Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 20. Sayfa - Galibiyet Zafer

Allah Mü'minleri Gâlip Getireceğine Söz Vermiştir

 

Allah'ın yeryüzündeki değişmez kanunları demek olan Sünnetullah'ta hiçbir değişme olmadığı gibi, Allah'ın vaadinde de hiçbir değişme olmaz. Allah'ın vaadi haktır. Allah Teâlâ neyi vaad etmiş ise onun gerçekleşeceğine zerre kadar şüphe yoktur. Geçmişte vaadlerini yerine getirdiği gibi, halde de, gelecekte de yerine getirecektir. İşte O'nun vaadlerinden birisi: “Allah sizden iman edip sâlih amel işleyenlere vaad etmiştir: Onlardan öncekileri nasıl hükümran kıldı, halifeler yaptı, güç ve iktidar sahibi kıldıysa, onları da yeryüzünde hükümran kılıp halifeler yapacak, güç ve iktidar sahibi kılacak ve kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine sağlamlaştıracak ve korkularının ardından kendilerini (tam) bir güvene erdirecektir. Bana kulluk edecekler ve Bana hiçbir şeyi şirk/ortak koşmayacaklar. Ama kim bundan sonra da nankörlük edip küfre giderse işte onlar, fâsıktırlar, yoldan çıkanlardır.” (24/Nûr, 55)

Allah, gerçek bir imanla inanıp sâlih amel işlemek ve yalnızca O'na ibâdet edip, hiçbir zaman şirk koşmamak şartıyla yeryüzünün iktidarını vaad ediyor. Daha önce bu şartlara riâyet edenleri yeryüzünün halifeleri ve mirasçıları yaptığı gibi, şimdi de bu şartlara sâdık kalanları yeryüzünün vârisleri olarak ilân ediyor. Yukarıdaki âyet-i kerimenin muhtevâsına dikkat edilecek olursa, şunlar göze çarpacaktır:

1- Yüce Allah'ın vaadi: Vaadlerin en gerçeği ve en yücesi; yerine gelmesinde hiç şüphe olmayan vaad... Er veya geç yerine gelmiştir ve gelecektir. Dolayısıyla kendisinde hiç şüphe yoktur. Allah asla vaadinden dönmez. Rabbimizin bu İlâhî vaadi bazı şartlara bağlanmıştır:

2- Önce hakiki iman: Öyle bir iman ki, âlemlerin rabbi Allah'tan gelen tüm emir ve yasaklara inanıp onları hayata geçirmeye çalışmak. Sâlih ve ihlâslı bir kalbe yerleşen imanın pratik neticeleri belirleniverir. İman sahibi olan kimse, hayatının bütününü imanına göre yaşamaya çalışır. Her halini Allah'ın emirlerine göre yönlendirir, tüm emirleri en son gayretiyle cehd ederek yerine getirmeye çalışır.

Düşüncesinden fikrine, niyetinden ameline kadar tüm faâliyetlerini kaplayan gerçek iman, onu "tevhid"e yönlendirir. Bu tevhidî yönelişle Allah'a yönelen mü'min, Allah'tan başka tüm yalancı ve uydurma ilâhları reddeder. Allah 'tan başka hiçbir kanun koyucu ve nizam vaz edici kabul etmez. Allah'ın hükümleriyle hükmetmeyen ve hevâ ü heveslerini ilâh edinenlerden yüz çevirdiği gibi, yeryüzünde fitne kalmayıncaya ve hâkimiyet Allah'ın oluncaya kadar onlarla cihad eder.

3- Sâlih amel: Allah Teâlâ'nın emirlerini O'nun rızâsı doğrultusunda yerine getirmek ve yasaklarından alabildiğince kaçınıp sakınmak.

4- Mü’minlerin İktidarı: Önceki mü'minlerin güç ve iktidar sahibi oldukları gibi, şimdiki gerçek mü'minlerin de güç ve iktidar sahibi olacakları, İlâhî vaadin gereğidir. Önceki mü'minler, gerçekten iman edip sâlih amel işlediler ve Allah yolunda malları ve canları ile cihad ettiler (49/Hucurât, 15). Allah da, onların bu ihlâslarına karşılık, kendilerini yeryüzünün iktidar sahipleri yaptı. Mekke'de başlayan İslâmî tebliğ, Medine'de devlet oldu ve hicrî birinci asırda yeryüzünde egemenliğini kurdu. İman, ihlâs ve sâlih amel ile, yalnız Allah'ın rızâsını kazanmayı gâye edinen mücâhid müslümanlar, Allah'ın vaad ettiklerine kavuştular. Aynı İlâhî vaad, Kıyâmete kadar geçerlidir. Yeter ki, o İlâhî vaade ulaştıran şartlara sâdık kalınsın.

5- Allah Teâlâ, dinlerini yerleşik kılıp sağlamlaştıracak: Âlimlerin çoğuna göre en son vahyedilen âyet şudur: "... Bugün size dininizi kemâle erdirdim, üzerinizdeki nimetimi de tamamladım ve size din olarak İslâm'ı seçip beğendim..." (5/Mâide, 3). Allah, kâfirlerin İslâm'ı yıkmaktan umutlarını kestiklerini ve mü'minlerin kâfirlerden değil; yalnız Kendisinden korkmalarını emretmekte  (5/Mâide, 3), kendileri için seçip beğendiği dinin "İslâm" olduğunu beyan buyurmaktadır.

6- Korkuların giderilip güvenliğin oluşması: Korkmak... Allah'tan korkmak; imanın gereği... Allah'tan başka şeylerden korkmak ise korkunç bir felâket... "Artık onlardan korkmayın, Benden korkun..." (5/Mâide, 3), "... Öyleyse insanlardan korkmayın, Benden korkun..." (5/Mâide, 44)

7- Yalnızca Allah'a kulluk yapmak ve O'na hiçbir şeyi şirk/ortak koşmamak: Allah'ın vaadinin şartlarından biri ve en önemlisidir. Hayat nizamı olarak Allah'ın dinini kabul edip tüm ibâdetlerde Allah'a yönelmek ve O'nun hâkimiyetine hiç kimseyi ortak koşmamak gerekir. "Şirkin de çeşitleri ve kısımları vardır. Düşünce ve hareketlerle Allah'tan başkasına yönelmek ve onun buyruğu altına girmek, bir nevi şirktir." (Seyyid Kutub, Fî Zılâli'l-Kur'an, c. 10, s. 460)

İşte İslâm âleminde müstaz'af bir durumda, müstekbirlerin zulmü altında yaşayan müslümanların yeniden, yeryüzünde "güç ve iktidar" sahibi olabilmeleri için gerekli şartlar bunlardır. Allah'ın emrettiklerini, hiçbir itiraz sözkonusu olmadan kabul etmek ve zafer için gerekli şartları yerine getirmek, Allah'ın vaadinin gerçekleşmesinin sebebidir. Eğer bugün emperyalist kâfirlerin zulmü altında nice müslüman inim inim inliyorsa, bu tüm müslümanların görevlerini tam olarak yapmayışlarındandır. (12)