanda bulunmayı düşünebilir. Çoğunlukla insanlar, kendileri için bir menfaatı elde etmek ve bir zararı kendilerinden uzaklaştırmak için O’nu severler ve şanını yüceltirler. İşte bu, Allah’ın, insanlara kolaylaştırdığı ve izin verdiği bir husustur. Çünkü O, gerçekte, bu nimetin sahibidir.

Bu nimetin faydası ile kaynağı ise, insanların ellerinde mevcuttur. Bununla birlikte onlar, bu nimeti ancak çeşitli çıkarları sebebiyle elde etmek isterler. Çünkü onlar, birisini sevdiklerinde, o kimsenin gizli ve açık bir güzelliği için olsun, ona sevgilerini  kullanarak amaçlarına ulaşmak isterler.

İnsanlar, peygamberleri ve veli kulları Allah rızası için sevdiklerinde, onlara kavuşmak isterler. Böylece onları görmek, onların sözlerini işitmek ve buna benzer nedenlerden dolayı onlardan yararlanmak isterler.

Bazısı da, bir insanı; cesareti, liderliği, güzelliği ve cömertliği gibi dünyevî bir nedenden dolayı sevecek olursa, onu bu sevgisinden bir çıkar elde etmek için sever. Bu sevgisiyle ilgili dünyevî bir çıkarı olmasaydı, onu sevmezdi. Eğer bir kişi için bir fayda yada hasetlik ve düşmanlık gibi zarar verici bir şeyi duayla bile olsa ondan uzaklaştırsalar, onların bu yaptıkları davranışın, Allah rızası için olmadığı zaman dahi bu davranışlarına bir karşılık isterler.

Hükümdarın askerleri, efendilerin köleleri, mal sahiplerinin kiraladığı ücretlileri ve lider konumunda olan kimselerin yardımcıları hep bu sevgiyi kullanmak sûretiyle amaçlarına ulaşmak isterler. Bunların çoğu, bildikleri ve bir taraftan da yaptıkları işler oranında ancak verilen hizmetin karşılığını elde etmeye çalışırlar.

Diğer taraftan bu durum, dinî oluşum veya içerisinde adaletli ve mükafat ile merhamet türünden bir ihsanın bulunduğu bir yapılanma içerisinde de olabilir.

Yalnız birinci elde etme durumu, kişinin kendisi ile ilgili bir menfaatlenmedir.

İkinci elde etme durumu ise, Allah’ın kulları için meydana getirdiği maslahatların hikmeti kabilindendir. Çünkü dünya hayatında[3] kullarının geçimliklerini aralarında paylaştıran ve birbirlerine iş gördürmeleri için bazısını  bazısına derecelerle üstün kılan Allah’tır.[4]

 

* * *


 

[1]      “Ganiyy” kelimesi; zengin olmak, başkasına ihtiyacı olmamak anlamına gelen “Gınâ” mastarından sıfat olan Allah’ın güzel isimlerinden biri.

“el-Ganyy” ismi ve sıfatı, Kur’an-ı Kerîm’de 7 yerde Allah hakkında kullanılmıştır.

        Allah’ın ganiyy olması; zat ve sıfatları itibariyle başkasından müstağnî olması anlamındadır. Gerek zat ve sıfatlarında, gerek işlerinde hiçbir zaman, hiçbir sûrette, hiçbir şeye muhtaç olmayan, bunun yanında herşeyin kendisine muhtaç olduğu tek zengin O’dur.

        Allah’ın, başkasının kendisine ibadet etmesine de ihtiyacı yoktur. İnsanların O’na inanıp ibadet etmeleri, kendisine bir yararı olmadığı gibi, inanmamaları ve emirlerine itaat etmemelerinin de kendisine bir zararı yoktur.

       Allah’ın bu ismi Kur’an’da, diğer isimlerinden Halîm, Hamîd, Kerîm gibi isimlerle zikredilmektedir. Böylece Allah’ın, başkalarına muhtaç olmamakla birlikte yaratıklara ve özellikle insanlara karşı ilgisiz, ihtimamsız olmadığı belirtilmektedir. Allah, “rahmet sahibi gâniyy’dir”

        Allah’ın ibadetlerimize bir ihtiyacı yoktur. Kur’an-ı Kerîm bunu gayet açık ve birçok âyetinde ifade etmektedir: O’nun rızası için kesilen “kurbanlık hayvanların ne etleri, ne kanları Allah’a ulaşmaz; O’na ancak sizden takva ulaşır” buyurur (Hacc: 22/37). O halde insan Allah’a kulluk ederken, O’nun emirlerini yerine getirirken Allah’a minnet etme gibi bir duyguya kapılmamalıdır.

        Kula yaraşan, Rabbini bu şekilde tanıması; O’na muhtaç olduğunu hatırından çıkarmaması, bütün ihtiyaçlarında O’na yönelmesidir. (ç)

[2]      “Kerîm”: İyi huylu, cömert, insanlar arasında şeref ve itibarı olan kimse demektir. Zıd anlamlısı ise; “leîm” olup kötü huylu, alçak, insanlar arasında saygınlığı olmayan kimse demektir.

       “el-Kerîm” ismi, Neml: 27/40, İftitar: 82/6 ayetlerinde geçmektedir. Allah’ın Esmau’l-Hüsnasından biridir. Lütuf ve ihsan sahibi, bağışı bol demektir.

        “el-Kerîm” ismi; sıfat olarak “bol”, “büyük”, “şerefli” anlamlarında kullanılmıştır. “Rızkun kerîm” ifadesi; bol, helâl rızık, “ecrun kerîm” ifadesi; büyük mükafat, “Kur’anun Kerîm” ifadesi ise; kıymetli, şerefli Kur’an (Vâkıa: 56/77).  

        Allah’ın kullarına karşı lütufkar ve ihsan sahibi olması, onlara cömertçe davranmasıdır. Allah’ın, kullara nimetleri hak etmeden vermesi, daha talepte bulunmadan kendi lütuf ve keremiyle onlara bağışta bulunması, Kerem sahibi oluşunun bir göstergesidir.

Allah’ın kullarının işledikleri günahları gizlemesi, onları ortaya çıkarmaması, kusurlarını örtmesi ve yaptıklarını görmezden gelmesi O’nun Kerem sahibi oluşunun bir diğer göstergesidir.

       Mü’min kullarının basit ve küçük itaatlerine bile büyük sevaplar vermesi, onları överek onurlandırması ve üstün tutması, Allah’ın ne kadar büyük Kerem sahibi olduğunu gösterir.  (ç)

[3]      Bu, “Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için kimini ötekine derecelerle üstün kıldık” (Zuhruf: 43/32) âyetine işaret etmektedir.

[4]      Tarîku’l-Hicreteyn, s. 87-88