Terör ile Cihadın Birbirine Karıştırılması - Fetih - 22. Sayfa
Terör ile Cihadın Birbirine Karıştırılması:
Birbirinden çok farklı şeyler olan, biri beşerî biri Rahmânî, biri yıkma biri yapma, biri ifsâd biri ıslah anlamında biri cehennemi biri cenneti çağrıştıran çok farklı iki kavramı bile maalesef birbirine karıştırma becerisini(!) gösteren insanlar çıkabiliyor. Terör ve cihad/kıtâl kavramları biri İslâm'ın düşmanları, diğeri İslâm’ın akılsız dostları tarafından olmak üzere iki şekilde karıştırılmaktadır. İslâm ve hak düşmanları, müslümanların saldırgan ve işgalci düşmanlara karşı kendilerini ve dinlerini savunmalarını terör diye damgalarken, cihadla terörü karıştırmış olmakta veya kasden birbirine tümüyle zıt iki şeyi aynı göstermeye çalışmaktalar. Bazı akılsız dostların iyi niyetle de olsa cihad zannıyla bazı terör olaylarına bulaştıklarını veya bu iki farklı konuyu zihinlerinde kesin hatlarla tam ayıramadıkları da görülen bir vâkıadır. Bir müslüman; terör, fesat, anarşi ile cihad ve kıtâli karıştırmaz, karıştırmamalıdır. Günümüzde İslâm’ın cihad hükümlerini de, ülkenin durumunu da, “savaşçı” ve “savaş alanı” konusunu da, safların ayrılmamış ve karmakarışık oluşunu da doğru ve yeterli şekilde yorumlayamayan çok az sayıdaki bazı gençler, cihad eylemi diye iyi niyetle terör eylemlerine girişebiliyor, en azından oyuna getirilip kullanılabiliyorlar. Bu, hem kendilerinin vebali, hem de İslâm’ı itham altına bırakıcı, tebliğin önünü tıkayıcı işlevleri yönüyle İslâm'a gölge etme vebalidir.
Medyanın ve resmî makamların verdiği haberler iyice araştırılmadan doğruluğu tasdik edilmemelidir (49/Hucurât, 6). Bu konuda ihtiyat payı bırakarak olayların zâhirinden veya kamuya gösterildiği şeklinden yola çıkıldığında, ikiz kuleler konusunda ve İstanbul'daki bombalama olaylarında bazı müslümanların piyon olarak kullanıldığı anlaşılıyor. Arkalarında bulunan derin ve karanlık güçlerin, büyük istihbârât örgütlerinin oyununa gelen yarım bilgili ve yarım akıllı gençlerin kullanılmasıyla hem terörle mesajlarını veriyor, hem de suçu İslâm'a yükleyebiliyorlar. Bu gençlerin İslâm'a ve müslümanlara verdikleri zararı düşünemeyecek kadar yetersiz oldukları ve kullanıldıkları görülmektedir. Bu tür eylem hayalinde olanlar, İslâm'ın kesin hükümlerinin, peygamberlerin tavırlarının meşrû savaş dışında böyle cinâyetlere cevaz vermek bir tarafa, büyük bir suç kabul ettiğini unutmamalılar. Bu tür olaylara açıktan cevaz veren İslâm âliminin hemen hiç bulunmadığını, bulunamayacağını düşünmeliler. Üzerinde çokça spekülasyon yapılan terörün mesajı ve hedefi açık: Hedef İslâm ve müslümanların kötü gösterilmesi. Bu olaylardan en büyük zararı müslümanlar ve dinleri gördüğüne göre, planlayanların ve esas gücün müslümanlar olamayacağı, onların düşmanlarının olduğu kendiliğinden ortaya çıkıyor.
Haklarına, hürriyet ve canlarına kastedildiği her yer ve zamanda müslümanların cihad halinde olmaları en doğal hakları ve hatta görevleridir. Bu bakımdan İslâmî kurtuluş hareketi ve mücâdelelerini terörizm olarak değerlendirmek, gerçek terörizmi ve teröristleri himâye etmektir.
