Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 15. Sayfa - Fuhus Ve Zina

Kur’ân-ı Kerim’de Fuhuş ve Zinâ Kavramı

 

“Fuhuş” (F-h-ş) kelimesi ve türevleri Kur’ân-ı Kerim’de toplam 24 yerde geçer. “Zinâ” kelimesi ve türevleri ise toplam 9 yerde zikredilir.            

Kur’an, fahşâ kelimesini birkaç formda kullanmaktadır. Öncelikle ‘fahşâ-fâhişe’ şeytanın, kendini izleyenlere emrettiği ve güzel gösterdiği ölçüsüzlük ve çirkinliktir. “O (şeytan), size yalnızca kötülüğü (seyyieyi), çirkinliği, hayâsızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyi söylemenizi emreder.” (2/Bakara, 169; ayrıca bak. 24/Nûr, 21)

Kötülük etmek, üzecek ve acı verecek şeyleri yapmak anlamına gelen ‘sû’ (seyyie)’, bu şekilde işlenilen bütün günâhların genel adı olmuştur. Fahşâ ise bu şekildeki günâhların en kötüsü, en haddi aşmış olanıdır. 4/Nisâ Sûresi 15. ve 25. âyetlerinde geçen ‘fâhişe’ kelimesi zinâ anlamında kullanılmıştır. Aynı sûrenin 19. âyetinde geçen ‘fâhişe’ sözcüğü ise, çirkinlik ve hayâsızlık, serkeşlik, geçimsizlik yapma, âileyi bozacak denli bir edepsizlik veya zinâ etme şeklinde anlaşılmıştır.

‘Fâhişe’ kelimesi bir âyette ‘zinâ’ kelimesiyle birlikte zikredilip, onun çok kötü bir yol, bir fahşâ olduğu haber veriliyor (17/İsrâ, 32). Lût kavminin (Sodom’un) işlediği çirkin iş de, yani livâta (homoseksüellik) de Kur’an tarafından ‘fâhişe’; çok çirkin ve edepsiz bir fiil olarak nitelendiriliyor. İnsanlık tarihinde Lût kavmine kadar hiçbir toplum bu çirkin işi bu kadar yaygın ve normal hale getirmemişti. Allah (c.c.) onları Lût (a.s.) eliyle uyardı. Ancak onlar yine de bu hayâsızlığa devam ettiler, kadınları bırakıp erkeklere yanaştılar. Allah (c.c.) bu ölçüyü aşan (müsrif) kavmi toptan cezâlandırdı (7/A’râf, 80-84).

Kur’an, babaların evlendiği kadınlarla evlenmeyi kesinlikle yasaklamakta, câhiliyye döneminden kalma bu âdeti yine ‘fâhişe’ kelimesiyle nitelemekte ve onun çok çirkin bir iş olduğunu vurgulamaktadır (4/Nisâ, 22). Kur’an’ın ifâdesine göre ‘fahşâ’nın görüneni de vardır, gizli olanı da vardır. Kimi ‘fahşâ’ olan fiiller açıktan işlenir, kimileri de insanların görmeyeceği şekilde işlenir. Her şeyi bilen ve gören Rabbimiz; ‘Fahşâ’nın gizlisini de açığını da yasaklamaktadır, bunlara yaklaşmayın demektedir (6/En’âm, 151; 7/A’râf, 33).

İslâm’dan yüz çeviren şirk dini mensupları ‘fahşâ’ olan fiilleri yapmaya devam ederler. O fiillerin çirkin ve edepsizlik olduğu söylense bile aldırmazlar. Ve derler ki ‘biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk. Allah böyle emretti.’ Rabbimiz onların bu iddialarını reddederek; ‘Allah (c.c.) kesinlikle ‘fahşâ’yı, çirkin hayâsızlıkları emretmez’ buyurmaktadır (7/A’râf, 28). Buna karşılık; “Şüphe yok ki Allah (c.c.), adâleti, ihsânı, yakınlara vermeyi emreder. Fahşâdan (çirkin hayâsızlıktan), münkerden (kötülükten) ve bağy’den (zorbalık ve yoldan çıkmaktan) sakındırır. (O) size öğüt vermektedir, umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz.”  (16/Nahl, 90)

“Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı aranızdan dört şâhit getirin. Eğer şâhitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye veya Allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde hapsedin. İçinizden fuhuş yapan her iki tarafa cezâ verin; eğer tevbe eder, uslanırlarsa artık onlara cezâ verip eziyet etmekten vazgeçin. Çünkü Allah tevbeleri çok kabul eden ve merhamet edendir.” (4/Nisâ, 15-16)

“Sağ ellerinizin mâlik olduğu (câriyeler) dışındaki kadınlardan ‘evli ve özgür' olanlarla da (evlenmeniz haramdır.) Bunlar, Allah'ın üzerinize yazdığıdır. Bunların dışında kalanı iffetlerini koruyup fuhuşta bulunmamak üzere mallarınızla (mehir vererek) evlenecek kadın aramanız size helâl kılındı. Öyleyse onlardan hangi şeyle (veya ne kadar) yararlandıysanız, onlara ücret (mehir)lerini tesbit edildiği miktarıyla ödeyin. Miktarın tesbitinden sonra, karşılıklı hoşnut olduğunuz bir şey konusunda üstünüze bir sorumluluk yoktur. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır.” (4/Nisâ, 24)

