Muhtelif - 61. Sayfa - Esmaullahilhusna
İsmin, İfade Ettiği Manayı (=Müsemmayı) Gerektirmesi:
İsim, delalet ettiği manayı gerektirmekte ve bu hususta etkili bir faktördür. Allah’a en sevimli isimler, O’nun en çok sevdiği vasıfları gerektirmektedir. Abdullah, Abdurrahman gibi.[1]
“Ubudiyetin”, “Allah” ve “Abdurrahman” ismine nispeti; Allah’a, bu iki ismin dışında kalan diğer isimlere olan nispetinden daha sevimlidir. Kâhir, Kâdir gibi. Dolayısıyla Allah’a; Abdurrahman ismi Abdulkâdir’den ve Abdullah ismi de Abdurrabb isminden daha sevimlidir. Çünkü kul ile Allah arasındaki bağ, ancak sağlam ve mükemmel bir ubudiyetle olur. Allah ile kul arasındaki bağ ise, tam bir rahmetle gerçekleşir. Bu nedenle kul, Allah’ın rahmeti sayesinde meydana gelip mükemmel bir şekil alır. İnsanı meydana getirmesinin gayesi de; kulun sevgi, korku, ümit, yüceltme ve büyültme bakımından bir olan Allah’ı ilâh kabul etmesidir. O zaman kul, Allah’ın kulu (=Abdullah) olur. İlahi manalardan birisi olan “Allah” isminin, Allah’tan başka birisine verilmesi mümkün değildir. Allah’ın rahmeti, öfkesini geçmiştir. Çünkü rahmet, O’na, öfkeli olmaktan daha sevimlidir. Abdurrahman’da, O’na, Abdulkâhir’den daha sevimlidir.
“İsim, delalet ettiği mananın aynısı mıdır? yoksa başkası mıdır?’ diye sorulsa, buna şöyle cevap verilir:
İnsanların çoğu bu konuda yanılgıya düşüp doğruyu bulamadılar. “İsim” ile, bazen ismin ifade ettiği mana anlaşılır. Yani “isim” ile, manaya delalet eden başka bir lafız kastedilir.[2]
Örneğin, “Allah şöyle buyurdu”, “Allah arşa istiva etti”, “Allah işitti”, “Allah gördü” ve “Allah yarattı” denildiği zaman, bununla, mananın kendisi kastedilir. Yine “Allah, Arapça bir isimdir”, “Rahmân Arapça bir isimdir”, “Rahmân Allah’ın isimlerindendir”, “Rahmân ‘Fu’lân’ (فُعْلاَن) kalıbındadır”, “Rahmân kelimesi ‘Rahmet’ kelimesinden türemiştir” ve buna benzer şeyler söylenildiğinde, burada, “isim” ile “mana” (=müsemmâ) kastedilir.
Genel olarak “başka” اَلْغَيْرُ (=gayr) kelimesine gelince, “muğâyere” الَْمُغَايَرَةُ (=muğâyere) ile, eğer mananın dışındaki bir kelime kastedilirse bu doğru olur. Eğer bununla, yüce Allah kastedilirse bununla kendisi için bir isim yaratıncaya kadar yada insanları yaratıncaya kadar O’nun bir isminin olmadığı anlaşılır ki bu da, en büyük inkar ve sapıklık demektir.
İşte bundan dolayı Hz. Peygamber (s.a.v), Allah ile ilgili olarak سَمَّيْتَ بِهِ نَفْسَكَ “Kendini (isimlerle) isimlendirdin”[3] demiştir. “Kendini yarattın” ve “Yarattığını isimlendirdin” dememiştir. Hz. Peygamber (s.a.v)’in bu sözü, yüce Allah’ın (kendisini isimlendirdiği) bir isimle konuştuğuna ve kendisini belli bir isimle isimlendirdiğine delildir. Nitekim yüce Allah, Kur’an’da, kendisini, gerçekten konuştuğu isimlerle isimlendirmiştir.[4]
İslami Okul Okulların En Önemlisi