Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 70. Sayfa - Fetih

Ğanîmet; Fethin Dünyevî Avansı

 

Dâru'l-Harbde yaşayan gayr-i müslim (kâfir)lerle yapılan savaş esnasında veya savaşan iki ordunun karşılaşmaları sırasında gâzîlerin kuvveti ile düşmandan alınan mal. Ğanîmet mallarından taşınabilir olanlarına, ğanâim-i me'lufe; taşınmaz mallara, ğanâim-i gayr-i me'lufe denir. Enfâl de denilen ğanîmet mallarına, genel anlamda ğanâim-i hâlise; beşte biri devlet hazinesine ayrıldıktan sonra gâzîlere dağıtılan ğanîmet mallarına, ğanâim-i maksûme; düşmandan alınıp da henüz gâzîler arasında taksim edilmeyen ğanîmet mallarına, ğanâim-i gayr-ı maksûme; devlet başkanının veya ordu emîrinin, savaşa teşvik için gâzîlere fazladan verdiği ğanîmet mallarına nefl (çoğulu enfâl) denir. Kur'an'ın sekizinci sûresine, ğanîmetlerden bahsettiği için "el-Enfâl Sûresi" denilmiştir. Düşmandan harbetmeksizin alınan ğanîmete de "fey" denir.

"Allah'ın onlardan Peygamber'ine verdiği fey'e gelince, siz bunun üzerine ne ata, ne deveye binip koşmadınız..."

"Allah'ın, o kent halkından, Rasûlune verdiği ğanîmetler Allah'a, Rasûle, ve ona akrabalığı bulunanlara, yetimlere, yoksullara, (yolda kalmış) yolcuya aittir... " 

"(Bilhassa o fey'), hicret eden fakirlere aittir..." (59/Haşr, 6, 7, 8).

"Sana savaş ğanîmetlerinden sorarlar; de ki: Ğanîmetler, Allah'ın ve Rasûlunundur..." (8/Enfâl, 1).

"... Bilin ki ğanîmet aldığınız şeylerin beşte biri, Allah'a, Rasûlune ve (Rasûl ile) akrabalığı bulunanlara, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir..." (8/Enfâl, 41) (Ayrıca bk: 3/Âl-i İmrân, 161; 4/Nisâ, 94; 33/Ahzâb, 50; 48/Fetih, 15, 19, 20).

"Artık elde ettiğiniz ğanîmetten helâl ve temiz olarak yiyin..." (8/Enfâl, 69).

Vaktiyle müslümanlar tarafından fethedilerek ya mücâhidlere veya diğer müslümanlara, mülk olarak verilen arâzîlerin (Arap yarımadası ve Basra arâzîsi gibi) mahsullerinden öşür (onda bir, yahut yirmide bir hisse) adıyla alınan vergi ile tüccardan alınan gümrük vergisi İslâm devletinin önemli bir geliri idi. Bunlar; fakirlere, parasız kalan yolculara, borcunu ödeyemeyen borçlulara, hürriyeti için anlaşma bedelini ödeyemeyen kölelere harcanırdı.

Müslümanlar tarafından zorla zapt ve fethedildiği halde müslüman olmayan eski sahibinin elinde bırakılan veya hariçten gayr-i müslim vatandaşlara mülk olarak verilen yahut sulh ile fethedilip de bir vergi karşılığında gayr-i müslim halka terk olunan arâzîlerden alınan haraç (adı altında alınan vergi), İslâm ülkesinde yaşayan gayr-i müslimlerden, korunma karşılığı alınan cizye, yabancılardan alınan hediyeler ve harpsiz olarak elde edilen sulh bedelleri de İslâm devletinin gelirlerindendir. Bu gelirler, müslümanların menfaati olan sınırları koruma, yol, köprü yapım ve tamiri, asker ailelerinin geçimini sağlama, devlet memurlarının ve ilim ile uğraşanların maaşlarını ödeme gibi yerlerde harcanırdı. Rikâz adı verilen madenler ile bulunup çıkarılan hazinelerin ve harp neticesinde düşmandan alınan ğanîmetlerin muayyen bir kısmı fakirler, kimsesiz yetimler ve borcunu ödeyemeyen borçlulara sarfedilirdi.

Vâris bırakmadan ölenlerin malları, velisi bulunmayan maktullerin kan bedelleri, sahibi bulunmayan yitik mallar, sahibi bilinmeyen terk edilmiş çocukların ve velisi olmayan fakir çocukların nafakalarına, tedavi ücretlerine, techiz ve tekfinlerine, hastahanelere sarf edilirdi.