“İçinizden özgür mü'min kadınları nikâhlamaya güç yetiremeyenler, o zaman sağ ellerinizin mâlik olduğu iman etmiş câriyelerinizden (alsın.) Allah sizin imanınızı en iyi bilendir. Öyleyse onları, fuhuşta bulunmayan, iffetli ve gizlice dostlar edinmemişler olarak velilerinin izniyle nikâhlayın. Onlara ücretlerini (mehirlerini) ma’rûf (güzel ve örfe uygun) bir şekilde verin. Evlendikten sonra, fuhuş yapacak olurlarsa, özgür kadınlar üzerindeki cezânın yarısı(nı uygulayın). Bu, sizden günaha sapmaktan endişe edip korkanlar içindir. Sabrederseniz sizin için daha hayırlıdır. Allah, bağışlayandır, merhametlidir.” (4/Nisâ, 25)

“Bugün size temiz olan şeyler helâl kılındı. (Kendilerine) Kitap verilenlerin yemeği size helâl, sizin de yemeğiniz onlara helâldir. Mü'minlerden özgür ve iffetli kadınlar ile sizden önce (kendilerine) kitap verilenlerden özgür ve iffetli kadınlar da, nâmuslu, fuhuşta bulunmayan ve gizlice dostlar edinmemişler olarak -onlara ücretlerini (mehirlerini) ödediğiniz takdirde- size (helâl kılındı). Kim imanı tanımayıp küfre saparsa, elbette onun yaptığı boşa çıkmıştır. O âhirette hüsrâna uğrayanlardandır.” (5/Mâide, 5)

“Lût'u da (peygamber gönderdik). Kavmine dedi ki: ‘Sizden önceki milletlerden hiçbirinin yapmadığı fuhşu mu yapıyorsunuz? Çünkü siz, şehveti tatmin için kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere yanaşıyorsunuz. Doğrusu siz taşkın bir milletsiniz.’ Kavminin cevabı: ‘Onları (Lût'u ve taraftarlarını) memleketinizden çıkarın; çünkü onlar fazla temizlenen insanlarmış!’ demelerinden başka bir şey olmadı. Biz de onu ve karısından başka âile efrâdını kurtardık; çünkü karısı geride kalanlardan (kâfirlerden) idi. Ve üzerlerine (taş) yağmuru yağdırdık. Bak ki günahkârların sonu nasıl oldu!” (7/A’râf, 80-84)

“Andolsun kadın onu arzulamıştı, -eğer Rabbinin (zinâyı yasaklayan) kesin kanıt (burhan)ını görmeseydi- o da (Yusuf da) onu arzulamıştı. Böylelikle Biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona delil gönderdik). Çünkü o, muhlis kullarımızdandı.” (12/Yusuf, 24)

“Zinâya yaklaşmayın gerçekten o ‘çirkin bir hayâsızlık' ve kötü bir yoldur.” (17/İsrâ, 32)

“Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (câriyeleri) hâriç. (Bunlarla ilişkilerden dolayı) kınanmış değillerdir. Şu halde, kim bunun ötesine gitmek isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir.” (23/Mü’minûn, 6-7)

“Zinâ eden kadın ve zinâ eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah’a ve âhiret gününe iman ediyorsanız, Allah’ın dininde (hükümlerini uygularken) onlara acıyacağınız tutmasın. Mü’miinlerden bir grup da onlara uygulanan cezâya şâhit olsun.” (24/Nûr, 2)

“Zinâ eden erkek zinâ eden ya da müşrik olan bir kadından başkasını nikâhlayamaz; zinâ eden kadını da zinâ eden ya da müşrik olan bir erkekten başkası nikâhlayamaz. Bu mü'minlere haram kılınmıştır.” (24/Nûr, 3)

“Korunan (iffetli) kadınlara (zinâ suçu) atan sonra dört şâhit getirmeyenlere de seksen değnek vurun ve onların şâhitliklerini ebedî olarak kabul etmeyin. Onlar fâsık olanlardır. Ancak bundan sonra tevbe eden ve sâlihçe davrananlar hâriç. Çünkü gerçekten Allah bağışlayandır, merhamet edendir.

Kendi eşlerine (zinâ suçu) atan ve kendileri dışında şâhitleri bulunmayanlar ise onlardan da her birinin şâhitliği Allah adına dört (kere yemin) ile kendisinin hiç şüphesiz doğru söyleyenlerden olduğuna şâhitlik etmektir.

Beşinci (yemini) ise, eğer yalan söyleyenlerdense Allah'ın lânetinin muhakkak kendi üzerinde olması(nı kabul etmesi)dir.

Onun (kadının) da dört kere Allah adına (yeminle) onun (kocasının) hiç şüphesiz yalan söyleyenlerden olduğuna şâhitlik etmesi kendisinden cezâyı uzaklaştırır.

