Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Fetihle İlgili Diger Bazı Notlar - 43. Sayfa

Fetihle İlgili Diger Bazı Notlar:

 

Rasûlullah Mekke'ye başında siyah bir sarık olduğu halde girdi. Kâbe'nin kapısı önünde durarak: "Bir olan Allah'tan başka ilâh yoktur. O vaadinde sâdıktır. Kuluna yardım etmiştir. Tek başına ahzâbı (orduları) dağıtmıştır" der ve halka yönelerek: "Bütün kan dâvâsı, intikam hesabı veya hak iddiâ edilen mal şu iki ayağımın altındadır. Kâbe ile ilgili sadece iki hizmet devam edecektir. Sidâne ve Sikâye hizmetleri... (Sidâne: Kâbe'nin kapısını açma, kapatma ve onu temizleme vs. işlerini yürütme hizmeti; sikâye, hacılara su dağıtma hizmeti... Câhiliye ve İslam'da bu hizmet Hz. Abbâs'a aitti)" der ve devam eder: "Ey Kureyşliler size ne yapmamı istersiniz?" Mekkeliler: "Sen kerim bir kardeşsin ve kerim bir kardeşin oğlusun" derler. "Haydi gidin, hepiniz tulekaasınız/zâdlılarsınız" buyurur.

Rasûlullah, Mekke halkına, diğer fethettiği belde ahâlisine yaptığı muâmeleyi yapmamıştır. Devrin savaş hukukunda fethedilen yerlerin ahâlisi esir edilir, malı da ğanîmet  olarak alınırdı. Halbuki Mekkelilere: "Gidin serbestsiniz" demiş, kendisine zulmün, işkencenin, hakaretin her çeşidini yapan ve bir saat öncesine  kadar kendisini yok etmek için bütün güçleriyle çalışmış, çalışanları desteklemiş, bu maksatla Bedir, Uhud, Hendek savaşlarını tertiplemiş olan Mekkelileri birkaç kişi hâriç toptan affetmiş, sizler tulekâ'sınız demiştir. Tulekâ, "âzâd edilmişler" mânâsına gelir. Tulekâ demesi, belirttiğimiz üzere harp hukukuna göre, savaşta ele geçirilmeleri sebebiyle esir hükmünde olmalarındandır.

Mekkelileri âzâd ettikten sonra Kâbe'yi yedi kere sa’y edip tavaf eder. İçine girer, orada namaz kılar. Kâbe'de bulunan 360 put temizlenir.

Sonra Safa tepesine oturarak önce erkeklerden ve sonra da kadınlardan bey'at alır. Erkeklerden: “Güçleri yettikçe Allah ve Rasûlüne itaat etmek ve dinlemek” şartı üzerine bey’at alır. Kadınlardan da: "Allah'a şirk koşmamak, hırsızlık yapmamak, zinâ yapmamak, çocuklarını öldürmemek, göre göre iftira atmamak, ma'rufta âsi olmamak" şartları üzerine bey'at alır. Kadınlar için Allah'tan mağfiret talep eder. Kadınlarla bey'at yaparken Rasûlullah, onların ellerine değmez, musâfaha yapmaz. Rivâyetler Rasûlullah'ın nikâh düşen yabancı kadınlarla musâfaha etmediğini belirtir.

Öğle vakti olunca, Rasûlullah, Hz. Bilal'e ezan okumasını emreder, Bilal (r.a.) Kâbe'nin damına çıkar. Kureyşliler tepelerin üzerindedir, kimisi emân beklemekte, kimisine emân verilmiş. Hz. Bilal'in ezanı, Mekkeliler'in bir kısmına ölümden beter üzüntü kaynağı olur:

Ebû Cehl'in kızı Cüveyriye: "Bilal'in Kâbe üzerinde anırmasında hazır olmaması, babama Allah'ın ne büyük lütfu!" der.

Halid İbn Esed: "Allah babama lutfetti de bu günü görmedi!" der.

Hâris İbn Hişam: "Keşke bugünden önce ölmüş olsaydım" der.

Attâb İbn Esîd: "Allah babam Esid'e şu söyleneni işittirmemekle ne büyük ikramda bulunmuştur!" der.

Ebû Süfyân: "Ben bir şey söylemeyeceğim. Şâyet söylersem bunu şu çakıllar bile ona haber verecektir!" der.

Derken onlara Rasûlullah çıkagelir: "Söylediklerinizi biliyorum" der ve hepsini tekrarlar. Hâris ve Attâb: "Şehâdet ederiz ki sen Allah'ın Rasûlüsün. Bunu, bizimle olan şu kimseler ve bir de Allah biliyordu. Başka kimse bilmiyordu!" derler.

 

İbn'l-Esir, henüz müslüman olmayan başka bazılarının da benzer sözler sarfettiklerini, ancak sonradan hepsinin müslüman olup, müslümanlıklarında samimi kaldıklarını belirtir. Rasûlullah'ın Kureyşlilere hususî muâmelesi boşa değildir. Kısa zaman sonra hepsi müslüman olacak, içlerinden niceleri istikbâlin zafer dolu seferlerine komutanlık edeceklerdir.

Kâbe'yi bütün Arapların müşterek mâbedi kılan  hususlardan biri, her kabilenin kendine mahsus putunun orada yer alabilmesi idi. Bu sebeple Kâbe'nin etrafında çok sayıda put vardı: 360 tane. İbn Hacer, bunların kurşunla yere tesbit edildiklerini kaydeder. Bazı rivâyetlerde, Rasûlullah'ın önünden geçtiği her putun,  ensesinin üzerine düştüğü belirtilmiştir.

Bu hadislerden, ulemâ, sûretin (put heykelin) bulunduğu yerde namaz kılmanın mekruh olduğu hükmünü çıkarmıştır. "Çünkü demişlerdir, şirk ihtimaline yer verir; eski milletlerin küfrü çoğunlukla suretten gelmiştir."

Kâbe'nin dahili ise, Hz. Ömer tarafından temizlenerek Rasûlullah'ın girip namaz kılabileceği hale getirilmiştir. Bazı rivâyetlerde, içeride Rasûlullah'ın da su  ve bez getirterek bazı suretleri bizzat yıkadığı gelmiştir. İbn Hacer, bunu Hz. Ömer'in nazarından kaçmış olabilen bazı küçük suretler olabilir diye te'vil eder.Hatta, bazı sütunlar üzerinde Hz. İsa ve Meryem tasvirlerinin, Abdullah İbn'z-Zübeyr zamanına kadar kaldığına, o zaman yeniden inşa edilince  tamamen bu  kalıntılardan temizlendiğine temas eden rivâyetler gelmiştir.