İslâmî ıstılahta ve Kur’an’da terör kelimesi “fesad” ve “ifsâd” kavramıyla karşılanır. Kur'an penceresinden baktığımızda Allah'a isyan eden her müşrik ve müslüman geçinen her münâfık fesatçıdır, yani terörist. Allah'a açıkça isyan, yeryüzünü fesada vermek, yani terörizm olarak kabul edilmiştir. Çünkü İslâmî hükümler, insanların huzuru için vaz' olunmuş kanunlardır. İnsanlar bu hükümlere sımsıkı sarıldıkları zaman, düşmanlık ortadan kalkar ve herkes kendi ameliyle meşgul olur. Böylece hem yeryüzünün/doğanın, hem de orada yaşayan insanların salâhı gerçekleşir. Ancak, insanlar İslâm'a sarılmayı bırakıp, herkes kendi nefsinin arzuladığı şeyleri yapmaya başlarsa, o zaman fesat/terör ortaya çıkar. Mesele bu açıdan ele alınırsa, yeryüzündeki fesadı ve fesadın kaynağını tespit etmek kolaylaşır. Kâfirler ve münâfıklar, gayr-ı meşrû tüm amelleriyle fesat üretmektedir.
Özellikle zâlim yöneticiler ve Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyen politikacılar, toplumlarında kötülüğü ve fesadı yaygınlaştırırlar. Firavun ve yandaşları fesatçı/terörist oldukları halde (28/Kasas, 4; 7/Arâf, 103); Firavun düzenine karşı çıkan ve sosyal ıslah programı öneren Hz. Mûsâ, karşı çıktığı düzen tarafından bozgunculuk suçlamasıyla, fesatçı/terörist diye damgalanıyor (7/A'râf, 127; 40/Mü'min, 26); vatan hâini, bölücü olarak görülüyor; halka böyle gösterilmek isteniyordu. Her devirde kâfirlerin tavrının farklı olmadığı, küfrün tek millet olduğundan aynı tavrı sahnelediği, günümüz dünyasındaki belirgin benzerliklerle değerlendirilebilir.
Kur'an, fesat üreten birey ve kitlelerin, insanların karşısına barışçı ve ıslah edici rolünde çıkabileceklerini de söylemektedir (2/Bakara, 11). Sulh/barış taraftarı gözüken nice sahte barışçılar vardır. Bunlar barışçı kimliğiyle savaşların en gaddarcasını yapmakta, ıslah adına yeryüzünü ifsat etmektedirler. İnsanları mahvetmenin adına kurtarmak denilebilmekte, Firavunlara Mûsâ adı verilmekte, nice sahte kahraman ve sahte kurtarıcılar insanları ifsat etmektedir. İsrâil örneğinde görüldüğü gibi terör devlet tarafından yapılabildiği gibi, Amerika örneğinde olduğu gibi savaş adıyla da yapılmaktadır. Medya, sanat, fikir, ahlâk yoluyla, ekonomi, teknoloji ve en önemlisi politika yoluyla yapılmaktadır. Üç-beş gencin işgalci ve savaşçı olmayan, halktan üç-beş kişiyi haksız yere öldürmesi elbette İslâm'ın onaylamayacağı bir terördür. Ama bundan çok daha tehlikeli terör, milyonlarca insanın âhiretini mahvedecek tarzda onların gönüllerini ve kafalarını işgal etmektir. Fesâdın yaygınlaşması konusunda tâğûtî düzenlerde alabildiğine yarış vardır. Zâlim politikacılar, fitne ve fesat kumkuması boyalı basın, ahlâksız kanallar, câhiliyye özelliklerini savunan çoğu kurumlar, fesat yarışında şeytanı bile geride bırakma gayretindedirler. Münkir-müşrik kâfirler ve "ben de müslümanım" diyen münâfıklar, gayr-ı meşrû amelleriyle fesat üretmektedir.
Fesâdın her türünden, terörizmin her çeşidinden, saldırganlık, işgal ve çirkin savaşın her görünümünden kurtulmak için, tek bir yol vardır. Dünya barışı, salâh ve îmârının, bireysel ve toplumsal huzurun tek bir kaynağı vardır. O da bir adı barış ve selâmet olan İSLÂM.
İslami Okul Okulların En Önemlisi