Beşinci (yemini) ise eğer o (kocası) doğru söylüyor ise Allah'ın gazabının muhakkak kendi üzerinde olması(nı kabul etmesi)dır.” (24/Nûr, 4-9)

“Onların (iftiracıların) da bu konuda dört şâhit getirmeleri gerekmez miydi? Mâdem ki şâhitler getiremediler, öyle ise onlar Allah nezdinde yalancıların ta kendisidirler.” (24/Nûr, 13)

“Nâmuslu, kötülüklerden habersiz mü’min kadınlara zinâ isnâdında bulunanlar, dünya ve âhirette lânetlenmişlerdir. Onlar için çok büyük bir azap vardır. O gün dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarından dolayı aleyhlerinde şâhitlik edecektir. O gün Allah onlara gerçek cezâlarını tastamam verecek ve onlar Allah'ın apaçık gerçek olduğunu anlayacaklardır.” (24/Nûr, 23-25)

“Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler ise kötü kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara yaraşır. Bu sonuncular, (iftiracıların) söylediklerinden çok uzaktırlar. Kendileri için bağışlanma ve güzel bir rızık vardır.” (24/Nûr, 26)

“(Rasûlüm!) Mü’min erkeklere, gözlerini (harama) dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle. Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarından haberdardır.” (24/Nûr, 30)

“Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; nâmus ve iffetlerini muhâfaza etsinler. Görünen kısımları müstesnâ olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mü’min kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık husûsiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına ziynetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey mü’minler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.” (24/Nûr, 31)

“Nikâh (imkânı) bulamayanlar, Allah onları kendi fazlından zenginleştirinceye kadar iffetli davransınlar. Sağ ellerinizin mâlik olduğu (köle ve câriyelerden) mükâtebe isteyenlere -eğer onlarda bir hayır görüyorsanız- mükâtebe yapın. Ve Allah'ın size verdiği malından onlara verin. Dünya hayatının geçici metâını elde etmek için -ırzlarını korumak istiyorlarsa- câriyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları (fuhşa) zorlarsa, şüphesiz, onların (fuhşa) zorlanmalarından sonra Allah (onları) bağışlayandır, merhamet edendir.” (24/Nûr, 33)

“Ve onlar Allah ile beraber başka bir ilâha tapmazlar. Allah'ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmezler ve zinâ etmezler. Kim bunları yaparsa ‘ağır bir cezâ ile' karşılaşır. Kıyâmet günü azâbı kat kat arttırılır ve onda (azapta) alçaltılmış olarak devamlı kalır. Ancak tevbe ve iman edip iyi davranışta bulunanlar başkadır; Allah’ı onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.” (25/Furkan, 68-70)

“Lût'u da (peygamber olarak kavmine gönderdik.) Kavmine şöyle demişti: Göz göre göre hâlâ o hayâsızlığı yapacak mısınız? (Bu İlâhî ikazdan sonra hâlâ) siz, ille de kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşacak mısınız? Doğrusu siz, beyinsizlikte devam edegelen bir kavimsiniz!” (27/Neml, 54-55)

“Lût'u da (gönderdik). O, kavmine demişti ki: Gerçekten siz, daha önce hiçbir milletin yapmadığı bir hayâsızlığı yapıyorsunuz! (Bu İlâhî ikazdan sonra hâlâ) siz, ille de erkeklere yaklaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlikler yapacak mısınız! Kavminin cevabı ise, şöyle demelerinden ibâret oldu: (Yaptıklarımızın kötülüğü ve azâba uğrayacağımız konusunda) doğru söyleyenlerden isen, Allah'ın azâbını getir bize!” (29/Ankebût, 28-29)

“Ey peygamberin kadınları, sizden kim açık bir çirkinlikte, utanmazlıkta bulunursa onun azâbı iki kat olarak arttırılır. Bu da Allah'a göre pek kolaydır.” (33/Ahzâb, 30)

“Ey Peygamber! Mü'min kadınlar Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zinâ etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira düzüp uydurmamak (gayrı meşrû olan bir çocuğu kocalarına dayandırmamak) ma'rûf (iyi, güzel ve yararlı bir iş) konusunda isyan etmemek üzere sana biat etmek amacıyla geldikleri zaman onların biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret iste. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (60/Mümtehıne, 12)

“Ey Peygamber! Kadınları boşadığınız zaman iddetleri süresinde (temizlendiklerinde) boşayın ve iddeti sayın. Rabbiniz Allah'tan korkun. Onları evlerinden çıkarmayın, onlar da çıkmasınlar; ancak açık ‘çirkin bir hayâsızlık' göstermeleri durumu başka. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını çiğnerse gerçekte o kendi nefsine zulmetmiş olur. Sen bilmezsin; olabilir ki Allah bunun arkasından bir iş (durum) oluşturur.” (65/Talâk, 1)

“Irzlarını koruyanlar; Ancak eşlerine ve câriyelerine karşı müstesnâ; çünkü onlar kınanmaz; Bundan öteye (geçmek) isteyenler ise, onlar taşkınların ta kendileridir.” (70/Meâric, 29-31)