Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Zorla Değil, Gönülle - İslami Bilgiler - Fetih - 26. Sayfa

Zorla Değil, Gönülle:

 

Bir âdem, bir âlem. İşte fetih ideolojisi: Bir insanın dirilişi tüm insanlığın dirilişitir, bir insanın ölümü de tüm insanlığın ölümü (5/Mâide, 32).

Her mü'min, bir gönül sakası gibi, mutluluğun öbür adı olan İslâm'ı insanlığa taşıyan bir fetih işçisidir. Her fetih işçisi bir güneş rolünde, güneş kadar müslüman/teslim olmuş, güneş kadar cömert. Işığını yalnız yaban güllerine değil, zehirli zakkumlara da; yalnız mâsum kuzulara değil, yırtıcı sırtlanlara da; yalnız tavşanlara değil, çıngıraklı yılanlara da; yalnız İbrâhimlere değil; Firavunlara da ulaştırıyor.

Yarasalar mı? Onlar güneşe gözlerini kapıyorlar. Güneşten rahatsız oluyorlar. Bundan güneşe ne zarar gelir? Gözlerini kapayan dünyayı kendisine zindan eder. Kendi karanlığına mahkûm olur. Lâkin dünyayı başkalarına zindan edemez.

Hakikat tıpkı güneş gibidir. Kaynağı vardır ve tektir. Hakikatten bir şey taşıyan her şey ve herkes ışığını ondan alır. Ona yakın olduğu kadar aydınlık, ondan uzaklığı kadar karanlıktır. Kendisini hakikate doğru açıdan konuşlandıran herkes mükemmel bir yansıtıcı olabilir. Tıpkı ay gibi, Muhammed (s.a.s.) gibi. Peygamberler vahiy ışığını kaynağından alıp hem aydınlanır, hem aydınlatırlar. Bu silsile sonsuza kadar devam edip gidebilir.

Sorun iyi bir yansıtıcı olabilmekte. İnsandan insana hakikati yansıtan ayna yürektir. Eğer yürek aynasının sırçası sıyrılmışsa, aldığı ışığı yansıtamayacaktır. Işığı başkalarına taşımayan yürek "kalp" olma özelliğini yitirmiştir. O yürek, bakıma muhtaç bir yürektir. O yürek, hastalanmaya yüz tutmuş bir yürektir. Bundan da kötüsü, ışığa kapısını kapamış, sırtını dönmüş bir yürektir. İşte o yürek İlâhî ifâdeyle, mühürlenmiş bir yürektir. Taş gibi, hatta taştan daha da katı, acınılası yürektir. Taşa söz geçer, o yüreğe geçmez; taş ağlar, o yürek ağlamaz; taş yeşerir, o yürek yeşermez. Ölü yürekleri geçip, henüz ölmemiş, lâkin aynı zamanda bulmamış ve olmamış yürekler gerçeğin sağaltıcı soluğunu taşımak, işte fetih bu.

Emniyet ve hürriyetin sahici garantici olan Tevhidi ve huzurun ve barışın yegâne garantisi olan adâleti insana ve insanlığa taşımanın yolu yürekler arasında köprüler inşâ etmekten geçiyor. Bu köprülerden, önce sevginin orduları geçecek, ellerinde taşıdıkları saâdet tohumlarını, uğradıkları her yüreğe baştan başa ekecekler. Çölleşen yüreklerin erozyonu böyle önlenecek. Nefret tarlalarında, muhabbet tohumları sürgün verecek. Hakka gül, bâtıla diken olacak. Sevince cennet, kızınca cehennem kesilecek.

İnsanla İslâm arasına gerilen engellere teksif edecek nefretini, hiddetini, şiddetini. Bunun gerekçesi de sevgi olacak. Çok sevdiği insanı mutluluğun öbür adı olan İslâml'dan mahrum bırakan engele duyduğu nefretin şiddetinin, insana duyduğu sevginin büyüklüğüyle doğru orantılı olduğunu bilecek. İnsanla insanın mutluluğu, ışığın kaynağı, gerçeğin mesajı arasına gerilen her engelin kaldırılmasının insana duyulan sevginin en büyük isbâtı olduğunu bilecek.