Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 41. Sayfa - Fetih

Fetih:

 

Şimdiden sonra hedefi gizlemeye gerek kalmamıştı. Artık mümkün mertebe korkutucu, şoke edici, savaş kararı verme husûsunda mütereddid kılıcı ve hatta felç edici bir manzaraya, psikolojik bir tesire ihtiyaç vardı. Bu sebeple geniş arâzîye dağılan on bin ışığın tesiri Mekke'nin şefi Ebû Süfyân ve diğer ileri gelen liderleri şaşkına çevirmiş ve teslimiyete sevketmiştir.

Rasûlullah (s.a.s.)'a "son muhâcir" unvânıyla bu Mekke seferi sırasında katılmış olan Abbâs İbn Adilmuttalib (r.a.), İslâm ordusu Merru'z-Zahran'da konaklayınca, Rasûlullah'ın Mekke'ye ânî bir baskınla girmesi halinde Kureyş'in ebedî bir helâke uğrayacağını düşünür. Bunu önlemek için bir  oduncu veya (çoban gibi) herhangi bir adam bularak Mekke'ye gönderip, Rasûlullah'ın yerini haber vermek ve gelip "emân talep etmelerini sağlamak" maksadıyla Hz. Peygamber'in atına binerek arâzîyi araştırır. "Erak vadisinde dolaşırken kulağıma Ebû Süfyân, Hakim İbn Hizâm ve Büdeyl İbn Verkâ'ın  sesleri geldi. Meğerse onlar da haber toplamak için çıkmışlarmış..." der, Abbâs (r.a.).

Hz. Abbâs, Ebû Süfyân'a bunun on bin kişilik İslâm ordusu olduğunu söyledikten sonra "Atıma bin, Rasûlullah'a gidelim; sana emân talep edeyim, değilse, seni yakaladı mı vallahi boynunu vuracak" der. Rasûlullah'ın bineğinde oldukları için emniyetle askerlerin arasından geçerler. Ancak Hz. Ömer, Ebû Süfyân'ı görünce, koşarak Rasûlullah'ın huzuruna girer, öldürme izni ister. Fakat Abbâs (r.a.): "Ben civar verdim, himayesine garanti verdim" diyerek Rasûlullah'ın emânını sağlar. Rasûlullah: "Sabahleyin gelin" der.

Ertesi sabah Ebû Süfyân, Hakim İbn Hizâm ve Büdeyl İbn Verkâ üçü birden müslüman olurlar. Ebû Süfyân (r.a.) bir rivâyete göre Mekke'ye Hakim İbn Hizam ile birlikte gelir,  Kâbe'de şöyle bağırır: "Ey Kureyşliler! İşte Muhammed! Karşı koyamayacağınız güçle geldi. Kim benim evime girerse emniyettedir. Kim Mescid-i Harâm’a girerse emniyettedir, kim evinin kapısını kaparsa emniyettedir!" Sonra ilâve eder: "Ey Kureyşliler! Müslüman olun selâmette olun!" Hanımı Hind gelerek, sakalından tutup: "Ey âl-i gâlib, bu ahmak ihtiyarı öldürün!" derse de, Ebû Süfyân: "Bırak sakalımı! Yeminim olsun, sen de müslüman olmazsan boynunu uçuracağım, çabuk evine dön!" der. Hint, terkeder gider.

Rasûlullah (s.a.s.) ordunun bir kısmını Zübeyr'in emri altında Kedâ'dan sevkeder. Bir kısmını Sa'd İbn Ubâde komutasında yine Kedâ cihetinde sevkeder. Sa'd'ın: "Bugün savaş günüdür. Bugün (Mekke'nin) haramlığı kalkmıştır" dediğini bir muhâcir Rasûlullah'a haber verir. Bunun üzerine Hz. Ali'yi peşinden göndererek: "Bayrağı ondan al, şehre bayrağı sen taşı" der.

Bir kısım orduyu Hâlid İbn Velid'in emrine verir ve Mekke'nin yukarısından şehre girmesni emreder. Eslem, Gıfar, Müzeyne, Cüheyne ve diğer Arap kabileleri hep buradadır. Hâlid, ilk defa burada Rasûlullah'ın emriyle İslâm askerlerine komutan olmuştur.

Fetih sırasında ciddi bir çatışma olmaz ise de, İkrime İbn Ebû Cehil, Safvân İbn Ümeyye ve Süheyl İbn Amr'ın alelacele toplayabildikleri kimselerle Hz. Hâlid'in önüne çıkıp savaştıklarını, bu çatışmada 13 müşriğin öldürüldüğünü, müslümanlardan da 3 kişinin şehid olduğunu zikretmek gerekir. Esâsen, Rasûlullah (s.a.s.) daha önceden, kendileriyle çatışma çıkaranlar dışında hiç kimsenin öldürülmemesi husûsunda komutanlarına sıkı tenbihte bulunmuştur. Af dışı tutulanlar ise bu yasak kapsamına girmiyordu.